Baromuzun 130. Kuruluş Yılında Uluslararası Sempozyum:“Marka Taklitleri Ve Tescile İlişkin Uygulamalar”
İstanbul Barosu’nun 130. Kuruluş Yıldönümü ve 5 Nisan Avukatlar Günü Kutlamaları dolayısıyla “Marka Taklitleri ve Tescile İlişkin Farklı Ülkelerdeki Uygulamalar” konulu uluslararası bir Sempozyum düzenlendi.

İstanbul Barosu’nun 130. Kuruluş Yıldönümü ve 5 Nisan Avukatlar Günü Kutlamaları dolayısıyla “Marka Taklitleri ve Tescile İlişkin Farklı Ülkelerdeki Uygulamalar” konulu uluslararası bir Sempozyum düzenlendi.
Atatürk Kültür Merkezinde Saat 10.00’da başlayan Sempozyumda, 40 dolayında yabancı baro başkanı ve temsilcisi hazır bulundu.
Uluslar arası Sempozyumun açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, bir ülkedeki ekonomik gelişmişliğin fikri ve sınaî mülkiyet haklarının etkin korunmasıyla sağlanabileceğini söyledi.
Fikri ve sınaî mülkiyet haklarının sürekli gelişme gösteren teknolojinin ve ticari hayatın en önemli yapı taşlarından birini oluşturduğunu belirten Kolcuoğlu, günümüzde küresel gelişmelere paralel olarak, fikri ve sınaî haklar ile ilgili düzenlemelerin ülke sınarlarını aşan düzenlemelerle yeniden ele alındığını bildirdi.
Ülkemizdeki fikri ve sınaî mülkiyet haklarının 13 yıldır Kanun Hükmünde Kararnamelerle korunmaya çalışıldığını kaydeden Kolcuoğlu, bunun önemli bir yasal eksiklik olduğunu ve bu durumun en kısa zamanda düzeltilmesinin hukuk devleti açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Türkay Alıca – I. Oturum Başkanı
Ankara Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesi Hâkimi
Bilgi temelli ekonomi anlayışı küreselleşme ile geldi. Fikri ve sınaî hakları yerel ve ulusal bazda düşünmek mümkün değildir. Fikri ve sınaî mülkiyet haklarının korunması ülke sınırlarını çoktan aşmıştır. Bu haklara Paris Sözleşmesiyle uluslararası bir nitelik kazandırılmıştır. Ulusal hukuk düzenlemelerinin de Paris Sözleşmesine uygun hale getirmek gerekmektedir.
Prof. Dr. Aslan Kaya - Panelisit
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
Fikri haklar karşımıza eser, faydalı model, tasarım olarak, sınaî haklar ise marka ve patent olarak çıkmaktadır. Fikri ve sınaî hakların korunması özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyük önem taşımaktadır. Ulusal hukukta koruma önlemleri alınırken uluslar arası hukuktaki koruma önlemleri dikkate alınmalıdır. Fikri ve sınaî haklarda yaratı vardır ve kişiseldir. Sürekli koruma vardır. Koruma sistemleri içinde sınırlamalar bulunabilir. Türkiye’de fikri ve sınaî hakların korunması konusunda uluslararası sistemde eşit bir biçimde yer almaktadır.
Yrd. Doç. Dr. Tamer Pekdinçer –Panelist
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
Yetkisiz bir şekilde piyasaya sürülen mala taklit mal denir. Taklit mal daha çok transit geçişlerde karşımıza çıkmaktadır. Taklit malla mücadelede bazı yetersizlikler var. Kanun Hükmünde Kararnameler maalesef yetersiz kalmaktadır. Bu konuda uluslar arası mevzuattan yararlanmak ve yasa açıklarını kapatmak gerekmektedir. Taklit malla mücadeleye ilişkin pek çok Yargıtay kararı bulunmaktadır.
Av. Vehbi Kahveci – Panelist
İstanbul Barosu Fikri ve Sınaî Haklar Komisyonu Başkanı
Taklit mala göz yumulmaktadır. AB’ye üyelik sürecinde bu tutum yanlıştır. Taklit markalı ürün aslında suç unsurudur. Taklit mallar çoğu zaman yasa dışı olarak üretilmektedir. Bu üretim kara parayı aklama yasasına da aykırı olmakta ve kayıt dışı ekonomiyi beslemektedir. Taklit malları ticari amaçla elde bulundurmak suçtur. Taklit mallarla yapılacak mücadelede cezalandırma sistemlerinin etkin olarak uygulanması gerekir. Bunun için de kollukta iyileştirmeler yapılmalıdır.
Sami Akl – Panelist
UIA Yakın ve Ortadoğu Bölge Sekreteri
Lübnan; Paris Konvansiyonu, Mallar Üzerindeki Taklit veya Aldatıcı İşaretlerin Önlenmesine İlişkin Madrid Anlaşması, Mal ve Hizmet Sınıflandırılmasına İlişkin Nis Anlaşması ile Bern Anlaşmasına imza koymuştur. Bununla beraber Lübnan’da mülkiyet hakları ihlali, özellikle ithal kitap, videobant, kaset ve bilgisayar yazılımlarının izinsiz olarak kopyalanması alanlarında olmak üzere ciddi sorunlar yaşanması devam etmektedir. Bu konuda idari düzeyde olduğu kadar mevzuat düzeyinde de kaydedilen önemli evrime rağmen hükümet, kanunu uygulamakta zayıf kalmakta, korumanın mahkemelerde aranması zorunlu olmaktadır.
Dr. M. Rıza Moctehidi – Panelist
İran Doğu Azerbaycan Barosu Başkanı-Tebriz
İran ticari markaların korunması amacıyla yasalarında iyileştirmeler, yenileştirmeler yapmakta ve uluslararası mevzuata uyum çabaları bulunmaktadır. İran Madrid ve Lizbon anlaşmalarını imzalamıştır. Getirilen yeni uygulamalarda ticari markaların taklidi ve ihlalinde açık ve kesin yaptırımlar getirilmiştir. Madrid düzenlemesiyle İran Avrupa Birliği ilişkilerine bir köprü kurmuş olmaktadır. Bunun önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.
Lamiya Bayramova - Panelist
Azerbaycan Avukatlar Forumu Yönetim Kurulu Üyesi
Azerbaycan Cumhuriyetinde üretilen sınaî mülkiyet eşyası başvuru belgelerinin ilgili kuruma sunulduğu tarihten itibaren 12 ay sonra yabancı bir ülkede patentlendirilebilir. Sınaî mülkiyet eşyasına ilişkin başvuru belgelerinin kabul edildiği tarihten itibaren 3 ay içersinde devlet, yabancı patent kuruluşlarına başvuru konusunda bir karar alır ve talep sahibine bildirir. Karşılıklılık ilkesine ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara göre, yabancı uyruklu vatandaşlar ve tüzel kişilere Azerbaycan vatandaşlarıyla eşit patent haklarına sahiptirler.
Prof. Dr. Dr. Selçuk Demirbulak - II. Oturum Başkanı
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
İstanbul Barosu Avrupa Birliği Hukuku Komisyonu Başkanı
Tükenme konusunda Avrupa Birliği üyelerinin egemenlik alanlarının tümü bir bölge olarak kabul edilir ve bu bakımdan Avrupa Birliği mevzuatında iç pazarda tükenme esas alınmıştır Yani AB mevzuatında tükenme ilkesi ile ilgili bir açık tanım ve bir madde bulamazsınız. Sadece kurucu anlaşmanın 295. maddesi uyarınca üye ülkelerin ulusal fikri mülkiyet hakları 30. maddeye aykırı olmamak şartıyla yorumla bölgesel tükenme ilkesine varılır. Özetle söylemek gerekirse AB mevzuatı fikri hakların varlığına karışmaz ama kullanımının 28. ve 30. maddeye aykırı olmaması gerekir. Böylece AB’de 496 milyon insanın yaşadığı 5 milyon metrekarelik alanın bölünmesinin önüne geçilmiş olur. 14 Aralık 2007’de imzalanan Lizbon Anlaşmasıyla fikri ve sınaî mülkiyet hakları Temel Haklar Şartına da girmiş ve Avrupa Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakkı yaratılmıştır.
Peter Compel – Panelist
Çek Barosu Üyesi
Çek Cumhuriyetinde taklit markalar ve fikri mülkiyet haklarının uygulanmasında Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonunun direktiflerine uygun yasal değişiklikler yapılmaktadır. Tüketiciyi koruma yasası sahte mallar konusunda tüketiciyi korumakta ve bu yasa dışı faaliyet ve suçlar için cezalar getirmektedir. Ticari marka haklarına tecavüz edildiğinde ceza hukukumuza göre para cezası verilmekte ve mallar müsadere edilmektedir. Gümrük idarelerimiz, fikri mülkiyet haklarına tecavüz eden malların ithali, ihracı ve reeksport ticaretine ilişkin önlemler konusunda önemli bir rol oynamaktadır.
Radoslav Prochazka – Panelist
Slovakya Barosu Yönetim Kurulu Üyesi
Slovak Ticari Markalar Yasası, daha önceki bir ticari markaya benzerliği nedeniyle tüketicilerin zihninde eski marka ile karışıklık ihtimali yaratan bir ticari markanın tescilini engellediğinden, Topluluk ticari markaları hakkındaki 40/49 No’lu Konsey Yönetmeliğini yakından izler. Bu hem benzer mali ve hizmetler için tescil edilen ticari markalar, hem de benzer hizmetler için tescil edilmemiş fakat piyasada itibarı olan ticari markalarla ilgili olup, tüketicinin zihninde bunları açık biçimde ayırt eder. Eğer benzer mal ve hizmetler için daha önce bir ticari mal tescil edilmiş ise ya da benzer olmayan fakat ayırt edici itibarı olan mal ve hizmetler için bir ticari marka daha önce tescil edilmiş ise tescil engellenir.
Laszlo Reti – Panelist
Budapeşte Barosu Başkanı
Macaristan’da marka taklitleri ve tesciline ilişkin düzenlemeler aynen Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibidir. Fikri ve sınaî mülkiyet hakları konusunda da ülkemizde yoğun bir çalışma vardır. Özellikle sahtecilik ve korsanlık konusunda yasal yaptırımlar bulunmaktadır. Avrupa Birliği üyelerinde sahtecilik ve korsanlığa ilişkin yılda 18 milyar dolarlık bir kayıp söz konusudur. AB sadece 2006 yılında 37 bin vaka üzerinde çalıştı. Pek çok sahte ürün yakalandı. Bunların çoğu Çin kaynaklıdır. Bu tür olaylarda avukatlara oldukça iş düşmektedir.
Alberto Scapattici – Panelist
Avukat
Ticari markayı tecavüzlerden korumak için bu markalar arasındaki farkı anlamak çok önemlidir. Şöyle ki; güçlü markalarda taklit iyi gizlendiği zaman bile tecavüz söz konusu olmasına karşın, zayıf markalarda karışıklık olasılığından kaçınmak için birkaç modifikasyon yapmak genellikle yeterlidir. Bir başka deyişle, çift koruma olabilmesi için ticari markayı hem sözcük olarak hem de sözcük ve grafik olarak tescil ettirmek akıllıca olacaktır. Zayıf markada ise bu, ürünün çok iyi tarif edilmesi ve kaçamak noktalarını önlemek için farklı varyasyonların tescil ettirilmesi anlamını taşır. Bir ticari markayı tescil ettirirken göz önüne alınacak bir diğer unsur da markanın kullanılacağı ve başvuruda doğru tarif edilmesi gereken ürün ve hizmet biçimidir.
Santiago Nadal - Panelist
Barselona Barosu Yönetim Kurulu Üyesi
İspanya’da marka taklitleri ve tescile ilişkin konularda Avrupa Birliği mevzuatı gereği benzer uygulamalar yapılıyor. Farklı bir uygulamamız yok. Tesciller belli bir otorite tarafından yapılmaktadır. Marka ihlalleri için de yargı yolu açıktır. Sahte markalarla ilgili yoğun biçimde mücadele yapılıyor. Söz konusu ihlallerden dolayı zarar gören kişilerin tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Kişiler çalıştıkları şirketlerin bilgi birikimini kötüye kullanamazlar. Yasal mevzuatın uygulanması konusunda ne yazık ki İspanya Mahkemeleri biraz ağır işliyor.
Prof. Dr. Selçuk Öztek – Panelist
Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
Türkiye’de marka hukuku 1872 yılında çıkarılan bir nizamname ile korumaya alındı. Cumhuriyet döneminde çıkarılan “Alamet-i farika” nizamnamesi de kanun hükmünde devam etti. Cumhuriyet döneminde Türk Ticaret Kanununun hazırlanmasında büyük emeği geçen Alman Prof. Hirsch, markalar kanununu da hazırladı. 1995 yılından bu yana da fikri ve sınaî mülkiyet hakları Kanun Hükmünde Kararnameyle yürütülmektedir. Markaların ayırt edici işlevleri zamanla arttı. Haksız fiiller karşısında markalar hukuki güvenliğe kavuşturuldu. Tescil ise marka hakkının hukukileşmesidir. Tescile belirli koşullarda itiraz mümkündür.
Francesco Samperi – Panelist
Avrupa Avukatlar Birliği (UAE) Başkanı
Avrupa Birliği üyesi 27 ülke 14 Aralık 2007’de Lizbon Anlaşmasını imzaladı. Anlaşmayla üye ülkelerin veto hakkı kaldırıldı. Azınlık hakları daha çok koruma altına alındı. Adalet Divanının yetki alanı 2014’de daha da genişletilecek. Anlaşmayla AB Başkanlığı sistemi getirildi ve başkanın bir yıl görev yapması sağlandı. Ayrıca bir kişi Dış politika Yüksek Temsilcisi olarak görev yapacak. Mevzuat konusunda uyum ve üye ülkelerde uygulanmasının sağlanması konusunda Avrupa Parlamentosu daha yetkili olacak. Avrupa Avukatlar Birliği 22 yıl önce kuruldu. Profesyonel bir kuruluştur ve AB’ye danışmanlık yapmaktadır.
İstanbul Barosunun 130. Kuruluş Yıldönümü ve 5 Nisan avukatlar Günü nedeniyle düzenlenen Marka Taklitleri ve Tescile İlişkin Farklı Ülkelerdeki Uygulamalar” konulu uluslararası Sempozyum İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu’nun yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi.
(Sempozyumda yapılan konuşmaların bant çözümleri daha sonra kitap haline getirilerek İstanbul Barosu Yayınları arasında çıkacak)


