Bugün, tarihe Sivas Katliamı olarak geçen ve insanlık vicdanında derin bir utanç olarak kalan olayların üzerinden on altı yıl geçmiş bulunmaktadır. Devlet kurumları ve yetkililerinin gözü önünde saatlerce süren gerici ayaklanma ve otel kundaklama sonucu aralarında yazar ve sanatçıların da bulunduğu 37 yurttaşımız diri diri yakılarak yaşamlarını yitirmiştir.
Bu olay, tarihte din adına işlenen katliamlara bir örnektir. Bu olayları asla unutmamak ve yaşanan acı olaydan dersler çıkarmak herkesin insanlık görevi olmalıdır. İnsanların din eksenli bakış açısıyla sınıflandırıldığı bir toplumda, bu tür olayların her an yaşanabileceği gerçeğini akıldan çıkarmamak ve bundan kaçınmak sanırız ki çıkarılacak derslerin başında gelir. Sivas Katliamı Yargı kararlarında da vurgulandığı üzere Laikliğe ve Cumhuriyet’e karşı sistemli bir başkaldırıdır. “Cumhuriyet burada kuruldu, burada bitecek” sloganları eşliğinde sürdürülen eylemler; aynı zamanda Türkiye’nin çağdaş dünyayla uyumuna vurulmuş büyük bir darbedir. Katliama öncülük eden kimi yetkililerin halen yakalanıp Adalete teslim edilmemiş olması olayların tam olarak aydınlatılamadığı yönünde bir düşüncenin oluşmasına neden olmuştur.
Yaşanan olaylar sırasında devlet kurumlarının düştüğü aciz, halen belleklerden silinmemiştir. Sekiz saat süren olaylar sırasında yardım çağrılarına kayıtsız kalınması, devlet güçlerinin etkin müdahale yapamamış olması, olayların bu denli korkunç sonuçlar doğurmasına neden olmuştur.
Sivas olayları, ülkemiz ve insanlık adına bir utançtır. Bu utanç, olayların yaşandığı otelin uzun süre lokanta olarak işletilmesi ile daha da vahim bir hale bürünmüştür.
Yaşanan yangının üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, yüreklerdeki acı tazeliğini korumaktadır. Bu acıyı yaşarken; ülkemizin Çağdaş Laik bir Cumhuriyet olarak kalma azmi ve kararlığının sürekli diri tutulması gerçeği ve gereği ortaya çıkmaktadır.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI