Basın Açıklaması : 1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlu Olsun
İçinde bulunduğumuz süreçte dünyanın birçok bölge ve ülkesinde yaşanan çatışmalar, savaşlar insanlığın geleceğini tehdit etmekte ve insanın en temel evrensel hakkı olan "yaşama hakkı"nı elinden almaya devam etmektedir.

İçinde bulunduğumuz süreçte dünyanın birçok bölge ve ülkesinde yaşanan çatışmalar, savaşlar insanlığın geleceğini tehdit etmekte ve insanın en temel evrensel hakkı olan "yaşama hakkı"nı elinden almaya devam etmektedir. Emperyalist ülkelerin çıkarları uğruna giriştikleri kanlı maceralar, küresel eşitsizliğin ve sömürünün yarattığı yoksulluk, yoksulluğun getirdiği açlık ve sefalet, sefalete eklenen savaş ve çatışmalar, bugün için ne yazık ki yaşamı çekilmez kılmaktadır.
Bilindiği üzere dünyamızda ve yakın bölgemizde şu anda pek çok savaşlar yaşanmaktadır. Birçok insan bu savaşlar ve savaşların getirdiği çatışma ortamları yüzünden yaralanmakta ve ölmekte; onların yakınları ise ömür boyu sürecek büyük acılar çekmeye mahkûm edilmektedirler. Yaşadığımız bu ortamda “barış” sözcüğü, adeta belleklerimizde çöl ortasında içilen bir damla suyun yarattığı etkiyi yaratmakta, bu betimleme de barışın insanlık için ne kadar önemli olduğunu açıklıkla ortaya koymaktadır. Dünyada barışın mutlak şekilde hâkim kılınabilmesi ve insanların bir arada ve barış içinde yaşaması; tüm devletlerin ve uluslararası kuruluşların çabalarını gerektirmektedir.
Yanı başımızdaki Irak’ta her gün yüzlerce insan yaşamını kaybetmekte, onların yakınları da acılar içinde kıvranmaktadırlar. İşin daha da acı yanı bu ülkeye barış ve demokrasi götürmek niyetiyle yola çıktıklarını söyleyen işgalci güçlerin, attıkları yanlış adımlardan dolayı bu can kayıplarının yaşanıyor olmasıdır. Gerek komşumuz Irak’ta gerekse de Afganistan’da bugün itibariyle yaşanan fiili durum, emperyalist güçlerin gerçek amaçlarını ortaya koymuş; bu amacın sonuçları da tam anlamıyla felaket olmuştur.
Bu aşamada ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı büyük önder Atatürk’ün "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesinin önemi açıkça ortaya çıkmıştır. Bu ilkenin anlam ve önemini iyice anlar ve bu ilkeyi uygulamaya başlarsak, dünya barışına da katkıda bulunmuş oluruz.
Gerçekte özlenen ve beklenen toplumsal barıştır. Toplumsal barışın temelini ise o ülkedeki sosyal sınıflar arasındaki uçurumun azaltılması, sosyal dengesizliğin giderilmesi ve fırsat eşitliğinin gözetilmesi oluşturur.
Bugün için ülkemizde de yüzeysel ve dayatmacı bir barış süreci yaşanmak, yaşatılmak isteniyor. Muhatap gösterilmeye çalışılanlar dikkate alındığında, siyasi iktidarın adına önce “kürt açılımı” sonra “demokratik açılım” dediği ve hala içeriği bilinmeyen şekilde gerçekleştirdiği turlardan, olumlu bir sonuç çıkaracağını düşünmüyoruz.
Bütün savaşların, kavgaların temelinde paylaşım bozukluğu ve ekonomik çıkar çatışmaları vardır. O halde paylaşım bozukluklarının düzeltilmesi, ekonomik çıkar çatışmalarının törpülenmesi, yok edilmesi, eşit ve çağdaş bir düzen kurulması “ Barış “ için yeterli olacaktır.
Demokrasiye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne inanan ve yıllardır bunun mücadelesini veren İstanbul Barosu, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, dünyanın değişik coğrafi bölgelerinde, farklı isimler altında insanlık suçu işlemeyi sürdüren ve dünya barışını tehdit eden bütün savaşları, terör örgütü eylemlerini insanlık adına kınamakta, bu suçların fail ve hükümlülerinden akıl ve yol göstericilik bekleyenlere de hafızalarını tazelemelerini önermektedir.
Bütün hukukçular ve özellikle biz avukatlar, yeryüzünde barışın sağlanması için, gücün hukukunun değil hukukun gücünün yerleşmesi uğruna bugüne değin olduğu gibi bu günden sonra da mücadelemizi ve uğraşılarımızı sürdüreceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutlar; savaş ve terörden arınmış, hoşgörü ve kardeşlik içerisinde yaşanılan bir Dünya ve Türkiye, özlem ve dileğimizi tüm ulusumuzla paylaşırız...
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


