Basın Açıklaması: Meslektaşlarımıza Yapılan Saldırıları Kınıyoruz
Meslektaşımız Av. Ümit ULAŞ, 29.11.2009 Pazar günü, saat 00.50 sıralarında, bir arkadaşı ile Taksim Sıraselviler caddesinden geçerken, iki sivil polis

Meslektaşımız Av. Ümit ULAŞ, 29.11.2009 Pazar günü, saat 00.50 sıralarında, bir arkadaşı ile Taksim Sıraselviler caddesinden geçerken, iki sivil polis memuru tarafından durdurulmuş ve kimliği sorulmuştur. Avukatlık kimliğini göstermiş ve sivil giyimli kişilerden de polis olduklarını belgeleyen kimliklerini sormuştur. Polislerden biri kimliğini çıkartmış ancak net olarak kimlik gösterilmemiştir. Bunun üzerine polis olduklarından kuşkulanıp yeniden kimliği görmek istediğini beyan etmesi üzerine “artistlik yapma ulan, yürü karakola gidiyoruz” denilerek ellerine arkadan kelepçe takılarak Taksim Polis Merkezi’ne götürülmüş, karakolda tartaklanmış, fiilen gözaltına alınmış, özgürlüğü kısıtlanmıştır.
Baroya durumun bildirmesi üzerine, Başkanlığımızca kendisine Avukat Hakları Merkezinden avukat görevlendirilmiş, görevli avukatın görüşme, rapor alınması için hastaneye sevk talebi ve hukuki girişimde bulunması kolluk biriminde engellenmiş, 04.00’a kadar hiçbir işlem yapılmaksızın bekletilmiş, serbest bırakılmasını müteakip görevli meslektaşımız ile hastaneye resmi sevk olmaksızın Taksim Araştırma ve Eğitim Merkezine gidilerek darp ve cebir raporu alınmıştır.
Aynı gün bir başka stajyer avukat meslektaşımız da Taksim Polis Karakolu’nun karşısında bir Baş komiser tarafından makul bir sebep olmaksızın kimliğinin sorulması üzerine başkaca polislerin de yardımı ile uygunsuz sözlerle yere yatırılıp elleri arkadan kelepçelenerek Taksim Polis Merkezi’ne sürüklenmiş, bu durumun kameralara yakalanmaması için özen gösterilmiş, karakolun tuvaletinde üzerine soğuk su dökülmüş, coplarla başına vurulmuş, burun kemiği tuvalet taşına çarpma nedeni ile zedelenmiş, karanlıkta ıslak bir vaziyette tuvalette bekletilmiş, sistematik işkenceye maruz bırakılmış, şikâyetçi olmaması ve hazırlanan ifadeyi imzalaması için korkutulmuş ve tehdit edilmiş, 04.30 sıralarında sırılsıklam bir vaziyette serbest bırakılmıştır.
İlgili polis memurları hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup, soruşturma Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığınca yürütülmektedir.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun “durdurma ve kimlik sorma” kenar başlıklı 4/A maddesi uyarınca polis ancak bir suç ve kabahatin işlenmesini önlemek, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek amacıyla, makul bir sebebin bulunması halinde durdurma yetkisini kullanabilir. Süreklilik arz edecek fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz. Durdurulan kişiye durdurma sebebi bildirilmeli, nazik davranılmalıdır. Kişilere polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra kimlik sorabilir.
Kanun hükümlerine uygun işlem yapılmadığı gibi meslektaşlarımıza neredeyse kin saiki ile davranılmıştır. Her fırsatta yargı, yargının kurucu unsurlarından olan savunmayı serbestçe temsil eden avukatlara olumsuz bakış açısının uzantısı olan bu durum, hukuka karşı saygısızlığın tezahürüdür.
Yargı görevi yapan avukat meslektaşlarımızla birlikte ülkemizde yaşayan insanlara karşı kimi kolluk birimlerinde dayak, kötü muamele ve işkence yapıldığı, giderek artan yaygın bir kanı olarak ortaya çıkmaya başlamıştır.
Hukuk devletinin temel koşulu bütün devlet işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde Yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir.
Devlet faaliyetlerinin salt yasaya uygun olması da, hukuk devleti için yeterli değildir. Bu faaliyetlerin ölçülü, hukukun evrensel ilkelerine uygun ve birey hak ve özgürlüklerinin asıl olduğunu esas alan bir bilinçle yerine getirmesi gerekir. Hukuk devleti’nin öncelikli hedefi, bireylerin hak ve özgürlüklerini hukuka uygun kullanmalarını temindir. Hukukun dışına çıkan devlet yetkililerini de hukuk kuralları içerisinde etkin bir şekilde soruşturmak, bu tür hukuk dışı uygulamalara taviz vermemek, hukuk devletinin önceliklerindendir.
Bu tip olaylar koruma güdüsü ile hareket edilmeksizin ön kabullerden uzaklaşarak tespit edilip, hukuk kuralları çerçevesinde soruşturulup cezalandırılmalıdır. Bu anlayıştaki kişiler cezalandırılmaz ise, toplumun polise ve devlete olan güveni giderek zayıflayacak, hukuk devletine olan inancı kaybolacaktır. Emniyet birimlerinde hukuk dışı uygulamalar içerisinde olanlara karşı etkin bir soruşturma işlemi yapılacağını, kolluk birimlerinde hukuk dışı ve insani değerlerden uzak muamelelerin önüne geçilebilmesi için harekete geçileceğini, yapılacak etkin işlemlerle bu olaylara taviz verilmeyeceğine inanıyoruz. Böylece, asayişi, toplumun ve bireylerin tasarruf emniyetini, meskenini, halkın ırz, can ve malını korumakla görevli kılınmış Emniyet teşkilatı da töhmet altında kalmayacaktır. Çağdışı ve insanlık dışı bir muamele olan işkence ve kötü muamelenin artık ülke gündemine bir daha gelmemesini temenni ediyoruz. Aksi halde hukuk devletinden zulüm devletine dönüş başlamış olacaktır.
Hukukun örselenmeye çalışıldığı bu dönemde, Barolar olarak Avukatlık Kanunu’nun bizlere verdiği hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve avukatlık onurunu savunmak ve korumak görevimizi, hukukun herkese bir gün lazım olacağı ve hukukun üstünlüğüne sonsuz inancımız gereği sonuna kadar yılmadan ve korkmadan sahip çıkacağımızı, mesleğimizin onuruna ve meslektaşlarımıza karşı yapılacak olumsuz her eylem ve teşebbüs karşısında avukat ve meslek örgütü olan Baroların sert tepki göstereceğini basın ve kamuoyunun bilgisine sunarız.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

