Basın Açıklaması : Biz Bu Şiddete Hiç Şaşırmadık
Dün Fatih’te bir yurttaşımız yol ortasında

Dün Fatih’te bir yurttaşımız yol ortasında 5 polis tarafından kıyasıya dövüldü. Olay, medya tarafından kamuoyuna yansıtılınca, özel duyarlılıklar harekete geçmiş gözüktü.
Oysa İstanbul Barosu olarak biz bu şiddete hiç şaşırmadık.
2007 Haziranında Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasasında değişiklik yapılarak, polise güç kullanımı konusunda geniş yetki verilmesi ile başlayan süreç, zaten sancılı olan bir geçmişe sahip bulunan bu alanda, yangına körükle gidilmesi sonucu doğurmuştu. O tarihten bu yana, kollukta yaşanan ve tümü olumsuzluklar içeren bir dizi değişikliğin çok ağır bir faturası olacağını topluma ve yetkililere anlatmaya çalışmıştık. İstanbul Barosu olarak TCK 256. Maddeyi de anımsatarak, polise aşırı olarak yüklenen motivasyonun bizzat polis için ağır sonuçlar doğurması ihtimaline de işaret etmiştik. Üzülerek tespit etmeliyiz ki, bu açıklamaların hiçbirisi nazara alınmadı.
O günden bu yana bizzat polisin silah kullandığı olaylarda 8 yurttaş yaşamını yitirdi. Yüzlerce yurttaş yaralandı. İşçiler, gençler, işsizler, kadınlar yerlerde sürüklendi, tekmelendi. Çocuklarını düşürecek derecede şiddet gördüler.
Yasaları ihlal eden polislerin soruşturmaları bir türlü sonuçlanamadı. Sonuçlananların çoğundan toplumsal algıyı değiştirecek kararlar çıkmadı. Bir yandan yasal mevzuat hükümleri, diğer yandan adli kolluk kavramından yoksunluk, cezai yaptırımları etkisiz kıldı.
Kolluğu şikâyet edenler, bir süre sonra “görevli memura mukavemet” suçundan kendisini sanık olarak mahkemede buldu. Eylemi gazete dağıtmaktan ibaret olan bu yurttaşlardan birisi işkencede öldü.
Tartışmalar, kaydırılan eksenler üzerinden yapıldı. Demokratik haklarını kullananlara karşı, sadece “seyretme” görevi olan polis, inanılmaz bir saldırı ile “hakkın kullanımını engellerken”, sanki protesto edenler de güç kullanıyormuş gibi, “orantısız güç” tartışmaları açıldı.
Biber gazlarına ilişkin tıbbi açıklamalara rağmen, ısrarla kullanılan bu silah, sonunda Yalova’da ölümle sonuçlanan bir vak’ayı yaşattı. Biber gazlarının sorumsuzca kullanımı engellenemedi.
Polis, sadece “ibret” için, şiddet kullandı.
Tam da bunlar yaşanmakta iken İçişleri Bakanlığına İdris Naim Şahin getirildi!
Dün polise yeni alınan copların ne denli “caydırıcı” olduğu açıklanmakta idi ki, daha caydırıcı “geleneksel yöntemlere” dönüldüğü ortaya çıktı.
Bir yurttaş, “sadece yol verme” yüzünden polisle tartışınca, 5 polis tarafından kıyasıya dövüldü. İroni değil ama bu kez yurttaşı polisin elinden başka yurttaşlar kurtardı.
Biz bu şiddete hiç şaşırmadık. Çünkü polis devletinde bunlar olağandır. Polis devletinde “infaz” da polis tarafından uygulanır.
Şimdi olayın sorumlusu olarak 5 polis gündemde kalacak, o polislerin bu denli şiddet kullanmasına neden olan iklimi yaratan asıl failler, içimize su serpen açıklamalarla, nisyan ile malul olan hafızamıza hitap edeceklerdir.
Biz hiç şaşırmadık.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


