İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Baro’Nun, Karşı Tarafa Yükletilen Avukatlık Ücreti Hakkındaki Görüşü, Vakıflar Genel Müdürlüğüne İletildi

1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 164. maddesinin kamu ve kurum avukatları açısından uygulanması hakkında İstanbul Barosu Kurum ve Kamu Avukatları ve..

Baro’Nun, Karşı Tarafa Yükletilen
Avukatlık Ücreti Hakkındaki Görüşü, 
Vakıflar Genel Müdürlüğüne İletildi

1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 164. maddesinin kamu ve kurum avukatları açısından uygulanması hakkında İstanbul Barosu Kurum ve Kamu Avukatları ve Bağlı Çalışan Avukatlar Komisyonunca hazırlanan görüş, Vakıflar Genel Müdürlüğüne bildirildi. Aynı görüş yazısı, bilgi için Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğüne de gönderildi.

Hukuk sistemimizde iki tür vekâlet ücretinin söz konusu olduğu belirtilen yazıda, birincisinin, müvekkil ile vekil arasında yapılacak bir sözleşme ile saptandığı, ikincisinin ise 1136 sayılı yasanın 164/son maddelerine göre, vekille izlenen davalarda mahkemece, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre re’sen takdir edilen vekâlet ücreti olduğu belirtildi.

Konuya ilişkin çeşitli kanun metinlerinin verildiği, Anayasaya aykırılık sorunun irdelendiği, uygulanacak yasaya göre konunun incelendiği yazıda, konu ile ilgili emsal yargı kararları da anlatılıyor.

Karşı tarafa yükletilen avukatlık (vekâlet) ücretinin öteki yasa ve yönetmelikler açısından da ele alındığı yazıda, Türkiye Barolar Birliğinin konuya ilişkin görüşüne de değinilerek sonuç olarak şu görüşlere yer veriliyor:

□            “4667 Sayılı Kanunla, Avukatlık Kanununun 164. maddesinin
değiştirilmiş, karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait
olduğuna ilişkin cümledeki "aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça"
ibaresinin cümleden çıkarılmış olması, böylece vekalet ücretinin
avukata aidiyetinin kesin kural haline getirilmiş olması,

□            Karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin hukuki mesnedinin
HUMK'un  423/6. maddesi ile Avukatlık Kanununun 164/son
maddeleri olması,

□            Vekâlet ücretinin, devlet memuru sıfatının sonucu olarak değil,
"avukat" sıfatının sonucu olarak hak edilmiş olması,

□            Anayasa Mahkemesi tarafından, Avukatlık Kanununun söz konusu
hükmünün anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiş olması,

□            Anayasa Mahkemesi kararları, Yargıtay ve Danıştay İçtihadı
Birleştirme Kararları ve doktrine göre sonraki özel kanunun, önceki
genel kanunun kendisine aykırı hükümlerini zımnen ilga etmesi,

□            Aynı durumda bulunanlara farklı kurallar uygulanmasının,
Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olması,

□            Konu ile ilgili yargı kararlarında, karşı taraftan tahsil edilen vekalet
ücretinin,  Devlet Memurları Kanununa  tabi  olup olmadıklarına
bakılmaksızın, ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan tüm avukatlara
eşit olarak dağıtılacağına hükmedilmiş olması,

□            Vekalet ücreti ile ilgili 4667 sayılı kanunla yapılan düzenleme ile,
bundan evvel çıkarılan tüm kanun ve yönetmeliklerin bu kanuna
aykırı hükümlerinin zımnen ilga olması,

□            Avukatların meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliğinin de,
vekâlet ücretine limit uygulanamayacağı yönünde görüş belirtmiş
olması,

□            Vekalet ücretinin, kurumlarca özel olarak açılacak emanet
hesaplarında toplanıp hiçbir şekilde kurum gelirlerine dahil
edilemeyecek olması,

hususlarını dikkate alan Komisyonumuzun görüşü de; HUMK 423/6 ve Avukatlık Kanununun 164/son hükmüne göre karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretinin, hiçbir limit ve sınırlama uygulanmaksızın, kurumlarda sürekli olarak avukatlık görevi yapan avukatlara eşit olarak dağıtılması gerektiği yönündedir.”

Baronun Vakıflar Genel Müdürlüğüne yazmış olduğu 14 sayfadan oluşan görüşü okumak istiyorsanız tıklayınız.

Kategori:Haberler