İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Açıklaması

20 Ekim 2008 tarihinde Silivri’de başlatılan ve fakat fiziki olanaksızlık nedeniyle sürdürülmesi olanağı bulunmayan Ergenekon Davasının 23 Ekim 2008 tarihinde yapılacağı bildirilen oturumları konusunda aşağıdaki endişeleri taşımaktayız:

Basın Açıklaması

20 Ekim 2008 tarihinde Silivri’de başlatılan ve fakat fiziki olanaksızlık nedeniyle sürdürülmesi olanağı bulunmayan Ergenekon Davasının 23 Ekim 2008 tarihinde yapılacağı bildirilen oturumları konusunda aşağıdaki endişeleri taşımaktayız:

Bu fiziki ortam Adalete Erişimi ve Adil Yargılanma Hakkını ihlal etmektedir.

Davanın Silivri’de görülmesine yönelik olarak ortaya konulan tercihin doğru olmadığı, daha ilk gün anlaşılmıştır. İstanbul odaklı olarak sürdürülen bir soruşturmanın ancak 17. ayında başlanabilen duruşmalarının, İstanbul dışına taşınmış olması öncelikle Adalete Erişim bakımından ciddi bir sıkıntı doğurmuştur. Diğer yandan Silivri’de oluşturulan ortamın adil yargılanma hakkını da ihlal eden bir yön ve niteliği olduğu anlaşılmıştır. Bu niteliği bir yandan fiziki koşullardan kaynaklanmakta iken diğer yandan da bizatihi cezaevi koşulları içinde yargılama yapılmasından kaynaklanmaktadır. Cezaevlerinin doğasından kaynaklanan “güvenlik” ağırlıklı yapısının, adliyelerin doğasından kaynaklanan “aleniyet” ile çelişmesi ve giderek bu durumun öncelikle savunma hakkını ihlal etmesi kaçınılmazdır.

Nitekim bu davada savunma hakkının ciddi biçimde ötelendiği ve devam eden süreçte de bu sakıncanın kaçınılmaz olarak giderilemeyeceği anlaşılmaktadır. Avukatların, cezaevi koşulları içinde giriş-çıkışından, duruşma salonunun yetersizliğine, masa ve sandalye gibi “asgari koşulların” bulunmamasından, yasakçı anlayışın dizüstü bilgisayarlara yansıtılmasına kadar bir dizi yetmezlik yaşanmış ve bütün bu eksikliklerin nedeni olarak gösterilen fiziki olanaksızlık, giderek sanıkların durumuna yansıtılmıştır.

Bu davada tutuksuz sanıklar, davayı izleme olanağından yoksundurlar. Tutuklu ve tutuksuz sanıkların duruşmalara ayrı ayrı kabullerinin adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracak bir noktaya taşınmış olmasından endişe duymaktayız. Davanın bağlı bulunduğu soruşturmanın ucu açık biçimde bir yandan devam etmekte oluşu da, sanık sayısının çoğalacağı ve söz konusu eksikliklerin giderek daha da ağırlaşan sonuçları ortaya çıkaracağını anlatmaktadır.

Bu dava, Türk Adalet Sisteminin yurtta ve yurtdışında özenle izlendiği bir niteliğe büründürülmüştür. Davanın bundan sonra devam edecek olan aşamasının en önemli kısmı “savunmadır”. Şimdiye kadar savunma olmaksızın sadece “iddia” ile sürdürülen aşamadan sonra gelinen bu noktada, savunmanın kısıtlanmaması özel bir önemi haizdir. Yargılama savunmaya olanak vermeyen bir fiziki eksiklik taşımakta ise, bu eksikliğin en kısa zamanda giderilmesi yaşamsal bir öneme sahiptir. Çünkü bundan böyle sanıkların kendilerini savunmaları için yargılama yapılmaktadır.

Türk Adalet Sisteminin “yargılama olanaklarından mahrum” bir görüntü sergilemesinin en kısa sürede izale edilmesi de önem taşımaktadır. Bu nedenle, iddianamenin okunması, kimlik tespiti gibi zaman alacak bir aşamanın henüz geçilmemiş olduğu nazara alınarak, cezaevi koşullarından uzakta, jandarma denetimi altında olmayan bir alan içinde, duruşma salonu yapılması veya yeterli hale getirilmesi, bir yandan adil yargılanma hakkının sağlanmasına neden olacak, diğer yandan da savunmanın kısıtlanması gibi son derece de tehlikeli bir yol kapatılmış olacaktır.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler