Basın Açıklaması: Savunma Dokunulmazlığı Tehdit Altındadır
Son günlerde Türk Yargısı üzerinde gündemi önemli ölçüde meşgul eden ve kamuoyuna yansıyan gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelerin bir kısmı Avukatlar üzerinden Savunma Hakkı'nın ihlali bir kısmı da yargıçların bağımsızlığına ve tarafsızlığına EL ATMA anlamına gelmektedir.

Son günlerde Türk Yargısı üzerinde gündemi önemli ölçüde meşgul eden ve kamuoyuna yansıyan gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelerin bir kısmı Avukatlar üzerinden Savunma Hakkı'nın ihlali bir kısmı da yargıçların bağımsızlığına ve tarafsızlığına EL ATMA anlamına gelmektedir.
Bu çerçevede Avukatların salt savunma mesleğini ifa etmeleri nedeniyle gözaltına alınmaları, bürolarının aranması ve tutuklanmaları orta çağ engizisyon mahkemelerinde dahi görülmeyen bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Savunmanın dokunulmazlığı ilkesinin temelleri Roma Hukukuna kadar giden tarihsel bir birikimin sonucudur. Bu birikim çağdaş yasalarda savunma görevini yapan avukatlara yasal bir takım güvenceler verilmek suretiyle geliştirilmiş ve “Savunma Dokunulmazlığı” hukukun temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Gerek Avukatlık Kanunu gerekse Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bu konudaki güvenceler yazılı ve bağlayıcılığı olan metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. CMK'nın 135/2 ve 46. Maddeleri bu güvencelerin başında gelmektedir. Ancak uygulamaya bakıldığında avukatların müvekkilleriyle yapmış olduğu telefon görüşmeleri başta olmak üzere birçok güvencenin baskı yaratmak amacıyla fiilen ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Tüm bu gelişmelerin yanında yargıç güvencesi olarak adlandırılabilecek olan hususlarda da hukuka aykırılıkların yaşandığı, kamuoyu gündemini meşgul eden yargılama süreçlerinde hâkimlerin bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürülmeye çalışıldığı üzüntü ile gözlemlenmektedir.
Kim olursa olsun ve hangi görevi ifa ederse etsin hiçbir kişinin özel hayatının kamuoyu ile paylaşılması kabul edilemez. Kişilerin özel hayatları sosyal hayatlarından izole edilmiş bir alan oluşturmaktadır. Bu konudaki bilgiler yargı mercilerinin görev alanına girmeyen konulardır. Ancak son birkaç gündür bazı yargıçlarımızın telefon görüşmelerinin dinlenmesi suretiyle basına yansıyan olaylar toplumda infial yaratacak boyutta sonuçlar doğurmuştur. Gerçek olup olmadıkları tartışma konusu olan, kimlerin neden ve nasıl basına servis ettiği bilinmeyen bu bilgilerin paylaşılması ciddi hukuk ve insan hakları ihlalleridir.
Bu tür olaylar hukuka olan güveni sarsmakta ve toplumun adalet duygularını incitmektedir. Asla savsaklama özrünün arkasına saklanılamayacak olan ve özünde suç teşkil eden bu tarz olayların önüne geçmek toplumsal duyarlılık gereği herkesin ve özellikle yargı mensuplarının görev ve sorumluluğundadır. Bugün tüm avukatları, meslek örgütümüzü tedirgin eden olayların başında avukatların savunma sırasında yaptıkları savunma görevi nedeniyle tutuklanmalarıdır. Bu tutum savunmaya olduğu kadar demokratik geleceğimize ve geleneklerimize de tehdit oluşturmaktadır.
İstanbul Barosu bu tür antidemokratik tehditler karşısında meslek örgütü mensuplarının korkmayacağını, yılmayacağını ve arkasında sürekli İstanbul Barosu'nun örgütlü gücünü bulacaklarını bu tehlikeli gidişin bir an önce sonlandırılması gereğini kamuoyuyla paylaşırız.
Saygılarımızla...
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


