Basın Açıklaması: 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı
Osmanlı Devleti’nin toprağı olan, üzerinde yaşayanların da Osmanlı yurttaşı olduğu Kıbrıs adası 1877- 1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasındaki süreçte İngiltere’nin baskıları sonucu İngilizlere kiralanırsa da hukuken Osmanlı toprağı olarak kabul edilir. İngiltere Birinci Dünya savaşını bahane ederek bir oldubittiyle 1914 yılında adayı ilhak ederek sömürgeleştirir.

Osmanlı Devleti’nin toprağı olan, üzerinde yaşayanların da Osmanlı yurttaşı olduğu Kıbrıs adası 1877- 1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasındaki süreçte İngiltere’nin baskıları sonucu İngilizlere kiralanırsa da hukuken Osmanlı toprağı olarak kabul edilir. İngiltere Birinci Dünya savaşını bahane ederek bir oldubittiyle 1914 yılında adayı ilhak ederek sömürgeleştirir.
Adanın asli unsuru olan Türk’leri yok etmek ve Kıbrıs’ ı Yunanistan’a bağlayarak ENOSİS’ i gerçekleştirmek isteyen Rumlar 1 Nisan 1955 yılında EOKA terör örgütünü kurarlar. Yunanistan ve Türkiye arasında 1959 yılında Zürih’te düzenlenen konferansta Kıbrıs’ ta Rum ve Türklerin oluşturacağı bir devletin kurulması kararlaştırılır. Londra’ da düzenlenen ve İngiltere- Yunanistan- Türkiye’nin katımıyla düzenlenen görüşmeler sonucu 16 Ağustos 1960 tarihinde anlaşma imzalanır.
Bu anlaşmaya göre ada İngiliz egemenliğinden çıkar, Türkler ve Rumlar olmak üzere iki eşit- egemen-kurucu halkın oluşturduğu Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur. Cumhurbaşkanı Rum, Cumhurbaşkanı yardımcısı ise Türk olacaktır. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere yeni devletin garantörlüğünü üstlenirler.
Yunanistan ve Rum tarafının kendilerini bu anlaşmayla bağlı saymadıklarının kanıtı 21 Aralık 1963 tarihli, Ada Türklerini toptan yok etmeye yönelik AKRİTAS PLANI’ dır. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios, İçişleri Bakanı Yorgacis, Meclis Başkanı Klerides, Çalışma Bakanı Papadopulos ( sonradan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı ) bu planın düzenleyicisi ve uygulayıcıları olarak görülmektedir. Meşru devletin en üst noktalarında bulunan yöneticiler aynı zamanda bu ortak devleti yok etmeye yönelik faşist bir terör örgütünün kurucularıdırlar!
Ada Rumlarının Yunanistan destekli terör kampanyaları sonucu çok sayıda Türk hayatını kaybeder, topraklarından kovulur. 15 Temmuz 1974 tarihinde Yunanistan’daki cunta yönetiminin arkasında olduğu Niko Sampson’un başını çektiği faşist darbeyle Makarios devrilir. Amaç Türkleri katletmek ve adayı Yunanistan’ a bağlayıp Enosis’ i ilan etmektir. Bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs’taki soydaşlarının can güvenliğini sağlamak için, Zürih ve Londra anlaşmaları, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün ve uluslar arası hukukun verdiği meşruiyetten doğan haklarını kullanır. Faşist darbecilere karşı askeri harekata başvurur ve Kıbrıs’ a çıkar.
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonucu bir soykırım girişimi önlenir. Ada Türkleri kadar ada Rumlarının da yaşam güvencesi sağlanır. Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin tüm çabalarına karşın Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının olumsuz tutumu ve Enosis’ te ısrarları nedeniyle bir arada yaşama olanağı kalmadığı anlaşılır. Yine de federal bir yapılanma ile sorunun çözümü konusundaki iyi niyetin somut göstergesi olarak 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edilir. Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetiminin olumsuz tutumlarının devamı, üstelik uluslar arası baskı, ambargo ve tecrit girişimleri üzerine 15 Kasım 1983’te egemen, bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ( KKTC ) kurulur.
Kaynağını uluslar arası hukuk ve meşruiyetten alan, bir ulusun dünya milletlerinin eşit ve onurlu bir üyesi olarak var olma felsefesinin somut örneği KKTC bugün hukuki varlığını sürdürmektedir. ABD ve AB’nin hukuksal olmayan, yok sayıcı, dışlayıcı tutumuna karşın Kıbrıs Türk halkının meşru temsilcisi olan KKTC tüm baskılara rağmen hukuk ve meşruiyet mücadelesini sürdürmektedir.
AB’nin uluslar arası anlaşmaları hiçe sayarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bahsedilen anlaşmalardan kaynaklanan hukuksal haklarını dikkate almadan, tek yanlı bir kararla Kıbrıs Rum Yönetimini Kıbrıs’ın meşru devleti kabul edip Avrupa Birliğine almasının hiçbir haklı yönü yoktur.
Avrupa Birliği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hukuki varlığını yok saymaktan ve Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamak için uluslar arası anlaşmalar doğrultusunda, meşruiyet temelinde Kıbrıs’ta bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerini işgalci olarak niteleyip adayı terk etmesi için baskı yapmaktan vazgeçmelidir. Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimine çözümsüzlükte diretme ve Enosis’ te ısrar cesareti veren tutumunu da yeniden gözden geçirmelidir.
İstanbul Barosu Kıbrıs Türklüğünün yok olmaktan kurtuluş, bağımsızlık ve özgürlüğe adım atışının 35.inci yılını kutlarken, bundan sonra da KKTC ve Kıbrıs Türk halkının haklı mücadelesinin yanında olacağını kamuoyuna saygıyla duyurur.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


