İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Açıklaması: 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi Ve Şehitler Haftası

1914 – 1918 yılları arasında

Basın Açıklaması: 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi Ve Şehitler Haftası

1914 – 1918 yılları arasında İngiltere-Fransa-Rusya’nın başını çektiği bağlaşıklarla, Almanya-Avusturya-Macaristan-Osmanlı Devleti bloğu arasında geçen I.Dünya Savaşı’nın bir diğer adı I.Paylaşım Savaşı’dır. Bazı tarihçiler ise Petrol Savaşı olarak adlandırmaktadırlar. Aynı zamanda petrol coğrafyası olan Osmanlı toprakları savaşan tarafların ana hedefidir. Hasımlarından sonra sanayileşen Almanya, dünyanın İngiliz, Fransız’lar başta olmak üzere diğer emperyalistlerce paylaşıldığını görüp, sömürgeleştireceği toprak, köleleştireceği halk bulamayınca diğerlerinin elindekilere yönelecektir.

Çarlık Rusya’sı Türk Boğazlarını ele geçirerek sıcak denizlere inmek amacındadır. İngiltere ise Arap yarımadasından, Basra, Bağdat, Musul, Kerkük’ten Osmanlı’yı atıp petrole ulaşmayı hedeflemektedir. Fransa Doğu Akdeniz ve Suriye-Lübnan’da sömürgeler peşindedir. Hedeflenen toprakların o dönemdeki siyasi ve hukuki sahibi ise Türklerdir! Müttefikimiz Almanya’da hakkımızda savaşta hasım olduğu devletlerden farklı düşünmemektedir! O’nun amacı da yukarıda bahsettiğimiz gibi Osmanlı’nın doğal kaynak zengini geniş topraklarıdır. İtalya, Yunanistan yine Anadolu’dan pay kapma niyetindedir.

Osmanlı Devleti Çanakkale’de, Kafkasya’da, Irak Cephesinde, Arabistan’da, Sina’da üzerine çullanan, donanım ve sayısal olarak kendisinden çok üstün düşman güçleriyle çarpışmaktadır. Rusya, müttefikleri Fransa ve İngiltere’yi sürekli sıkıştırarak Kafkas cephesinde Türkler karşısında büyük kayıplar verdiğini, Çanakkale ve İstanbul Boğazı’nı aşarak kendisine silah, cephane, erzak yardımında bulunmalarını, aksi durumda cephenin çökeceğini söylemektedir.

Almanya’yı doğudan Rusya, batıdan kendileri kıskaca alıp yenmek üzerine oluşturdukları stratejinin çökmesi olasılığıyla telaşlanan İngiliz-Fransız bağlaşıklığı kesin zaferle savaşı bitirme amacıyla Çanakkale’ye yönelirler. Osmanlı Devleti’nin yakın geçmişte, 1912’deki Balkan yenilgisi müttefiklerde Türk Ordusu’nun savaş gücünün olmadı düşüncesine yol açmıştır.

18 Mart 1915 sabahı 12 zırhlı, 18 muhrip, 7 mayın tarama gemisi, çeşitli tipte nakliye destek gemisi ve uçak gemilerinden meydana gelen, o zamana kadar dünyanın gördüğü en modern, ateş gücü son derece yüksek bağlaşık donanması Çanakkale Boğazına giriş yapar. Boğazın iki yakasındaki Türk tabyalarını saatlerce yoğun biçimde top ateşine tutar. Şiddetli bombardıman Türk siperlerini hallaç pamuğu gibi atmakta, Mehmetlere göz açtırmamaktadır. Türk topçusu bu yoğun ateşe cevap vermeyince Türk savunma mevzilerini tamamen susturup tabyaları çökerttiği düşüncesine kapılan düşman donanması rahatça ilerlemeye başlar. İşte asıl kızılca kıyamet Türk toplarının menziline girince kopar: O dakikaya kadar dişini sıkıp sabırla bekleyen Mehmet bütün hünerini göstermeye başlar! Nusret Mayın gemisinin 1 gün önce döşediği mayınlara çarpan düşman zırhlılarından batanlar, ağır biçimde hasarlanıp savaş dışı kalanlar olur. Türk topçusunun isabetli atışlarıyla azametli zırhlılardan bazıları boğazın serin sularını boylar. Ağır biçimde yara alan bazı gemiler güç bela geriye dümen kırar. Birkaç saat önce boğazın iki yakasındaki tabyaları cehenneme çeviren, kibirle ilerleyen onlar değilmiş gibi perişan halde yüz geri etmiş Türk topçusunun menzilinden bir an önce kurtulma telaşındadırlar!

18 Mart 1915 düşmana Çanakkale’ nin denizden geçilemeyeceğini gösterdi. Çanakkale’yi geçmek için Gelibolu’daki Türk mevzilerini sökmek gerekiyordu.Bunun içinde kara muharebeleri kaçınılmazdı. İngiliz Savaş Bakanlığı o dönemde İngiliz sömürgesi olan Mısır’da İngiliz Kara birliklerinin toplanmasına ve çıkartma hazırlıklarının eksiksiz yapılmasına karar verdi. İngiliz – Fransız birliklerinin yanında her iki devlet sömürgelerinden devşirdikleri, dilleri, renkleri, dinleri farklı bir sürü insanı silahlandırıp Mehmet’in karşısına dikeceklerdi.

25 Nisan 1915 sabahı aynı anda 5 ayrı bölgeden çıkartma harekatıyla  başlayan kara muharebeleri 1915 yılının sonuna kadar sürdü. Her iki tarafın da asıl kayıpları 8 ayı aşkın süren kara muharebelerinde verildi. Kara çarpışmalarının ilk günü olan 25 Nisan 1915 aynı zamanda Gelibolu’nun düşman kontrolüne geçmesi, Türk savunma mevzilerinin çökmesi tehlikesinin de ciddi olarak yaşandığı gündür. Maydos’ta ( Eceabat ) konuşlu olup daha sonra Bigalı’ya nakledilen 19. Tümen ( İhtiyat Tümeni ) Arıburnu, Anafartalar ve Ece limanını kapsayan bölgeden sorumludur. 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal,  25 Nisan 1915 günü Arıburnu bölgesinden karaya çıkarak karşısında kahramanca direnen Türk bölüğünün sayıca azlığından da yararlanarak ilerleyen Anzak Kolordusu’nun yol açacağı tehlikeyi sezip, üst makamlardan emir almadan inisiyatifini kullanarak Kocaçimen tepesi üzerinden karşı hücum emri verdi. Emrinde bulunan destansı 57. Alay ve bir batarya ile yapılan karşı taarruzla düşmanı sahile kadar geri çekilmeye mecbur etti. Bu kahraman alay Mustafa Kemal’in; “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” komutuna tereddütsüz uyarak mevcudunun tamamına yakınını şehit veren destansı alaydır.

Türk Ordusunun genç yarbayı, yetenekli kurmayı kara muharebelerinin ilerleyen günlerinde Conkbayırı’nda, Kocaçimen’de  Anafartalar’ da rütbesinin üstünde birliklere komuta etme imkanı buldu. Mustafa Kemal Mehmetleri, Mehmetler bu üstün yetenekli komutanı kan ve ateş içinde tanıdılar, sınadılar. Mustafa Kemal için  Çanakkale ikinci doğum yeridir denilir. Bunda büyük ölçüde gerçek payı vardır. Mustafa Kemal Milli Mücadeleyi başlatmak için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında kamuoyu kendisini Çanakkale’nin muzaffer komutanı olarak tanıyordu. O’nun Kurtuluş Savaşı’ndaki liderliğinin halk tarafından tereddütsüz kabul edilmesi Çankkale’de kazandığı itibarda aranmalıdır.

1915 yılı sonuna doğru 284.000 kayba rağmen Gelibolu’nun düşürülemeyeceği, Çanakkale’ nin karadan da geçilemeyeceğini anlayan düşman 1916’ın ilk günlerinde gelişlerindeki şamatanın, gösterişin aksine, ses çıkarmaktan ürken, ayaklarının ucuna basarak yürüyen hırsız misali, sessizce, gece karanlığında tası tarağı toplayıp Gelibolu’yu terk etti.  

İstanbul Barosu büyük zaferin 96. Yılında ülkenin bağımsızlığı için canlarını veren  Çanakkale şehitlerini ve gazilerini saygıyla anmakta, onların yüksek özverilerinden bu gün için de alınacak dersler olduğunu kamuoyunun dikkatine sunmaktadır.

                                  İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Basın Açıklaması: 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi Ve Şehitler Haftası | İstanbul Barosu