İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Baro Meclisi 42. Olağan Genel Kurulu Toplandı

Baro Meclisi 42. Olağan Genel Kurulu Toplandı

Baro Meclisi 42. Olağan Genel Kurulu Toplandı

İstanbul Barosu Baro Meclisi 42. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 27 Mayıs 2017 Cumartesi günü saat 13.00’da Baro Kültür Merkezi Konferans Salonunda yapıldı.

Baro Meclisi Divan Başkanı Av. İrfan Akyürek yeterli çoğunluğun sağlandığını belirterek Meclis Genel Kurulunu açtı. Gündem gereği Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı şehitlerimiz ve yitirdiğimiz meslektaşlarımız için Genel Kurul’u saygı duruşu ve İstiklal Marşına davet etti.

Gündemin ikinci maddesine geçildi. Divan Başkanı Akyürek, İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu’nu sunumunu yapmak üzere kürsüye davet etti. Durakoğlu, Baro Meclisi Genel Kuruluna Baro Yönetim Kurulunun çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Baro Yönetim Kurulu olarak öteden beri Baro Meclisini önemsediklerini, Meclis toplantılarına diğer grupların da katıldıklarını, onların görüş ve eleştirilerinden yararlandıklarını belirten Durakoğlu, farklı düşüncelerin dile getirilmesinin herkes açısından bir büyük avantaj teşkil ettiğini söyledi.

Baro Genel Kurulundan sonraki ilk Meclis toplantısının gerçekleştirildiğini, Genel Kurula 15 Temmuzdan sonra OHAL yönetiminde ve çok olağanüstü koşullarda, olağanüstü gündemle gidildiğini hatırlatan Durakoğlu, bugün gelinen noktada da olağanüstü durumun devam ettiğini belirterek şöyle konuştu: “Geriye dönüp baktığımda olağanüstü halin bu hükümet açısından kendileri için çok hoş bir durum oluşturduğunu düşünüyorum. Çok sevdiler olağanüstü hali, adeta kendilerine döndüler. Gerçekten de darbeyi püskürtmek kibrinin batı dünyasına yansıtılmasına özel bir önem vermek konumuna geldiler. Bir de bunun üzerine şüpheli referandum sonuçları binince bu kibir daha bir güçlendi hem Batıya hem Türkiye’ye böyle bir sonuç ortaya çıkardı. Olağanüstü halin kendi içersinde AİHS 15. Maddesi çerçevesinde temel hak ve hürriyetlerin askıya alınması gibi sonucun ifade ediyor olmasını bir büyük avantaj gibi değerlendirmeye başladılar. Toplumu dönüştürmek için bunu fırsat bildiler. Müthiş bir şehvet duydular bundan ve ülkeyi de bu algıyla yönetmeye çalışıyorlar”.

Olağanüstü halin en çok savunmayı vurduğunu, avukatların soruşturmalarda çok ciddi kısıtlamalarla karşılaştıklarını,  cezaevi görüşmelerinin doğu ülkelerinin bile gerisinde kaldığını ifade eden Mehmet Durakoğlu, hak kayıpları karşısında adliyelerin neredeyse tatil olduğunu, FETO temizlemesi adı altında pek çok yargıcın görevinden olduğunu ve onların yerine yeni atamalar yapıldığını, böylece daha vahim bir tablo oluştuğunu anlattı.

Yargıçların üçte birinin ihraç edildiğini, dörtte birinin de hapiste olduğunu belirten Durakoğlu, “Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şeyin varlığını tasavvur dahi edemiyorum. Bu yargıçların yerine atananlar da bir başka vahamet arz ediyor. Cemaatten kurtarıldığı söylenen yargı, parti yargısı haline getiriliyor. Bütün bunlar muhalefeti sindirmeyi amaçlıyor. Artık yargı bağımsızlığının tümüyle yitirildiği bir noktadayız” dedi.

İstanbul Barosunun her zaman FETÖ ile mücadele ettiğini ve bu mücadelesini kanıtladığının altını çizene Durakoğlu,  bir hukuk kurumu olan baronun onların bizden esirgedikleri hukuku onlara vermenin ve adil yargılanmalarını sağlamanın bir görev olduğunu bildirdi.

Baronun referandum sürecinde avukat algısını da içeren bir kampanya yapıldığını detaylarıyla anlatan Mehmet Durakoğlu,  2019 Kasımına kadar geçecek zaman dilimini çok önemsediğini, bu süreç içinde yapılacak çalışmaların referandumun şaibesi üzerine kurulması, referandumun adil olmadığının, şaibeli olduğunu toplumumuza anlatması gerektiğini vurguladı. Durakoğlu, Yüksek Seçim Kurulunu doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet ettiklerini ve bu alandaki mücadelenin devam edeceğini bildirdi.

Durakoğlu, konuşmasının son bölümünde yeni baro binası inşaatı, Gayrettepe’deki sosyal tesis inşaatı ve Çatalca’da yapımı planlanan Huzurevi ile ilgili gelişmeler hakkında bilgi verdi.

Başkan konuşmasını tamamladıktan sonra gündem gereği Başkanlık Divanı seçimi yapıldı. Başkanlık Divanına verilen tek önerge okundu ve oya sunuldu. Oy çokluğuyla kabul edilen önergeye göre, Divan Başkanlığına Av. Füsun Dikmenli, Başkan Vekilliklerine Av. Günay Samur ve Av. Burcu Aslan, Üyeliklere de Av. M. Ufuk Yılmaz ve Av. Emre Elçi seçildi. Böylece ilk kez Baro Meclisi Divan Başkanlığına bir kadın başkan seçilmiş oldu.

Daha sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu görev süreleri sona eren Divan Başkanı Av. İrfan Akyürek, Başkan Vekili Av. İsmail Altay (toplantıda bulunamadı), Başkan Vekili Av. Burcu Aslan, Üyeler Av. Günay Samur, Av. M. Ufuk Yılmaz ve önceki dönem Başkan Vekili Av. Lütfiye Genco’ya plaket sundu. 

Görev devir tesliminin yapılmasından sonra yeni Başkanlık Divanı göreve başladı.  Baro Meclisi Divan Başkanı Av. Füsun Dikmenli, kısa bir teşekkür konuşması yaptı.

Avukatlık mesleği ve ülkede yaşanan hukuk sorunlarının görüşülmesine geçildi. Bu bölümde 10 meslektaşımız söz aldı.

Av. Several Ballıkaya Çelik: Avukatlık mesleğinin sorunlarına değindi. Avukatların mesleklerini yerine getiremediklerini söyledi ve çeşitli konulardaki baro uygulamaları ve açıklamaları hakkında eleştirilerde bulundu. 

Av. Ömer Kavili: avukatlık uygulamalarında yaşanan sıkıntıları örnekler vererek anlattı. Av. Ballıkaya’nın eleştirilerine katıldığını söyledi. Hukuka aykırılıklar tek tek belirlenmeli ve ezberler bozulmalıdır dedi.

Av. Kemal Aytaç: 15 Temmuz uygulamaları ile siyasal iktidarın HDP’ye yaptığı baskı ve hukuksuzluklara dikkat çekti.  Bu uygulamaların siyasal bir proje olduğunu ve talimatla yapıldığını belirtti. Bunlara sessiz kalınmasını eleştirdi.  OHAL fırsat bilinerek bu kesimin ve akademisyenlerin susturulduğuna değindi.  Baronun bıçak sırtında olduğunu, göze batacak bir şey yaparsa kanun hükmünde kararnameyle kapatılacağını söyledi.

Av. Ali Şen: Meclisin daha verimli çalışması için her ay toplanmasını, savunmanın sorunlarına ilişkin tüm haksızlıkları tespit edecek bir komisyon kurulmasını, Komisyonun Başkanlık Divanına rapor vermesini ve bu raporların Baro Genel Kurulunda tartışılmasını önerdi.

Av. Mehmet Ümit Erdem: Avukatlığın günlük uygulama sorunlarını somut örneklerle anlattı. Gözaltı merkezlerinde avukatların itibarsızlaştırıldığını, buralarda hak ihlalleri yaşandığını, bu konuda baronun çalışma yapması gerektiğini söyledi. Avukatların Adliyelerle bağının kesildiğini ve ülkede Sulh Ceza mahkemeleri terörü bulunduğunu anlattı.  “Avukatlarla ilgili raporlama yapılması gerekiyor. Kaç avukat gözaltında, kaç avukat tutuklu, nerelerde yargılanıyorlar, bunları bilmiyoruz” dedi.

Av. Nazan Moroğlu: Siyasal iktidar tarafından Hukukun katledildiğini ve avukatlık mesleğinin de bundan etkilendiğini, bu konuda barolara da büyük görev düştüğünü söyledi. Parlamenter sistemin yok edildiğini, OHAL’in geldiğini ve ülkenin KHK’larla yönetilmeye çalışıldığını, KHK’larla kanunların ortadan kaldırıldığını anlattı. Yakında Meclise sunulacak uyum yasaları konusunda çok ciddi bir çaba göstermek ve mücadele etmek gerektiğinin altını çizdi.

Av. Hüseyin Rahmi Ekşi: Türkiye’de temelde bir hukuk tanımazlık ve sistem dışılığın başını alıp gittiğini söyledi. İktidarın haddinden fazla güç sahibi olduğunu, bunun böyle devam etmemesi, Türkiye’nin normal düzenine yeniden dönmesi gerektiğini söyledi. Bu mücadelelerin el birliğiyle yapılması, tüm avukat gruplarının birleşmesi ve tek güç olarak kamuoyunun dikkatini çekmesi gerektiğini savundu.

Av. Aynur Tuncel Yazgan: Baro bünyesinde Yeni kurulan adil Yargılama Takip Merkezi’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Av. Fevzi Ender Ferahbaş: Yargı sorunlarının en çok savunmayı etkilediğini, avukatlık mesleğini yerine getirmenin her gün daha da zorlaştığını, hukuksuzluklarla mücadelede el birliği yapılması gerektiğini vurguladı.

Av. Züleyha Gülüm: Sadece komisyon kurup rapor hazırlamak önemli değil. Bu komisyonlar zaten var ve çalışıyorlar. Önemli olan alınan sonucu nasıl seslendirebiliriz, nasıl baskı aracı olarak kullanabiliriz, hukuksuzluklara karşı bir iktidarı nasıl sıkıştırabiliriz. Bunu toplumsal muhalefet ayağı ile nasıl birleştirebiliriz. Baro Yönetim Kurulu sivil toplum kuruluşları ve toplumsal muhalefetle birlikte hareket etmelidir. İstanbul Barosunun faşizme karşı, hiçbir hukuk tanımayan iktidara karşı ses çıkarabilmesinin zamanının geldiğini düşünüyoruz.

Konuşmaların tamamlanmasından sonra bu konuda verilen bir önerge oya sunuldu. Önerge oybirliğiyle kabul edildi.

Başkan Durakoğlu söz aldı: Verimli bir toplantı oldu. Yararlandık. Bazı yaklaşım farklılıklarına işaret etmek istiyorum. Çalışmaların etkisizliğinin siyasal ve konjonktürel nedenleri var. Bizim aşamayacağımız nedenler. Bunların nasıl aşılacağına ilişkin bir toplantı yapmalıyız. Burada bir strateji saptamalıyız. Ben bundan sonraki ilk toplantıda bu stratejiyi oluşturmayı teklif ediyorum. Olağanüstü ortamlarda doğru bir strateji tespit etmeliyiz. Buna şiddetle ihtiyacımız var.

Mehmet Durakoğlu yapılan diğer eleştirilerden de çok yararlandıklarını belirtti ve eleştirilen konularla ilgili açkılamalarda bulundu.

Gündemin tamamlanması üzerine Divan Başkanı Dikmenli, oturumu kapadı.

Galeri

Kategori:Haberler
Baro Meclisi 42. Olağan Genel Kurulu Toplandı | İstanbul Barosu