Baro Meclisi Genel Kurulu Toplandı

İstanbul Barosu Baro Meclisi’nin 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 30 Mart 2019 Cumartesi günü saat 13.00-18.00 arasında baromuz merkez bina Konferans Salonunda yapıldı.
Baro Meclisi Divan Başkanı Av. Füsun Dikmenli, toplantının açılışında Genel Kurulu, Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, şehitlerimiz ve yitirdiğimiz meslektaşlarımız için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’na davet etti.
Açılışta konuşan Dikmenli, günümüzde hukuk devleti ağır yaralı olduğu için avukatlık mesleğine damgasını vuran kâbus gibi sorunlarla boğuşmak zorunda kaldıklarını, Avukatlık Yasasından kaynaklanan hakların kullanılamaz hale geldiğini söyledi. Her dönemde olduğu gibi günümüzde de savunmayı savunmak zorunda kaldıklarını belirten Füsun Dikmenli, “Geldiğimiz noktada her şeye rağmen hukuk devletinin teminatı olarak sadece ve sadece savunmanın temsilcisi olan avukatların kaldığını söyleyebiliriz. Emperyalist güç odaklarından kaynağını alan konularla uygulamaya konulan projeler sonucu savunma da avukatlık da ağır tehdit ve baskı altındadır” dedi.
Kısıtlı alan uygulamaları, alternatif çözüm yolları, ceza hukukunda uzlaşma, hukuk konularında zorunlu arabuluculuğun önlenemez yükselişinde de asıl hedefin özgür ve bağımsız savunma ve hukuk devleti olduğunun altını çizen Dikmenli, hukuk devletini korumak ve yaşatmak için dünya görüşü farklılıkları bir yana bırakarak, birlik ve beraberlik içinde mücadeleye devam edeceklerini bildirdi.
Gündemin ikinci maddesine göre, İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, geleneksel sunumunu gerçekleştirdi. Başkan Durakoğlu’nun sunumunun satır başları şöyle:
“Baromuzun Genel Kurulunda karşı karşıya kaldığımız, meslektaşlarımızın kendilerini baro süreçlerinin dışında hissetmemeleri için yapılması gerekenleri göz ardı etmedik ve önümüzdeki dönem için özen gösterdik. Komisyon, kurul ve merkez çalışmalarında meslektaşlarımızı bu süreçlerin içersine katmak gibi temel bir işlevi görev saydık. Aldığımız mesaj çerçevesinde yeni örgütlenmelere gittik. Avukat Hakları Merkezi’nin yeniden yapılanması, Gençlik Eğitim Merkezi ve bunların alt yapıları belirleyici siyaset olmaya devam edecek”.
“Kasım ayı içersinde 1100 meslektaşımıza ruhsat verdik. Bu vahim gelişme hukuk fakültelerinin sayısının 88’e ulaşmasıyla 83.500 hukuk fakültesi öğrencisinin olduğunu, Türkiye’de 122 bin avukatın bulunduğunu düşünürseniz, bu ülkede avukat sayısının 200 bine dayanacağı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu konunun vahametinin ortaya çıkması üzerine Türkiye Barolar Birliği, barolar ve konunun taraflarınca ortak çalışmalar sürdürülüyor. Çözümün ‘yeterlilik sınavı’ üzerinde yoğunlaştığını biliyoruz”.
“Görüşmeler yapma, bir kanal açma, erk sahiplerine müzakere etme imkânına uzunu süreden sonra ilk defa kavuştuğumuz bir dönem yaşadık. Bu hepimizi kuşkuya sevk eden bir noktayı da ifade ediyor. Uzun süreden sonra ilk kez bir Adalet Bakanı İstanbul Barosunu ziyaret etti”.
“Genel Kuruldan hemen sonra Adalet Bakanlığı Yargı Reformu Stratejisi Taslağının hazırlanma aşamasında 20 baroyu işin içine kattı. Bu konudaki şüphelerimi hep yanımda götürdüm. Ayaklarım burada bedenim oradaydı. Böyle bir bıkkınlık içindeydim. Ben bu süreçte siyasal iktidarın uzun süredir sergilediği tutumun bir yargı sabıkası ifade ettiğini bilen bir anlayış içersinde, özellikle de bu anlayışla müzakere etmenin gerektiğine inanarak bir görevi yerine getirmeye çalışıyorum. Ama bu erk sahipleriyle müzakere etmeyi ortadan kaldıran bir konumu bize vermemelidir diye gittik. Bütün yargı bileşenlerinin bulunduğu ve tüm sorunların dile getirildiği bir toplantı gerçekleştirdik. İstanbul Barosu dâhil 7 baro başkanının katıldığı Hukuk Politikaları toplantısı yapıldı. Erk sahipleriyle beli bir düzen içinde toplantılar yapıyoruz ama bu toplantılarda hangi sonuçlara varılacağı konusunda çok da belli olmayan bir aşamadayız. Çünkü ülkede tek adam rejimi var, aldığınız kararlar ve belirlediğiniz yöntemleri adam, meydanlarda bütün hukuk politikalarını tek cümle içersinde mahvedebiliyor”.
Durakoğlu, 20 avukatın adil yargılanmayı savundukları için yargılandığı 37. Ağır Ceza Mahkemesinin son oturumlarında bizzat yaşadığı, tanık olduğu, hukuku, adaleti katleden gelişmeleri anlattı. Bu yaşananları herkes için bir tehdit olarak gördüğünü belirten Durakoğlu vicdanın çalışmadığı bir yargı döneminin yaşandığını bildirdi.
İstanbul Barosu Türkiye Barlar Birliği Delegasyonunca TBB Başkanının bazı tasarruflarının ‘eksen kayması’ olarak nitelenen davranışları hakkında bilgi veren Durakoğlu, 20 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Gününe, daha yoğun bir katılım beklentilerinin gerçekleşmediğini belirtti. Durakoğlu konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Tehlikedeki Avukatlar Gününe en çok sahip çıkması gereken avukatların üstelik de eylemsizliğin egemen olduğu dönem içersinde zorla müzakerelerle kabul ettirilmiş bir İstiklal Caddesi yürüyüşünün son derece görkemli olabileceği beklentisinin hepimiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Geldiğimiz noktada sorunlarımıza sahip çıkma kararlılığımız devam ediyor. Bizim başka hiçbir silahımız yok. Bizim silahımız mücadeledir, hep birlikte mücadele edeceğiz ve saygınlığımızı da oradan kazanacağız”.
Başkan Durakoğlu’nun sunumundan sonra gündemin üçüncü maddesi gereği Baro Meclisi Başkanlık Divanının seçimine geçildi. Verilen önergelerinin uzun tartışmalarından sonra oylamaya geçildi. Tek tek yapılan oylama sonucunda Baro Meclisi Divan Başkanlığına Av. Füsun Dikmenli, Başkan Vekilliklerine Av. Günay Samur ve Av. Onur İste, üyeliklere de Av. Zeynep Uçar Yakar ve Av. Mehmet Bayraktar oy çokluğuyla seçildi.
Gündemin dördüncü maddesine göre meslek sorunlarının görüşülmesine geçildi. Av. Çiğdem Koç, Mersinde cezaevinde dört avukatın rehin alınması olayını dile getirdi ve adliyelerde, ceza evindeki avukatların sorunlarını ele alacak her gruptan bir kişiyle oluşturulacak komisyonlar kurulmasını önerdi. Av. Figen Erbek, Baro Meclisinin aktif çalıştırılamadığına işaret etti.
Av. Fikret İlkiz, Yargı Reformu Strateji Belgesinin öncekilerden farklı olmayacağını, Cumhurbaşkanlığı örgütlenme şemasına göre bir takım kurullar kurulduğunu, bunların hukuk politikası üretemeyeceklerini belirtti ve 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Gününü anımsatarak “İstanbul Barosu olmasaydı Türkiye’de avukatların tehlike altında olduklarını kimse bilmeyecekti” dedi.
Av. Yankı Büyüksezer, Baro Meclisini daha aktif hale getirmek, bir takım önerilerde bulunmak için Meclis’de çalışmak istediğini bildirdi. Av. Adalet Yılmaz, kamu avukatlarının sorunlarını dile getirdi. Av. Erdost Balcı, arabuluculuk uygulamalarını eleştirdi ve arabuluculuğa karşı olduğunu söyledi. Küçükçekmece Bölge Temsilcisi Av. Zekiye Çekmen, başından geçen olayları anlattı ve kamu görevlisine hakaretten yargılandığını söyledi. Av. Bülent Hattatoğlu, arabuluculuk uygulamalarını eleştirdi, gizli tanık faciasına dikkat çekti ve ceza hukukunun yüz yüzelik ilkesinin ihlal edildiğini bildirdi. Av. Oktay Akmaner de Baro Meclisi’nin daha aktif hale getirilmesini istedi.
Konuşmaların tamamlanmasından sonra Başkan Av. Füsun Dikmenli oturumu kapattı.


