Baro Meclisi Toplandı
İstanbul Barosu Baro Meclisi 33. Olağan Genel Kurulu 06 Temmuz 2013 Cumartesi günü saat 11.00’da

İstanbul Barosu Baro Meclisi 33. Olağan Genel Kurulu 06 Temmuz 2013 Cumartesi günü saat 11.00’da Kanlıca Sosyal tesisinde (BAROBAHÇE) toplanarak gündemindeki konuları görüştü.
Toplantıyı bir konuşmayla açan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Baro Meclisinin geçen toplantısından bu yana meydana gelen gelişmeler ve yönetimin çalışmaları hakkında bir sunum yaptı.
Konuşmasında Baro Meclisi’nin toplanmasının gecikme nedenleri üzerinde duran Durakoğlu, Merkez ve Komisyonları yeni bir anlayışla oluşturmaya çalıştıklarını, Bölge Temsilciliklerini adliyelerin bulundukları bölgelerde oluşturma anlayışını değiştirmek istediklerini, adliyelerin üç adliyede toplanması üzerine adliyelerde bölge temsilciliği, ilçelerde ise ilçe temsilciliklerinin oluşturulmasına çalışıldığını bildirdi. Durakoğlu, bu çalışmaların önümüzdeki günlerde tamamlanacağını, bu çalışmalara ilişkin yapılacak eleştirilerden yararlanmak adına, yaz tatiline girmeden Baro Meclisi Genel Kurulu’nu toplama ihtiyacını duyduklarını anlattı.
17 Mart’ta toplanan Olağanüstü Genel Kuruldan sonra çok hareketli günler yaşandığını, yaşanmaya da devam edildiğini belirten Mehmet Durakoğlu, bu ülkede hukuk devletinin bir türlü oluşturulamadığını, adaletin kutsandığı değil, hukuksuzluğun kanıksandığı bir döneme gelindiğini kaydetti. Durakoğlu şöyle devam etti: “Özel yetkilendirilmiş mahkemeler… Kolluk neredeyse iddia makamının yerine geçmiş gibi bir tablo ortaya çıkmıştı, HSYK eliyle kuşatılan yargı teslim alınmıştı, yürütme ile uyumlu bir yargı yaratıldığını bizzat Danıştay Başkanı kendisi söyledi. Bütün bunlar yaşanırken biz İstanbul Barosu yönetimi olarak susmamayı yeğledik. Bizzat Başbakanın özel yetkili mahkemeler için ‘bunlar devlet içinde devlet oldular’ dediği mahkemelerde yaşananları görmezden gelirsek itibar kaybını önleyemeyeceğimizi düşündük. Hukuksuzluklara, avukatın meslek onurunun zedelenmesine, adil yargılama düzenine uyulmamasına HAYIR dedik. Adil yargılama istedik, ama onlar adil yargılamayı etkilemekten hakkımızda soruşturma açtılar”.
Olağanüstü Genel Kurulda toplantıya katılmayan hukukun üstünlüğü platformu dışındaki grupların baro yönetimine verilen emanete sahip çıkılmasını istediğini, Genel kurul; “teslim olmayın, teslim olursanız adaleti teslim edersiniz, buna hakkınız yok. 135 yıllık bir tarihin parçasısınız, bu tarihe gölge düşürmeyin, sakın boyun eğmeyin” dediğini belirten Durakoğlu, “17 Mayıs’ta Silivri’ye yargılanmaya gittik, yargılayamadılar. Biz, o gün bize açılan davayla yargının kendisini yargılayacağını söylemiştik” dedi.
Bu olaydan sonra bir sabaha karşı avukat bürolarının basıldığını, büro kapıları kırılarak avukatların yaka-paça gözaltına alındıklarını, Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu’nun bütün bir gün sabahlara kadar bu hukuksuzlukları önlemeye çalıştığını hatırlatan Mehmet Durakoğlu şöyle konuştu: “Bir sindirme politikası uygulandı. Aslında yurttaşların hukuk güvenliğinin yok edilmeye çalışıldığına işaret ettik. Bütün barolar, bütün hukuk örgütleri ayağa kalktı. Ulusal ve uluslararası düzeyde tepkiler yağdı. Bu arada iş avukatı adliyeden yerlerde sürükleyerek dışarı atılmaya ve gözaltına almaya kadar vardı. Kolluk ve savcılığın avukatı itibarsızlaştırma hareketiydi bu.”
Konuşmasında Gezi Parkı direnişine de değinen Durakoğlu, bu olayların yeni bir Türkiye yarattığını, bunun sadece Türkiye’ye değil, dünyaya da örnek olduğunu belirtti ve demokrasi tarihimizin övünç hareketi olan Gezi Parkı olaylarıyla mizah ve dayanışma dolu nice öyküler yazıldığını, bir ağaçtan çıkan ve sonra dal budak sarması gibi büyüyen demokratik tepkinin çığ gibi büyüdüğünü bildirdi.
Demokratik hakkını kullanan, kentine, parkına sahip çıkan insanların bir gün ilaçlı sular, gaz bombaları ve plastik mermilerle püskürtüldüğünü, gözaltılar, yaralanmalar, hatta ölümlerin geceler boyu sürdüğünü ifade eden Durakoğlu şöyle devam etti: “2911’e göre gözaltına alınanlar serbest bırakılmıştı. Çünkü bu yasaya göre tutuklama yapılmıyordu. Başbakanın ‘Yargı üzerine düşüne yapmalıdır’ talimatı üzerine soruşturmalar bir anda terörle mücadele yasası kapsamında yapılmaya başlandı. Bu olağanüstü yaşananlar karşısında İstanbul Barosu olarak örnek olabilecek bir çalışma sergiledik. 1000’den fazla gözaltına müdahale ettik. Olayların yaşandığı bütün emniyet merkezlerinde, hastanelerde, bütün adliyelerde meslektaşlarımız gece-gündüz demeden hukuki yardıma koştular. Mağduriyete uğrayanlar her noktada İstanbul Barosu’nu gördüler. Bütün meslektaşlarımız olağanüstü bir çalışma sergilediler. Oluşturduğumuz kriz masasının çalışmaları her türlü övgünün üzerindedir. Özellikle yurttaşlardan aldığımız geri dönüşler bizi son derece duygulandırdı. Bu nedenle emeği geçen bütün meslektaşlarımıza baro yönetimi olarak müteşekkir olduğumuzu belirtmek istiyorum.”
Durakoğlu, Gezi Parkı olaylarında ortaya konulan performans nedeniyle yeni bir çalışma anlayışı geliştirmeye çalıştıklarını, sosyal medyayla ilgili yeni kurumlar oluşturmaya, medya ilişkilerini geliştirerek onları bilgilendirmeye çalıştıklarını bildirdi.
“Kartaldaki dünyanın en büyük adliyesi aslında metrekare açısından başka hiçbir bakımdan büyük değil. Adalet örgütlenmesi içinde savunmanın yeri neresidir?” diye soran Mehmet Durakoğlu, “Son uygulamalarla biz böyle bir yerin olmadığını biliyoruz. Kartal adliyesinin proje aşamasında baroya ait 28 oda olduğu söylenmiş, daha sonra 16 odanın bulunduğu belirtilmiş, inşaatın bitimine doğru oda sayısı 14’e inmiş, hizmete açılmadan önce gelin odalarınızı teslim alın dediler, gittik baktık oda filan yok, çay ocaklarının bulunduğu yer bize tahsis edilmiş” dedi.
Türk adalet örgütlenmesinde savunmaya ve avukata bakış açısının en temel göstergelerinden birisinin Kartal Adliyesindeki Adalet Bakanlığının iradi düşünce tarzı olduğunu söyleyen Durakoğlu, Adalet bakanlığı ve avukatlık yan yana getirildiğinde görülenin bu olduğunu, çay ocağının avukatlığa tercih edilen bir olgu olduğunu, bunun başka türlü bir tercümesini bulmanın mümkün olmadığını belirtti.
Bütün bu olumsuzlukları gördükten sonra Kartal’a bir metro durağı uzaklığındaki Türkan Saylan Kültür Merkezinin iki katını kiralayarak Adli Yardım ve CMK hizmetlerini adliyeye en yakın noktaya taşımaya çalıştıklarını belirten Durakoğlu, Bakırköy Adliyesinin karşısında da 5 katlı bir bina kiraladıklarını, burada baro birimi, Adli Yardım ve CMK hizmeti verileceğini, bir katının kütüphane, bir katının da kafe olarak kullanılacağını bildirdi.
Yönetime geldiklerinden bu yana Adli Yardımdaki dava sayısının %104 arttığını, bunun meslektaşlarımıza aktarılan paranın da bu oranda artması demek olduğunu kaydeden Durakoğlu, CMK ile ilgili görevlendirmelerin geçen yıl itibariyle 99.800’ü bulduğunu, yaklaşık yüz bin atama yaptıklarını, bunun hizmetin tabana yayılması ve adalete erişilmesi anlamına geldiğini sözlerine ekledi.
Başkan Yardımcısı Durakoğlu’nun konuşmasından sonra Av. Özgür Çayırlı’nın verdiği önerge okundu ve oybirliğiyle kabul edildi. Daha sonra Meclis üyeleri söz aldı. Sırasıyla Av. Cengiz Kayıtmazer, Av. Nizar Özkaya, Av. Şahin Erol, Av. Sinan Naipoğlu, Av. Ali Şen, Av. Ece Ildır, Av. Uğur Yetimoğlu, Av. Burhan Öğütçü, Av. Ertuğrul Kazancı, Av. Nezire Selçuk, Av. Selami Melemşe, Av. Kazım Kolcuoğlu çeşitli uyarı, eleştiri ve önerilerde bulundular.
Toplantının sonunda Başkan yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, eleştirileri yanıtladı, değerlendirme ve önerilere teşekkür etti.


