Basın Açıklaması - İstanbul Boğazı’Ndaki Tehlikeye Acilen Önlem Alınmalıdır
Avrupa ile Asya kıtalarını birbirinden ayıran, Karadeniz'i, Akdeniz'e birleştiren dünyanın en yoğun uluslararası deniz trafiğine geçiş imkânı veren, Ülkemizin ve Bölgenin doğal ve tek suyolu olan İstanbul ve Çanakkale Boğazları her geçen gün daha da artan bir tehlike ile karşı karşıya kalmaktadır.

Avrupa ile Asya kıtalarını birbirinden ayıran, Karadeniz'i, Akdeniz'e birleştiren dünyanın en yoğun uluslararası deniz trafiğine geçiş imkânı veren, Ülkemizin ve Bölgenin doğal ve tek suyolu olan İstanbul ve Çanakkale Boğazları her geçen gün daha da artan bir tehlike ile karşı karşıya kalmaktadır.
Zira Montrö Sözleşmesi'nin imzalanmasından bu yana, Boğazlardaki trafik hacmi her geçen gün artmış, çok kritik ve tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Son yıllarda, sadece gemi trafiği artış göstermekle kalmamış ayrıca, teknolojik gelişmelerle birlikte gemi boyutları da oldukça büyümüştür.
İstanbul Boğazı’nın meteorolojik ve oşinografik şartlarını, doğal ve yapay engellerini, yerel trafiğinin karakterini ve akış yönünü bilmeyen, bir diğer deyişle İstanbul Boğazı geçiş tecrübesine sahip olmayan ve hatta bu boğazdan belki de ilk defa geçen gemi kaptanlarının tecrübe eksikliklerinin, seyir hatalarının ve gemilerinin teknik yapı eksikliklerinin veya diğer sebeplerin meydana getirdiği kazalarda son yıllarda önemli artış gözlenmiştir.
Nitekim son bir ay içerisinde; önce 29.05.2009 tarihinde Saint Vincent & Grenadines bayraklı Ella J isimli kereste yüklü Ro-Ro gemisi dümen arızası yapmış, ardından 10.06.2009 tarihinde ise Panama Bayraklı Poseidon V isimli kuru yük gemisi dümen kilitlenmesi arızasından dolayı yeni bir tehlikeye yol açmış ve en son 16.06.2008 tarihinde Türk Bayraklı İlke Mete isimli boş kuru yük gemisinde İstanbul Boğazı’nda seyir halinde iken meydana gelen dümen arızası nedeniyle son anda faciadan dönülmüştür.
Tüm bu kazalar incelendiğinde, genellikle kazaların temelde gemilerin kılavuz kaptan almamaları ve arızalı ya da eksik donanımla seyir yapılmasından kaynaklandığı görülmektedir.
Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü’ne göre İstanbul Boğazı’ndan uğraksız (transit) geçiş yapan gemilerin kılavuz kaptan alma yükümlülüğü bulunmamaktadır. İstanbul Liman Tüzüğü ile de sadece belirli tonaj ve nitelikteki gemilerden İstanbul Limandaki iskele, rıhtım, tesis ve işyerlerine yanaşacak, şamandıralara bağlanacak, ya da buralardan ayrılacak, Paşabahçe ve Dolmabahçe demir yerlerine demirleyecek ya da demirden kalkacak olanlar hakkında kılavuz kaptan alma zorunluluğu getirilmiştir. Bununla birlikte Tüzüğün 27.maddesine göre “Trafik Kontrol Merkezince Türk Boğazları’ndan uğraksız geçiş yapacak gemilere can, mal, seyir ve çevre güvenliği bakımından kılavuz kaptan almaları önemle tavsiye edilmesi” kabul edilmiştir.
İstanbul Barosu olarak:


