Basın Açıklaması : Kadına Yönelik Şiddet Sadece Kadının Sorunu Değildir
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Uluslararası Günü dolayısıyla bir basın bildirisi yayınlardılar. Bu bildiride Aile İçi Şiddet Sorunu ve Şiddeti Önleme Yolları aşağıda belirtilmektedir.
· Aile içi kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir.
· Şiddet kadının yasal, sosyal, siyasi ve ekonomik eşitliğini sağlama fırsatlarını sınırlamakta ve azaltmakta, girişimcilik ruhunu ve kendine olan özgüvenini yok etmektedir.
· Aile içi şiddet çocukları olumsuz etkilemekte, çocukların okulda şiddet uygulamalarına yol açmaktadır. Şiddet sağlıklı bir toplum oluşmasının önündeki en önemli engellerden biridir.
· Her dört kadından biri fiziksel, ekonomik, ruhsal, sosyal veya cinsel şiddet mağdurudur.
· Namus cinayeti diye adlandırılan cinayetler, kadına yönelik şiddetin en zalim boyutudur ve temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlalidir. Resmi kayıtlara göre "kadın cinayetleri sayısının son yedi yılda yüzde 1400 arttığı; 2009 yılının ilk yedi ayında 953 kadının namus adına öldürüldüğü; 2003'de 83, 2004'de 128, 2005'de 317, 2006'da 663, 2007'de 1011 ve 2008'de 806 kadın cinayeti işlendiği" görülmektedir.
· Şiddet mağdurunu koruyan, şiddet uygulayanı cezalandıran yasalar var, ancak sığınma evleri yeterli değil, bu nedenle hakkını aramak isteyen kadını devlet yeterince koruyamıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM), aile içi şiddeti önleyemediği, kadını koruyamadığı gerekçesiyle Türkiye’yi tazminata mahkûm etti.
· Erkek egemen zihniyet, kadın erkek eşitliğini göz ardı eden yönetim anlayışı, şiddetin önlenmesi konusunda yasaların yaşama geçirilememesi karşısında gerekli özeni göstermiyor.
ŞİDDETİ ÖNLEME KONUSUNDA YAPILMASI GEREKENLER
- Toplumda şiddet konusunda farkındalık ve duyarlılık yaratmak için okul öncesinden başlayarak okulda, ailede, kamu kurum ve kuruluşlarında, askerlikte, özel sektörde kadın hakları ve aile içi şiddet ve şiddeti önleme konusunda bilgilendirme toplantıları yapılması,
- Şiddeti önleme konusunda Barolar, Yerel yönetimler, Kadın Dernekleri, Medya, Adli Tıp, Yargı ve Güvenlik Güçlerinin işbirliği içinde olması,
- Toplumda şiddeti caydırıcı örnek oluşturma yoluna gidilmesi, Örneğin; aile içi şiddet uygulamış ve hakkında fezleke hazırlanmış milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, aile içi şiddet uygulayan memurların disiplin soruşturmasına tabi tutulması,
- Şiddetin olumsuz etkilerine dikkat çekilmesi bu hususta yazılı ve görsel basının yayınlar yapması,
- Belediyeler Kanunu gereğince, belediyelerin sığınma evi açma görevlerini yerine getirmeleri, kadın sığınma evlerinin ihtiyacı karşılayacak sayıya ulaştırılması
- Kadınların eğitiminin yanı sıra toplumdaki kadın ve aileye bakış açısının değiştirilebilmesi için erkeklere yönelik yoğun bilgilendirici programlar yapılarak erkek farkındalığının yaratılması
- TBMM Fırsat Eşitliği Komisyonu tarafından yaygın ve kararlı Devlet Politikası uygulanmasının takip edilmesi,
- Kadın istihdamının artırılması, kadınlar için meslek edindirme kursları açılması ve kadınlara iş sahaları yaratılması konusunda ilgili Bakanlığın kadın kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışmalar yapması ve fon oluşturması.
- 4320 sayılı yasanın Avrupa Konseyi Sözleşmesini uygun olarak düzenlenmesi.
- Sığınma evlerinde, sığınmacı mağdurların eğitimleri, mesleki beceri kazandırılması ve şiddet sonrası yeni bir yaşam kurabilme beceri ve olanaklarının sağlanması, iş imkânı yaratılması için devletin ve ilgili kurumların gerekli maddi desteği vermeleri ve bunun için özel fonlar oluşturulması,
- Kadına yönelik şiddetin sadece kadının sorunu olmadığı, toplum sağlığını yakından ilgilendiren bir sorun olduğu kabul edilmesi, kalıcı çözüm için kararlı bir devlet politikasının uygulanması gerekir.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak 5 Adli Yardım Bürosunda kadına yönelik şiddetle ilgili başvurularda duyarlılık ve acil çözüm açısından Kadın Hakları Merkezi eğitimi almayan avukatlara davaların verilmediğini bu konuda duyarlı olunduğunu belirterek 2 yılda adli yardım bürosundan 5000 civarında avukata görevlendirme yapıldığını belirtmektedir. Bu davalar boşanma, 4320, velayet, nafaka vb. gibi davalardır. Ayrıca hazırlanan broşürler belediyelere, ilgili yerlere ve sivil topluma gönderilerek farkındalık sağlanmasına yardımcı olmaktadır.
Sonuç olarak tüm kadınlar en kısa sürede kadın ve aile bireylerine yönelik şiddet konusunda gündemde olan tasarının biran önce yasalaşmasını ve Türkiye’nin imzaladığı Avrupa Konseyi Sözleşmesinin yani İstanbul Sözleşmesinin ivedilikle onaylanmasını istiyoruz.


