İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Açıklaması : Lozan Antlaşmasının 86. Yılı

Lozan Barış Antlaşmasının 86.yılını coşkuyla kutluyoruz. Lozan Antlaşmasının Türk milleti için ne ifade ettiğinin iyi anlaşılması için yakın geçmişe kısaca göz atmak gerekmektedir.

Basın Açıklaması : Lozan Antlaşmasının 86. Yılı

Lozan Barış Antlaşmasının 86.yılını coşkuyla kutluyoruz. Lozan Antlaşmasının Türk milleti için ne ifade ettiğinin iyi anlaşılması için yakın geçmişe kısaca göz atmak gerekmektedir.

     Emperyalistlerin Osmanlı imparatorluğunu parçalama ve paylaşmaya yönelik gizli anlaşmaları Birinci Dünya Savaşı yenilgisiyle uygulama aşamasına gelmişti. İmparatorluk coğrafyasından elde kalan son vatan toprağı Anadolu’yu da paylaşıp Türk varlığını tamamen ortadan kaldırmayı öngören Sevr, 10 Ağustos 1920’ de işgal altındaki İstanbul yönetimine dayatılmıştı. Sevr paçavrası, emperyalistlerce Anadolu toprağını aralarında paylaşıp, nüfuz bölgeleri oluştururken, bir yandan da kendi himayelerinde Ermenistan, Kürdistan gibi suni devletçikler kurulmasını öngörüyordu. 

      Aciz İstanbul hükümetlerinin politikası, işgalcilerin tüm istemlerini kabul etmek, asla direnmemek üzerine kurulmuştu. Sarayın tavrı ise saltanat ve hilafetin işgalcilerin gölgesinde de olsa devamı olarak özetlenebilir. Emperyalistlerle işbirliğinin, ülkeye ve ulusa ihanetin simgeleşmiş ismi Damat Ferit ve başında bulunduğu mütareke hükümetlerinin utanç verici eylemleri belleğimizden henüz silinmemiştir. Mütareke hükümetlerinin kimi İngiliz yanlısı Şeyhülislamları’ nın başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Milli Mücadele önderleri için idam fetvaları kaleme almaları, işgalci sömürge orduları için duaları da unutulmamıştır!

      Türk milleti, özgür ve onurlu yaşama hakkının, ekonomik ve siyasal bağımsızlığının sömürgeciler tarafından sonsuza kadar yok edilme girişiminin hukuk metni olan Sevr’e karşı direnişe geçti. 

       Türk milleti işgalcilerin silahlı güçlerine karşı çarpışırken, içerdeki ihanet çetelerine karşı da zorlu bir mücadele vermek zorunda kaldı. Türk halkı maddi manevi tüm varlığını ortaya koyarak, bağımsızlık savaşımında özverinin sınırlarının olamayacağını göstererek savaştı. Dış güçlere ve içerdeki işbirlikçilerinin cephe gerisindeki ihanet girişimlerine karşı üç yılı aşkın savaşımın sonucunda barış masasına oturmaya hak kazandı.

        Lozan’ da kurulan barış masasında asırlık hesaplar görüldü. Kurtuluş savaşımının galibi Türkler, emperyalist delegasyon temsilcilerinin barış masasında aldatıcı söylemlerle örtülü çağdaş sömürge olma tekliflerini kararlılıkla reddettiler. Bu direnç ve gerekirse yeni bir savaşı göze alma kararlılığı sonucu, kesintiye uğrayan görüşmeler tekrar başladı. 24 Temmuz 1923’ te, özgürlüğünü kanla kazanmış bir milletin bağımsız, eşit, egemen bir devlet çatısı altında yaşamasının garanti edildiği uluslar arası antlaşma imzalandı.

        Mustafa Kemal başta olmak üzere Kurtuluş Savaşı önderleri ve Türk halkı, geçmişteki olumsuzlukların yeniden yaşanmamasının ekonomik ve siyasal bağımsızlığın özenle korunmasına bağlı olduğunu biliyorlardı. 86 yıl sonra geriye baktığımızda görülen manzara iç açıcı değildir: Ekonomik ve siyasal bağımsızlık, üniter ve ulus devlet olarak yaşama konusunda irade eksikliği görülmektedir. Atatürk Türkiye’sinin temel politikası olan bu konulardaki kararlılığının yerini uluslar arası dinamiklerin yönlendiriciliği almış gibidir.

         Atatürk Lozan’la ilgili olarak; “ Bu antlaşma Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın ortadan kalkmasını ifade eder bir belgedir.” demektedir.

         Dış dinamikler epeydir Türk milletinin Atatürk’ün mirasını reddetmesini, O’ nun döneminin geçtiğini, devletin kurucu ideolojisi olmaktan ve anayasal, hukuksal metinlerden adının çıkarılmasını istemektedirler. Yine aynı çevreler Sevr’ in Anadolu için öngördüğü etnik coğrafyanın doğru olduğunu, demokratikleşmek, AB’ ye girmek isteyen bir Türkiye’ nin bu haritanın öngördüğü biçimde yeniden yapılanmasını önermektedir.

         Belirtilmelidir ki, dışarının bu tür önerilerini ülkemizde dillendiren, hatta uygulamaya koymaya çalışan iç dinamikler de hayli gelişmiştir. Dışarının Atatürksüz Türkiye siparişinin gerçekleşmesi durumunda üniter nitelikte ulus devletin tasfiyesiyle ortaya çıkacak yapının tarikatler ve cemaatler konfederasyonu olacağı bilinmelidir.

         Milli Mücadele Ankara’ sının ve TBMM hükümetinin en zayıf zamanında Geyve  Boğazı’nda da bozguna uğrayan Kuvvayı İnzibatiye ( Hilafet Ordusu ) artıkları boşuna heveslenmesinler.  Türk halkı Atatürk’ ün mirasını ve Lozan’la kurulan özgür, bağımsız, üniter Türkiye Cumhuriyeti’ ni sonsuza kadar yaşatma kararlılığını sürdürecektir!

         İstanbul Barosu, Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluş senedi olan Lozan Antlaşmasının 86. yılında özgür, egemen, bağımsız, çağdaş hukuk normlarıyla donanmış bir ülke uğraşını sürdüreceğini kamuoyuna saygıyla duyurur.

                                İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Basın Açıklaması : Lozan Antlaşmasının 86. Yılı | İstanbul Barosu