Baro’Muzun Düzenlediği Panelde “Anayasa Değişiklikleri” Ele Alındı
Baro’muzca düzenlenen “Anayasa Değişiklikleri” konulu panel 14 Mayıs 2007 Pazartesi günü saat 13.00’da Atatürk Kültür Merkezi Konser Salonunda yapıldı.

Baro’muzca düzenlenen “Anayasa Değişiklikleri” konulu panel 14 Mayıs 2007 Pazartesi günü saat 13.00’da Atatürk Kültür Merkezi Konser Salonunda yapıldı.
Yoğun bir katılımla gerçekleşen paneli İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu yönetti.
Kolcuoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, son günlerde Anayasamızda Cumhurbaşkanlığı seçimi ve görev süresi ile ilgili önemli değişiklikler yapıldığını, bu değişikliklerin Cumhurbaşkanlığına sunulduğunu belirtti. Kolcuoğlu, sistemi değiştirecek nitelikte ve önemdeki Anayasa değişikliklerinin, Cumhurbaşkanını seçememiş ve derhal seçime gitmek durumunda olan bir meclis tarafından, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde iyice tartışılmadan yapılmaya çalışılmasını eleştirdi.
Kazım Kolcuoğlu, Anayasa Hukuku Öğretim Üyeleri ve hukukçuların görüş ve düşüncelerinin yansıtılması ve Anayasa değişiklikleri konusunda kamuoyunun aydınlatılması amacıyla İstanbul Barosu tarafından bu toplantının düzenlendiğini vurgulayarak katılımcılara teşekkür etti.
Kolcuoğlu, ilk sözü Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mümtaz Soysal’a verdi. Soysal konuşmasında Cumhurbaşkanlığı seçim süreci başlayana kadar iktidarın adayını açıklamadığını, süreç başında açıklayarak “gösterdiğim adayı seçin” dayatmasında bulunduğunu ve oydaşma için hiçbir çaba göstermediğini bildirdi.
Seçim sürecini iyi yönetemeyen iktidarın dayattığı adayın seçilmemesi üzerine “o zaman ben de Anayasayı değiştirir Cumhurbaşkanını halka seçtiririm” diyerek anayasada değişiklikleri gidildiğini anlatan Prof. Dr. Soysal, oysa aynı Anayasaya göre daha önce üç kez Cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlattı.
Cumhurbaşkanlığı seçim süreci devam ederken adayını seçtiremeyeceğini anlayan meclisin erken seçim kararı almasını hukuksal açıdan yanlış bulduğunu kaydeden Soysal, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde seçimin yapılamaması halinde Anayasaya göre “derhal” seçime gidilmesi zorunluluğunun da göz ardı edildiğini vurguladı.
1982 Anayasası hazırlanırken Anayasa Komisyonunun parlamenter sistemin devamını, Milli Güvenlik Konseyinin ise Başkanlık sistemine geçilmesini savunduğunu belirten Soysal, 1981 yılında hazırladıkları kapsamlı bir raporu Konseye sunduklarını ve askeri yönetimin bile başkanlık sisteminin sakıncalarını kabul ettiğini anlattı.
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süheyl Batum, Türkiye’de rejimin hukuksal temelleri üzerinde çok belirgin bir kırılmanın yaşandığını, bu ortamda Anayasa tartışmaları yapmanın çok doğal bulunduğunu, kavramlar üzerinde bir anlaşma sağlanana kadar da tartışmaların süreceğini bildirdi.
Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanının iktidara karşı bir denge ve fren görevi üstlendiğini, Cumhurbaşkanını halkın seçmesi halinde ona halk tabanına dayalı meşru bir zemin oluşturulacağını kaydeden Prof. Dr. Batum, bunun da güçler çakışmasına yol açacağını, yönetimde istikrarı zedeleyeceğini, Anayasada bulunmayan yetkilerin kullanılabileceğini bildirdi.
Süheyl Batum, Cumhurbaşkanı seçim sürecinde Cumhurbaşkanının seçilememesi halinde Anayasa’nın 102. maddesine göre derhal seçime gidilmesinin emredici bir hüküm olduğunu, bunun meclisin feshi anlamına geleceğini ve bu aşamada meclisin yapacağı Anayasa değişikliklerinin de bir anlamı olmayacağını savundu.
Türkiye’de katılımcı, çoğulcu bir demokratik sistemin bulunmadığına, “kaptan köşkü demokrasisi” uygulandığına işaret eden Prof. Dr. Süheyl Batum, yarı başkanlık sistemiyle başlayan başkanlık sistemine kadar dayanabilecek Anayasa değişikliklerini son derece anlamsız ve Türk demokrasisine zarar verici bulduğunu sözlerine ekledi.
Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Akgüner, başkanlık sisteminin özellikleri, parlamenter sistemdeki yarı başkanlık uygulamalarını anlattı ve dünyadan örnekler sundu.
Anayasa değişiklikleri ile Cumhurbaşkanını halka seçtirmenin bölünmüş iktidar yaratacağını belirten Prof. Dr. Özgüner, TBMM tarafından kabul edilen Anayasa değişiklikleri paketinin kriz yaratıcı ve istikrar bozucu olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Akgüner, “Siyasi iktidar bugüne kadar takıyye yaparak geldiler. Bütün yaptıkları takıyyedir. Söyledikleri ve yaptıklarının arakasında mutlaka gizli gündemleri vardır. Acaba yaptıkları değişiklikler BOP projesinin bir devamı mıdır?” dedi.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Korkut Kanadoğlu, Anayasa değişikliklerinin gerekçesini inandırıcı bulmadıklarını, Cumhurbaşkanı adayını yine siyasilerin belirleyeceğini, halkın seçeceği Cumhurbaşkanının meşruluğunu halktan alacağı için yürütmeyle çatışmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Kanadoğlu, yeteri kadar tartışılmadan, aceleye getirilmiş değişikliklerin alaturka bir siyasal rejim özleminden kaynaklandığını belirtti.
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şule Özsoy da, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin dünyadaki uygulamaları hakkında örnekler verdi. Özsoy, çoğulcu demokratik sistemlerde parlamenter sistemin daha istikrarlı uygulanabildiğini, bunun aksinin rejim bunalımı yaratacağını sözlerine ekledi.
Dört buçuk saat süren panelin sonunda panelistler, katılımcılar tarafından kendilerine yöneltilen soruları yanıtladılar.


