İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Açıklaması: Polis Devletine Dönüşüm Başlamıştır

Son iki gündür yazılı ve görsel basında yer alan haberlere göre, Adalet Bakanlığınca 1. Sınıf Yargıçların da Özel yetkili savcılarca sorgulanmasının talep edildiği, bununla da yetinilmeyip biri YARSAV Başkanı Sayın Ömer Faruk Eminağaoğlu, diğeri ise Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sayın Osman Kaçmaz’ın meslekten ihracının istendiği bilinmektedir.

Basın Açıklaması: Polis Devletine Dönüşüm Başlamıştır

Son iki gündür yazılı ve görsel basında yer alan haberlere göre,  Adalet Bakanlığınca 1. Sınıf Yargıçların da Özel yetkili savcılarca sorgulanmasının talep edildiği, bununla da yetinilmeyip biri YARSAV Başkanı Sayın Ömer Faruk Eminağaoğlu, diğeri ise Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sayın Osman Kaçmaz’ın meslekten ihracının istendiği bilinmektedir.

Eğer ortada bir suç ve suçlu var ise tabiî ki yargı gereğini yapmalıdır, yapacaktır da. Bunun için halen bağımsızlığını koruduğuna inandığımız HSYK’nın bu konuda ki kararına kadar ilgili kişiler ifa ettikleri görevler nedeniyle asla yıpratılmamalıdır. Ancak kişileri kendi anlayışında olmadığı için suçlayan ve yargılamaya kalkan anlayışı ve suni suçlu ve suç yaratma girişimlerini kabul edebilmek olanaksızdır. Hele ki kişiler ulusal ve uluslar arası hukuktan doğan demokratik tepkilerini ve yasal haklarını kullanıyorsa bunlardan dolayı kişileri yargılamak hukuka uygun düşmez. Yine kişiler aleyhine yasal olmayan yöntemlerle dinlemeler yapılıyor ve suç teşkil eden eylemlere karşı bireyler haklarını kullanıyor ise bu yasal girişimler sebebiyle kişiler suçlanamaz ve meslekten ihraç edilemez. Baskı ve yıldırma sürecinin yargıya ve mensuplarına karşı sürdürüldüğü de bu uygulamalarla açıkça ortadadır.

Bu durum son derece vahim ve önemlidir. Bu olanlar bir Hukuk Devletinde, siyasi iktidarın nerede durduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Siyasi iktidarın-Devletin tüm kesimlerinde olduğu gibi-Yargı Erkini kontrol altına almak daha sonra burada da kadrolaşmak isteği kabul edilemez. Anayasamızın temel taşlarından biri olan Kuvvetler ayrılığı ilkesi önce gündemdeki bazı davalar nedeniyle ve demokratik açılım kapsamında yapıldığı iddiası ile yaşatılan karşılama törenleriyle sonra da yukarıda sözünü ettiğimiz uygulamalarla zafiyete uğramıştır.

Unutulmamalıdır ki yargıçlar millet adına karar verirken salt adaleti aramak zorundadırlar. Yargıç; kendisini devleti ya da SİYASİ İKTİDARI korumak ve kollamakla yükümlü olarak göremez ve de kendisini devletin memuru olarak göremez. Yargıçlık tüm bunların çok üstünde bir yerdedir. Yargıç herkese karşı tarafsızdır; hatta yargıç kendi inanç ve düşüncelerine karşı da tarafsızdır.   Yargıç asla siyasi iktidarın görüşüne ve resmi eğilimlerine üstünlük tanıyamaz ya da "devletin yüksek yararlarını" koruma misyonunu üstlenemez. Aksine tutum ve davranışlar yargıcın öznel (sübjektif) tarafsızlığını ortadan kaldırır ve bu durumda artık tarafsız yargıdan değil taraflı yargıdan, dolayısıyla "siyasal yargı"dan söz edilir.  "Siyasal yargı"dan söz edilmesi için mahkemelerin açıkça siyasi otoritenin emri doğrultusunda davranmaları da koşul değildir. Bir yargıç kararını verirken, hukuku ve adaleti değil, siyasi iktidarı referans alıyorsa ortada "siyasal yargı" olarak nitelenecek bir durum var demektir. 

Yargı Erkinin kurumsal ilkelerinin zedelenmesine yol açmamak gerekir. Hiç kimsenin ve özellikle hukukçuların ve yargı mensuplarının, yargı üzerinde oynanmak istenen oyunları kabullenmesi beklenemez. Tarafsız Yargıçlar yerine Siyasi İktidarı referans alan Yargıçlar hedeflenmekte ise bundan ne bunu başarmaya çalışanların ne de tüm ulus ve ülkenin yarar görmeyeceği açıktır.  Siyasi İktidarın bu uygulamaları Başta Anayasa olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Evrensel Hukuk İlkelerine karşıtlıktır.  Bu karşıtlık basit bir karşıtlık da değildir, giderek sistemleşmiş ve örtülü bir polis devletine dönüşüm başlatmıştır. 

Ülkemizin genel uygulamalarına bakıldığında fotoğrafın nasıl değiştirildiği kolaylıkla görülmektedir. Bugün ülkemizde siyasi iktidarın Sisteme ve Anayasaya karşı yaptığı bir sivil darbeden de söz edilebilmektedir. Askeri darbelerin kabul edilmesi ne kadar olanaksızsa sivil darbelerin kabul edilebilmesi de o kadar olanaksızdır. Yaşanılanların takdirini kamuoyuna bırakıyor ve ülkemizin demokratik yol ve yöntemlerle yönetileceği bir siyasi iktidar anlayışını sabırsızlıkla bekliyor ve özlüyoruz... 

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Basın Açıklaması: Polis Devletine Dönüşüm Başlamıştır | İstanbul Barosu