İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Açıklaması : Olumlu Ayrımcılık Tanınmadan Kadın-Erkek Eşitliği Sağlanamaz

Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 100. yıldönümünde de buruk kutlanıyor. Neredeyse dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar tam olarak haklarına kavuşmuş değil. Oysa İnsanlar özgür ve eşit doğar. Buna karşın yaşamın her aşaması ekonomik, dinsel ve ırksal ayrımcılıklarla doludur. Bu ayrımcılıklardan en önemlisi ve en çok süre gideni cinsiyet ayrımcılığıdır. İnsanların Temel Özgürlüklere ve insan haklarına saygılı bir toplumda yaşama haklarına karşılık cinsel ayrımcılık bu hakkı tarih boyunca Kadınlar aleyhine geliştirmiş, işletmiş ve kalıcı kılmıştır. Kadın-Erkek eşitsizliği, özünde bir hukuksal yetmezlik olarak ortaya çıksa da bu aslında bir insan hakları sorunudur. Bu nedenle toplumun her kesimine ve her alanına yayılmış bulunan bu eşitsizliğinin giderilebilmesi için olumlu (pozitif) ayrımcılığın tüm yasal metinlerde yer almasını ve de kadının özgürleşmesinin hedef olarak alınması gerekmektedir.

Basın Açıklaması : Olumlu Ayrımcılık Tanınmadan Kadın-Erkek Eşitliği Sağlanamaz

Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 100. yıldönümünde de buruk kutlanıyor. Neredeyse dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar tam olarak haklarına kavuşmuş değil. Oysa İnsanlar özgür ve eşit doğar. Buna karşın yaşamın her aşaması ekonomik, dinsel ve ırksal ayrımcılıklarla doludur. Bu ayrımcılıklardan en önemlisi ve en çok süre gideni cinsiyet ayrımcılığıdır. İnsanların Temel Özgürlüklere ve insan haklarına saygılı bir toplumda yaşama haklarına karşılık cinsel ayrımcılık bu hakkı tarih boyunca Kadınlar aleyhine geliştirmiş, işletmiş ve kalıcı kılmıştır. Kadın-Erkek eşitsizliği, özünde bir hukuksal yetmezlik olarak ortaya çıksa da bu aslında bir insan hakları sorunudur. Bu nedenle toplumun her kesimine ve her alanına yayılmış bulunan bu eşitsizliğinin giderilebilmesi için olumlu (pozitif) ayrımcılığın tüm yasal metinlerde yer almasını ve de kadının özgürleşmesinin hedef olarak alınması gerekmektedir.

Toplumsal yaşamda kadının eşit temsili sağlanmadan, Kadın-Erkek eşitliğinin yerleşmesinin olanağı bulunmamaktadır. Eğitimden çalışma yaşamına değin her alanda cinsel ayrımcılığın giderilmesi için olaya salt fırsat eşitliği açısından değil gerçek anlamda bir kadın - erkek eşitliğinin fiilen ve hukuken yerleşmesi açısından bakılmalıdır. Bu gerek salt kadına yönelik bir istem değil, toplumsal gelişmenin ve çağdaşlaşmanın olmazsa olmaz koşuludur.

Ülkemizde Kız çocuklarının okula gönderilmemesi, kadınların istihdama katılamaması, sosyal ve ekonomik özgürlüklerinin kısıtlı olması dolayısıyla kendilerini geliştirme olanaklarının az olması kadınlar konusunda olumlu ayrımcılık uygulamalarını Türkiye'de de zorunlu kılmaktadır.

Kadına yönelik baskı ve şiddetin, toplumsal bir kararlılık göstermesi salt kültürel sorunlarla açıklanamaz. Kadına bugüne değin bakış açımızın, çizgimizin ve düzeyimizin bir devlet politikası olarak uygulandığı, Kız çocuklarının köyde ve kentte yıllarca okul dışında tutulduğu, kızlarımızı okulla tanıştıracak “Köy Enstitüleri Projesinin” devlet eliyle yok edildiği günler yakın tarihimizin kara sayfalarında yer almaktadır.

1. Kadınlar hala silahlı ve silahsız her tür şiddet ile karşı karşıyadır.
2. Namus kavramı hala kadının bedeni ile özdeşleştirilmekte, kadının kimliği ve adı silinmektedir.
3. Kadınlar hala bazı bölgelerde “töre ve namus için” öldürülmektedir.  
4. Bugün kadınlar hala Çalışma Yaşamında ve Eğitim Alanında cinsel ayrımcılığa tabi tutulmakta ve “fırsat eşitliği” ilkesi göz ardı edilmektedir.
5. Laik Cumhuriyetin büyük çaba ve özverilerle; tecrit edildikleri kafesler arkasından çıkarmaya uğraştığı kadınlar, bugün yeniden örtünmeye, eve yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
6. Kadının hala siyaset alanında, yerel yönetimlerde, mülki yönetimlerde adı yoktur.

Yaşamı var eden, taçlandıran, anlamlandıran kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 100. Yıldönümünü de ne yazık ki yukarıda sıraladığımız temel sorunların içinde kutlamak zorunda kalıyoruz. İstanbul Barosu çağdaşlaşma ülküsünden ödün vermeden kadın-erkek eşitliğini yasalarda, uygulamada kısaca her alanda var etme uğraşının gerçek bir demokrasi uğraşı olduğuna inanmaktadır.

Ülkemiz için bu olumsuz tablonun bir an önce değişmesini diliyor ve kadınlarımızın, Cumhuriyetin felsefesi ile Atatürk ilke ve devrimlerine uygun akla ve bilime dayalı çağdaş ve özgür bireyler olarak toplumdaki yerlerini almalarını dileyerek bu mücadelelerinde İstanbul Barosu olarak bütün sorumluluklarımızı yerine getirmeyi sürdüreceğimizi bir kez daha önemle vurguluyoruz.

Kamuoyuna saygıyla sunulur.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Basın Açıklaması : Olumlu Ayrımcılık Tanınmadan Kadın-Erkek Eşitliği Sağlanamaz | İstanbul Barosu