İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Barolar “Yargıya Ve Ülkeye Sahip Çıkma” Yürüyüşü Yaptılar

Basın açıklaması ile başlayan ve yürüyüşle sona eren eylemde yargıyı sindirme politikalarına Barolar tepki gösterdi.

Barolar “Yargıya Ve Ülkeye Sahip Çıkma” Yürüyüşü Yaptılar

Basın açıklaması ile başlayan ve yürüyüşle sona eren eylemde yargıyı sindirme politikalarına Barolar tepki gösterdi.

İstanbul Barosunun öncülüğünde Türkiye Barolar Birliği ve 45 baronun katılımıyla düzenlenen yürüyüşte, son günlerde yargı üzerine oynanan oyunlar, sindirme politikaları, keyfi dinlemeler ve yargı bağımsızlığını zedeleyen davranışlar kınandı.

2009 yılında en sık gündeme gelen ve gündemin de baş sıralarında yer alan yargıyı sindirme davranışları bitmek bilmiyor. Yargıtay’ın ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının hukuka aykırı dinlenmesi olayı bardağı taşırdı ve toplumda derin güven bunalımına neden oldu.

Bir hukuk kurumu ve hukukçuların meslek örgütü olan İstanbul Barosunun tepki gösterme önerisine Türkiye Barolar Birliği ve 45 baro destek verdi. İstanbul Barosunun çağrısı üzerine 18 Kasım 2009 Çarşamba günü saat 12.00’da eyleme destek verenler baro önünde toplandılar. İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, toplantının ve yürüyüşün nedenini ve amaçlarını anlatan Basın Açıklamasını okudu.

Barolar Savunmadaki Yargıya Destek Çıktı

Açıklamada özellikle şu noktalara vurgu yapıldı:

    Yüksek yargının, başsavcıların, onlarca hâkim ve savcının müfettiş talepleri ile avukatların ise suç şüphesi olmaksızın keyfi olarak dinlenebildiği bir ülkede hiç kimsenin hukuk güvenliği bulunmamaktadır. Bu bir rejim ve anayasa sorunudur. Bir ülkede yargı, bizzat yüksek yargı mercilerince ifade edildiği üzere “savunma” konumunda ise, saldırının varlığı da tescillenmektedir.
    Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) başkanının Başbakan tarafından atanması ve yaşadığımız günlerde bu başkanın hükümet sözcüsü gibi açıklamalar yapması da tehlikenin ve hukuksuzluğun boyutunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu noktada siyasi iktidarın doğrudan tasarrufu ile gerçekleşen söz konusu atama, kurumun işleyişine ilişkin bazı tereddütlerin doğmasına neden olmaktadır.
    Yasamaya ve yürütmeye bağımlı bir yargı, gerçek işlevini ve görevini asla yerine getiremez. Bu nedenle bu tehlikeleri önlemenin yolu, yargı bağımsızlığını tam olarak gerçekleştirmekten geçmektedir. Bunun ilk adımının ise, HSYK’dan Adalet Bakanı ve müsteşarının çıkarılması olduğu, başta yüksek yargı olmak üzere tüm kesimlerce haklı olarak dile getirilmektedir.
    Bağımlı, yandaş bir yargı yaratma çabaları, toplumda hukuka ve yargıya olan güveni derinden sarsacak ve hukuk devleti anlayışını tamamen ortadan kaldıracaktır. Totaliter rejimlerde bir yasama ve yürütme mevcut olsa da, gerçek işlevi ile var olmayan tek kuvvet yargıdır. Aynı şekilde bir rejimi demokrasi yapan da yasama ve yürütmeden ziyade, bağımsız ve tarafsız yargıdır.    
    İdeolojik tercihi ve dünya görüşü ne olursa olsun, hiç kimse bu olanlara sessiz kalamaz, kalmamalıdır. Sistem çökmektedir ve herkes bunun altında kalacaktır. Tüm bireylerin hakkının, hukukunun, özgürlüğünün güvencesi olan yargı, savunulmadığı takdirde, savunulacak bir şey de kalmayacaktır. Hukukun bir gün herkese, hatta yasaya ve hukuka uygun olmayan dinleme kararları talep edenlere ve verenlere dahi lazım olacağı unutulmamalıdır.
    Bağımsız yargıyı etkisizleştirmeye, sindirmeye yönelik hukuk dışı girişimlerin, yasa dışı dinlemelerin, iletişim özgürlüğünün ciddi biçimde ihlalinin suç oluşturduğunun ve anayasal rejime saldırı olduğunun altını çizmekteyiz…  Başta siyasi iktidar olmak üzere herkesi mevcut düzenlemelerin özüne ve amacına uygun hareket etmeye, hukuk içinde kalarak hukuka ve hukukun üstünlüğüne uymaya, sistemi zorlamamaya, tam bağımsız yargının ve hukuk devletinin tesisi için toplumsal bir uzlaşı çerçevesinde gerekli düzenlemeleri yapmaya ve yargıya saygı göstermeye çağırıyoruz.

Barolar Yürüyüşte Hukuksuz Dinlemeleri Kınadı

Zaman zaman alkışlarla kesilen Basın Açıklamasının okunmasından sonra binlerce avukat cüppeleriyle İstiklal Caddesini takiben Taksim Cumhuriyet Alanına yürüyüşe geçti. Yürüyüşe hukukçu Milletvekilleri Şahin Mengü ve İsa Gök, Türkiye Barolar Birliği Başkan Vekili Av. Berra Besler, Genel Sekreter Av.Cengiz Tuğral, Yönetim Kurulu Üyesi Av. Kadri Markoç, İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Av. Selçuk Demirbulak, Genel Sekreter Av. Özden Gönenli, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Handan Doğan, Av. Berrin Adıyaman, Av. Hüseyin Özbek, Av. Ufuk Özkap, Doç. Dr. Av. Ümit Kocasakal, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Üyesi Av. Mehmet Nuri Karahan, Denetleme Kurulu Üyesi Av. İrfan Akyürek, Basın Açıklaması ve Yürüyüşe destek veren Bazı baroların başkan ve temsilcileri, hâkimler, savcılar, avukatlar katıldılar.  

İSTANBUL BAROSU pankartı arkasında cübbeleriyle yürüyen meslektaşlarımız yargı bağımsızlığına ilişkin sloganlar atarak, pankartlar taşıyarak yol boyunca vatandaşların alkışlı destekleriyle karşılaştılar.

Yürüyüş kolu Taksim Cumhuriyet Anıtı önüne ulaştığında İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın tüm yürüyüşe katılanları Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder Atatürk, şehitlerimiz ve yitirdiğimiz yargı mensupları ve meslektaşlarımız için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Muammer Aydın, daha sonra kısa bir konuşma yaparak yürüyüşün amacına ulaştığını belirterek tüm katılanlara teşekkür etti.  

Video için tıklayınız. 

Galeri

Kategori:Haberler
Barolar “Yargıya Ve Ülkeye Sahip Çıkma” Yürüyüşü Yaptılar | İstanbul Barosu