Son günlerde yaşadığımız iki olay basın özgürlüğünün ülkemizde ne denli sınırlandırıldığının ve tehdit edildiğinin göstergesidir. Basın, demokratik yönetimlerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelir ve demokrasinin vazgeçilmezlerindendir. Demokrasinin olmazsa olmaz koşullarındandır.
Siyasi iktidarın yaratmak istediği ‘yandaş basın’ sisteminin demokratik düzende yeri yoktur. Ancak siyasi iktidar, her geçen gün biraz daha etkili ve biraz daha kararlı olmak üzere basın özgürlüğünün üzerine giderek 'yandaş basın' yaratma hedefine yaklaşmaktadır.
Bir yandan muhalif görsel ve yazılı basın mensupları birer bahane ile tutuklanarak susturulmak istenmekte, öte yandan da bağımsızlığını ve yansızlığını korumak isteyen medya kuruluşuna örneği görülmemiş oranda vergi cezası salınarak 'yandaş' olması için baskı yapılmaktadır.
Son günlerde Doğan Medya Grubuna yasa ve usul hükümleri bir tarafa bırakılarak salınan yüksek miktarlı verginin hiçbir hukuksal alt yapısı bulunmamaktadır. Ayrıca Cumhuriyet Gazetesinin santral telefonlarının dinlemeye alınması ve tüm gazetecilik faaliyetlerinin denetlenmesi de demokrasilerde asla eşine rastlanamayacak bir durumdur. Aynı zamanda bu dinleme CMK'da sayılan yöntemlere de aykırı olduğundan suçtur.
Demokratik kural ve yöntemleri bir yana iten antidemokratik anlayışa son verilmelidir. Siyasi iktidara yaranma adına yasa ve yöntem hukukuna aykırı vergi salanlar, dinleme yapanlar hakkında ise yasal işlem başlatılmalıdır. Hukuk devletinin gereği budur.
Kamuoyu ve basınımızın dikkatlerine sunulur...
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI