Basın Açıklaması : “Kadın Erkek Tüm Bireyler Eşit Olarak Doğar Eşit Haklara Sahiptir”

Kadına yönelik şiddete ilişkin imza attığımız uluslararası sözleşmelerin ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ortak amacı, kadına yönelik şiddeti durdurmaktır. Ancak gün geçmiyor ki ülkemizde kadına yönelik şiddete ait akıl almaz haberler medyada yer almaya artarak devam ettiği gibi sadece ilişkiye taraf olan kişilerin değil kurumların da kadını ötekileştirmeye yönelik ayrımcı sözleri devam ediyor.
Kadınlara karşı ayrımcılık, kadın haklarının anayasası kabul edilen Cedaw sözleşmesinde “Kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın, yaşamın her alanında insan haklarının tanınmasını; kullanılmasını; yararlanılmasını engelleyen, ortadan kaldıran - cinsiyete dayalı her türlü ayrım, dışlama veya sınırlama- olarak tanımlanmıştır. Kadına karşı ayrımcılığın önlenebilmesi için taraf devletlere her iki cinsten birinin aşağılığı veya üstünlüğü fikrine veya kadın ile erkeğin kalıplaşmış rollerine dayalı ön yargıların, geleneksel ve diğer bütün uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla kadın ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarını değiştirilmesi görevini yüklemiştir.
Yine Avrupa Konseyi Sözleşmesini ilk imzalayan ve onaylayan devlet olarak; kadınlara yönelik şiddetin toplumsal cinsiyete dayalı şiddet şeklindeki yapısal niteliğinin ve bu şiddetin, erkeklerle kıyaslandığında kadınları ikincil konuma zorlayan temel sosyal mekanizmalardan birisi olduğunun bilincinde olarak kadına yönelik şiddeti önlemeyi taahhüt etmiş bulunmaktayız.
Diyanet İşleri Başkanlığı görevlisi Din İşleri Yüksek Kurulu’nun üyesi “ Kadın bir süstür… dolayısıyla değerlidir ve korunması gerekir,.. bunu sadece eşine yöneltmelidir ” şeklindeki açıklaması, bizatihi ayrımcılığın dolayısı ile de kurumlar tarafından kadına yönelik şiddetin ta kendisidir. Kadını birey olarak değil yalnızca ailede var olabilen, erkeğe aidiyeti olan, sahibi olduğu, erkeğin bir uzantısı ve korunması gereken bir cins olarak ele alan zihniyet ürünü bu söylem, kadını “eşit insan haklarına sahip” bir birey olarak insan hakları kapsamında korunmasından değil aksine sahiplenilmesi, sakınılması, sakınması gereken meta yerine koymaktadır. Kaldı ki ülkemizde kadına şiddetin en önemli sebeplerinden biri; erkeğin, evlilik içinde kadının eşi ile aynı yönde olmayan düşünce ve hayat biçimine, evliliğin sona ermesi halinde ise kadının ayrı bir yaşamının olmasına şiddetle karşı çıkmasıdır.
Aslında bu söylemle insan neslinin iki cinsi olmakla dolayısı ile de eşit olarak evrensel insan haklarına sahip olması gereken kadının özgürlüklerini kısıtlarken erkeğinde, nefis ve iradeden yoksun insanı erdemlerini kontrol edemeyen olduğu beyan edilmektedir. O nedenle bu söylem her iki cinse karşı da küçük düşürücüdür.
Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilisinin tam da Türkiye’deki mantalitede yer alan bu sorunu destekler tarzdaki sözleri, Devlet olarak ayrımcılığı önlememiz gerekirken kurumlar aracılığı ile ülkemizi kadına yönelik ayrımcılığı ve dolayısı ile şiddeti destekler duruma düşürmektedir.
Diyanet İşlerinin kurulma amacına bakıldığında, “Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek (Anayasa md. 136), İslam Dini'nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek. (633 S.K. md.1) gösterilmiştir.
Dolayısı ile halkımızı bu esaslar çerçevesinde din konusunda bilgilendirme amaç ve misyonu olan Diyanet işlerinin görevini ifa ederken akdettiğimiz ve iç hukukumuzda yer alan ve anayasamızın 90. maddesi uyarınca anayasa ile çelişen hallerde dahi üstünlüğe sahip bulunan uluslararası sözleşmeler ile taahhüt ettiğimiz yükümlülükleri yerine getirebilmemiz, kadına yönelik şiddetin önlenebilmesini sağlayabilmemiz için önce devlet ve kurumlar nezdinde eylem ve söylemlerimizde kadının insan haklarına daha özenli ve saygılı olmak zorundayız.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, Diyanet İşlerinin devam eden kadına yönelik her türlü eylem ve söylemlerini ve bu nedenle toplumumuza yapılan baskıları kınıyor, her türlü şiddete hayır diyoruz.
İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ


