İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Açıklaması: Kadınlara Seçme – Seçilme Hakkı Verilişinin Yıldönümünü Kutluyoruz

Çağdaş yaşam biçimi ancak her alanda eşitlik temeline oturtulmuş yaşam biçimi ile sağlanabilir

Basın Açıklaması: Kadınlara Seçme – Seçilme Hakkı Verilişinin
Yıldönümünü Kutluyoruz

Çağdaş yaşam biçimi ancak her alanda eşitlik temeline oturtulmuş yaşam biçimi ile sağlanabilir.

Kadının insan haklarının eksiksiz yaşama geçmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, mecliste ve tüm karar mekanizmalarında eşit temsil ve eşit katılım ile mümkündür. Kadınların kadın sorunlarından haberdar olarak TBMM’de, sendikalarda, sivil toplum kuruluşlarında yer almaları gerekmektedir.

Atatürk; ‘’Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, Kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o toplum felçlidir.’’ düşüncesi ile bunu çok güzel açıklamıştır.

1926 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabulle yürürlüğe giren Medeni Kanun ile erkeklerle eşit haklara sahip olan Türk kadınına, 3. TBMM tarafından 3 Nisan 1930' da kabul edilen bir yasa ile belediye seçimlerine katılma, 1933’te muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934’te Anayasada yapılan değişiklik ile milletvekili seçme ve seçilme hakları tanınmıştır. "İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan

1934 yılında kadınlara tanınan haklar zaman ve hukuksal açıdan bir atılım ise de tüm sorunların yalnız yasalarla çözümlenemeyeceği bilinmekte, uygulama boyutu da önem kazanmaktadır. Kadının insan hakları sorunlarının ancak kadınların siyasette daha aktif rol almalarıyla, hakları için etkin bir mücadele vermeleriyle çözülebilecektir. Kadınlarımızın kendi hak ve özgürlükleri için verdiği savaşım tüm yasa ve önlemlerden çok daha önemlidir. Öteki

1935 yılında kadınların mecliste temsilinde dünyanın 2. ülkesi olarak Cumhuriyetin ilk yıllarında bu hakların hayata geçirilip uygulanması ne kadar hızlı olmuşsa bu gün bu hakların kullanımı, siyasetçilerin demokrasi anlayışı sayesinde siyasette ve karar mekanizmalarında kadınların bulunması noktasında bir kriz yaşanmaktadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İnsani Gelişim Raporuna göre Türkiye, kadınların politik ve ekonomik hayatta yer almaları bakımından 80 ülke arasında 76. sırada bulunmaktadır.

1985 yılında ülkemizce de imzalanan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi (CEDAW) Sözleşmesiyle diğer ülkelerde hayata geçirilen pozitif ayrımcılık yani KOTA’ya erkekler olumlu bakmadıkları ve bunu eşitsizlik olarak gördükleri için ülkemizde kadın hala hak ettiği yerde değildir.

Gerçek demokrasi eşit temsille olur. Eşit temsil için Anayasa’da ve siyasi partiler yasasında değişiklik yapılmalı, kadınların eşit temsiline yer vermeyecek bir Anayasa’nın ne sivil ne de demokratik olmayacağı açıktır. Dünya geneline bakacak olursak 81 ülkede kotanın uygulandığı bilinmektedir. Bu ülkelerden 43’ünde kota, siyasi partilerin tüzüklerine konulan hükümler kapsamında ve seçim adaylarını içine alacak şekilde hayata geçiriliyor. Dünyada kota uygulaması 1980’li yıllarda başladı ve geçen 30 yılda kota uygulayan ülkeler siyasette eşit katılımı sağladı.

Ülkemizde nüfusun % 51’i kadın olmasına rağmen; parlamentodaki temsil % 9,1, Belediye meclislerindeki temsil oranı % 1’lerdedir. Kadının yönetimde eksik temsili sadece kadın sorunu değil demokrasi sorunudur. Demokratik rejimde siyaset belirli bir kesim için değil tüm kesimler için yapılmalıdır.

Siyasete eşit katılım sağlamak demokrasi için artık kaçınılmazdır. Siyasette eşitlik sağlanması ve demokrasinin işlemesi, toplumun yarısını oluşturan kadınların siyasi partilerde yer alması için aşağıdaki önlemler alınmalıdır.

- Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında değişiklik yapılarak, Tüzüklere % 30 cinsiyet kotası konulmalı ve uygulanmalıdır. - Kadınların siyasete katılımında ekonomik durumları dikkate alınarak adaylık sırasında kendilerinden aday başvurusu ile ilgili ücret alınmamalı, kadınların siyasete katılımı için ekonomik yardım ve maddi katkı sağlanmalı yani pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır. Sonuç olarak;

- Cumhuriyete ve değerlerine sahip çıkmak için kadınlar siyasete

özendirilmeli ve kazandırılmalıdır.

- Kadınların iş ve siyaset hayatına katılımı için yaşamlarını

kolaylaştırıcı önlemler alınmalıdır.

- Demokrasi ve katılım için kadınlar yok farz edilmemeli, parti içi

demokrasi işletilmelidir. Eşit hak ve eşit katılım olmalıdır. Kadınlar

gerçek demokrasi için bu yolda mücadeleyi sürdürmelidir.

- CEDAW’ın 4. maddesi gereğince geçici önlem olarak cinsiyet

kotasına parti tüzüklerinde mutlaka yer verilmelidir.

- Devlet kadın erkek eşitliğini Anayasamıza göre yaşama geçirmekle

ve kadının statüsünü yükseltmekle yükümlüdür. Kadınlar güçlendirilmelidir.

Kadın-erkek eşitliğine inanan tüm siyasi partilerin olumlu ayrımcılığı yani kadın kotasını hayata geçirmesini, kadın kotasına eşitsizlik olarak bakma anlayışından vazgeçilmesini diliyor, bu anlayışın bir demokrasi anlayışı olacağına inanıyoruz.

Kadın, yönetimdeki hakkını ancak siyasete katılarak kullanacaktır. Her yerde seçilebilir sırada kadın ve parti meclislerinde % 50 kadın görmek istiyoruz. Hayatın her alanında söz, yetki, karar ve politika üretim mekanizmalarında eşit temsiliyet sağlanıncaya kadar bu taleplerimizin takipçisi olacağız.

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ

Kategori:Haberler
Basın Açıklaması: Kadınlara Seçme – Seçilme Hakkı Verilişinin Yıldönümünü Kutluyoruz | İstanbul Barosu