İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Açıklaması

Çocukların acı dolu çığlıkları, başka çocukların suçuymuş gibi kabul edilip, cezaevi idaresi ve devletin sorumluluğu

Basın Açıklaması

Çocukların acı dolu çığlıkları, başka çocukların suçuymuş gibi kabul edilip, cezaevi idaresi ve devletin sorumluluğu örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Oysa bilinmelidir ki onlar sadece çocuk, Devlet ise onları korumakta asıl sorumludur.

Pozantı Çocuk Cezaevi’nde yaşanan gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği doğmuştur.

2011 Nisan ayında bazı sivil toplum kuruluşlarına Pozantı cezaevinde kalan çocuklar tarafından taciz, tecavüz ve şiddete uğradıklarına dair yakınmalar iletilmiştir. Başvuru yapılan kuruluşlar tarafından da çocukların durumu ve bu şikayetler ile ilgili raporlar hazırlanmış, bu kapsamda Cumhuriyet Savcılıkları tarafından basında çıkan haberler gerekçe gösterilerek soruşturma açılmıştır.

Ancak tüm bunlara rağmen, koca duvarlarla çevrili çirkin olayların yaşandığı bu yerde, umutları sönmüş onlarca çocuğun şiddete maruz kalmaları sonucu attıkları çığlıklar ancak 2012 yılında duyulabilmiştir.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından 2010 yılında yapılan inceleme sonucunda hazırlanan  Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Ve Eğitim Evleri İnceleme Raporu’nda “Cezanın ıslah edicilik işlevi düşünüldüğünde, bunun yapılmasının fiziken mümkün olmadığı görülen, ayrıca konum ve şartları itibari ile de çocukların bulunmasının uygun olmadığı, Pozantı, Bergama ve İncesu Ceza İnfaz Kurumları’nın faaliyetlerine son verilmesi, amaç açısından doğru olacağı gibi ekonomik katkı da sağlayacaktır,” görüşüne yer verilmiştir.

Öncelikle sorulması gereken soru; neden bu kadar çok çocuğun kapalı ceza infaz kurumunda tutulduğudur? Uluslararası sözleşmelere imza koyarak birçok taahhüt altına giren devlet, sorunların çözümünü cezaevleri inşa etmekte mi görmektedir? Çocuklar evde, okulda, sokakta korunmadığı gibi yirmi dört saat devlet gözetiminde dahi korunamamaktadır.

Çocuklara işkence ve kötü muamele yapılmasına hiç bir şekilde göz yumulamaz. Devlet, çocukları istismardan korumakla yükümlüdür. Bunun yerine asıl sorunun üzerine gidilmeden mesele kapatılmaya çalışılmaktadır.  Bu aşamada çocukların Sincan Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na nakledilmesi, kalıcı çözüm olmaktan ziyade daha büyük sorunlara yol açacak niteliktedir. Bu şekilde çocukların mağduriyetleri önlenemeyeceği gibi çocuklar hak ihlaline uğramaya devam edeceklerdir. Avukatları ve maddi durumu yetersiz olan aileleri ile görüşemeyecekler, duruşmalarına katılmak konusunda sorunlar ile karşılaşacaklardır.

Hiç bir çocuğun, ailesi ile görüşmesinin engellenmesi ya da zorlaştırılması kabul edilemez, adil yargılanma hakkı ise, sanık haklarının vazgeçilmezi olması ile birlikte çocuklar açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu arada, çocuklara ne gibi bir rehabilitasyon yardımı sunulduğu, aileleri veya uzmanlarla görüşmeleri konusunda nasıl destek verildiği ve suça iten nedenlerin çözümü konusunda hangi önlemlerin alındığı tartışma konusu dahi yapılmamaktadır.

Çözüm için;

Sözü edilen istismar vakaları yaşanmamış olsa dahi çocukların tutuklanarak kurumlara kapatılmalarına son çare olarak başvurulmalıdır. Tutuklanarak ya da hapis cezası verilerek özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuklar ise, yetişkinlerden ayrı olarak,  çocuklara özgülenmiş kurumlarda tutulmalıdır. Kurumlarda çalışan personelin, çocuk hakları alanında eğitim almış olmalarına ayrıca önem verilmelidir.

Kurumda istismara uğradığı iddia edilen ve buna tanıklık eden tüm çocuklar psikolojik olarak desteklenmeli ve haklarında koruyucu tedbirler alınarak daha fazla örselenmelerine izin verilmemelidir.

Bu tür olayların önüne geçilmesi ve hemen müdahale edilebilmesinin sağlanması açısından çeşitli disiplinlerde uzman kişiler ile meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan bağımsız izleme heyetleri oluşturulmalıdır.

Gerekli yasal düzenlemeler acilen yapılarak, TMK başta olmak üzere tüm kanunlara çocuk haklarına uygun düzenlemeler getirilmeli ve derhal uygulamaya geçirilmelidir.

Çocukları cezalandırma odaklı sistemden vazgeçilmeli, tüm adli süreç çocuk adalet sisteminin niteliklerine uygun şekilde yürütülmelidir.

Etkili soruşturma ve inceleme yapılarak, yaşananlarda ihmal ve kusuru olan tüm sorumlular tespit edilerek yargılanmalı ve etkili biçimde cezalandırılmalıdır.

Tüm kamuoyuna açık çağrımızdır ki bu konuda her türlü kurum ve kuruluş üzerine düşeni yapmalı ve sürecin asli müdahili olarak takipçisi olmalıdır.

          İSTANBUL BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ

Kategori:Haberler
Basın Açıklaması | İstanbul Barosu