Basın Açıklaması - Bankacılık Düzenleme Ve Denetleme Kurumu’Nun Hazırladığı Banka Kartları Ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı İle İlgili İstanbul Barosunun Görüşü

İstanbul Barosu Başkanlığı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin görüş ve önerilerini saptayarak Başbakanlığa gönderdi.
İstanbul Barosu'nun söz konusu yasa tasarısı değişiklikleri ve gerekçeleriyle ilgili görüşü şöyle:
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ‘Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı’ kenar başlıklı 169. maddesinde; “Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz” denilmiştir.
Yine kanunun ‘Avukatlık Ücreti’ kenar başlıklı 164. maddesinin 5. fıkrasında, “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez” denilmiştir.
Oysaki 5464 sayılı kanuna getirilmek istenilen yeni düzenleme ile Avukatlık Kanunu’na aykırı olarak avukatlık ücret tarifesinden düşük bir meblağa hükmedilmekte ve avukata ait olan ve dolayısı ile ancak hak sahibinin feragat edebileceği kanuni vekâlet ücretinden, yasal düzenleme ile hak sahibi olmayan feragat etmektedir. Bu durum anayasanın hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Dolayısı ile düzenleme taslağının öngörülen şekilde yasalaşması, anayasaya aykırılık sonucunu doğacaktır. Bu haliyle yasanın çıkması ve anayasa mahkemesince iptal edilmesi halinde, ayrı bir hukuki kaos doğacak ve sonuçta mağdur olan yine kredi kartı borcu sahipleri olacaktır.
Vatandaşlarımızın borç batağına sürüklenmesine, ailelerin dağılmasına ve toplumsal bağların çözülmesine neden olan birikmiş kredi kartı borçları ve yüksek faizlerin toplumsal bir mutabakatla çözümlenme çabalarını memnuniyetle karşılamaktayız. Ancak sorunun yalnız bu şekilde geçici yöntemler uygulanmak suretiyle, yeniden yapılandırmalarla çözülemeyeceğini düşünmekteyiz. Eğer yeniden yapılandırma, kısmi aflarla bu borçların oluşumunun engellenmesi sağlanmış olsa idi, bu zamana kadar çıkartılan bu tarz düzenlemeler ile sorunlar çözümlenmiş olacaktı.
Ekonomik kriz nedeni ile işsiz kalan pek çok yurttaşımızın işsizlik sorunları çözülmedikçe, bir zaman sonra yine birikmiş kredi kartı borçları ülkemizin gündemine gelecektir. Sorunun bir başka ayağı da, bankalarca ödeme güçleri yeterli araştırmaya tabi tutulmadan, caddelere kurulan tezgâhlar ile sadece nüfus cüzdan sureti almak ve kredi sözleşmesi imzalatmak suretiyle herkese verilmeye çalışan kredi kartlarıdır. Bu noktada da yasal düzenlemeler yapılmasına ve sorumlulukların paylaştırılmasına ihtiyaç vardır.
Netice olarak, yukarıda belirttiğimiz sorun ve çözüm önerilerimizin dikkate alınacağını umarak, ülkemizin yaşadığı ekonomik kriz nedeni ile toplumsal mutabakatın bir ayağı olan kredi kart borçlarının yeniden yapılandırma çalışmalarında, ülkemizin ekonomik sorunlarını da yakından bilen ve izleyen biz avukatlara da düşen gerekli fedakârlığı yapmaya hazırız.
Ancak hukukun üstünlüğünü savunma görevi olan Baroların, hukuk devleti temel ilkesine, Avukatlık Kanunu’na ve hakkaniyete aykırı olduğunu düşündüğümüz icra takiplerinde nispi vekâlet ücretini yüzde yirmibeşe çeken düzenleme taslağı bu yönüyle yasaya ve hukuka aykırılık oluşturacaktır. Sorunun ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin İcra ve İflas Müdürlüklerindeki hukuki yardımlara ilişkin Avukatlık Ücretinin belirlenmesine dair 11. maddesinin (5).bendine göre çözümlenmesinin doğru olacağı görüşündeyiz. Belirtilen maddeye göre; "Borçlu itiraz süresinde borcunu öderse tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir."
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI
Tasarının tam metni için tıklayınız.


