Baro Meclisi 40. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı
İstanbul Barosu Baro Meclisi 40. Olağan Genel Kurulu,

İstanbul Barosu Baro Meclisi 40. Olağan Genel Kurulu, 23 Ocak 2016 Cumartesi günü saat 11.00’da Kartal Anadolu Adliyesi Konferans Salonunda toplandı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşından sonra Baro Meclisi Divan Başkanı Av. İrfan Akyürek, açılış konuşması yaptı. Akyürek konuşmasında, gündem maddeleri hakkında açıklayıcı bilgiler verdi.
İstanbul Barosu Başkan yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Meclise yaptığı sunumda, ülke sorunları ve baro çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Özellikle 1 Kasım seçimlerinden sonra yeni anayasa yapım çalışmalarının gündeme taşındığını belirten Durakoğlu, bu gelişmeler karşısında İstanbul Barosunun genel yaklaşımının -en azından bugünkü yönetim olarak yaklaşımının- ülkemizin en temel sorunlarına ilişkin duyarlılıkları asla kaybetmeme gerçeği olduğunu söyledi.
“Bizim için ülkenin bölünmez bütünlüğü, ülkenin anayasasında ilk dört maddesinde açıklanan temel özellikleri yaşamsal değere sahiptir” diyen Durakoğlu şöyle dedi: “Bu, içinde bulunduğumuz konum itibariyle savunmayı değer bulduğumuz bütün avukatlığa ilişkin sorunların öncesindedir, onlardan daha önceliklidir. Biz ülkemizi korumadan mesleğimizi koruyabileceğimizi düşünmüyoruz. Asla böyle bir yaklaşım içersinde değiliz, dolayısıyla bu temel çerçeve içersinde görüşlerimizi anlatmaya, bu görüşleri ortaya koymaya da aynen devam edeceğiz”.
Anayasa değişikliğinin dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosunun ilgi alanı dışında kabul edilmesinin asla söz konusu olamayacağını belirten Mehmet Durakoğlu, “Bugün Türkiye’de anayasa değişikliği isteyenler birkaç nedenle istiyorlar. Genel anlamda bir anayasa değişikliği yapılması gerekir mutabakatının oluşması, bu mutabakatı oluşturan kesimlerin bir ortak değerlendirmesinden ortaya çıkmıyor. İlk kez sivillerin bir anayasa yapması gerektiğini öne süren bir kesim var. Bir başka anlayışla adına “Kürt Sorunu’ dedikleri sorunun çözümünün anayasada özellikle vatandaşlık tanımında –ya da ilk dört maddede- yapılacak değişiklikle mümkün olabileceğini düşünen ve isteyenler var. Çok açık bir biçimde ‘Özerklik’, ‘Özyönetim’ benzeri tavırları anayasanın içersine koymak suretiyle bu sorunun aşılabileceğini söyleyenler var. Ve ayrıca da kafalarında ‘Başkanlık Sistemi’ni oluşturmuş olan ve bu sisteme geçişi sağlayabilmek açısından anayasa değişikliği isteyenler var” dedi.
Buradan geniş bir mutabakat çıksa bile, anayasa değişikliğinin gerekli olduğuna katılmadıklarını kaydeden Durakoğlu, Anayasa değişikliği için bugünkü ortamı son derece sakıncalı gördüklerini, o nedenle anayasa değişikliği konusuna bir ‘mutlak gerçeklik’ olarak bakmadıklarını bildirdi.
Türkiye’nin Güneydoğusunda ciddi bir kalkışmanın olduğuna inandıklarını hatırlatan Durakoğlu, şöyle devam etti: ”Bu bölgede yaşananlar bir ülkede sadece ‘terör’ olarak izah edilebilecek bir gerçeklik değildir. Karşılıklı ifade edilen ve ‘İç Savaş’ denilen, başka anlamlar yükletilmeye çalışılan bir olgunun ötesinde kalkışmayı göze almak ve bunu tespit etmek gerekiyor. Bunu tespit etmeden orada olup bitenleri sadece terör olgusuyla ve onun ötesinde bir anlayışa taşımadan değerlendirmek çok eksik olacaktır diye düşünüyorum”.
İstanbul Barosu Başkanlığının bir süre önce yayınladığı bildirgeye değinen Durakloğlu, Demokratik Toplum Kongresi adlı örgütün yayınladığı 14 maddelik bir bildirgeye karşı İstanbul Barosunun da 14 maddelik bir bildirge ile temel duyarlılıkları ortaya koyduğunu belirterek şöyle dedi: “Bu temel duyarlılıkların özellikle HDP Genel Başkanlığı boyutunda dahi tartışması yapılmış olması hangi bam teline nasıl başarıyla bastığımızı gösteren bir kanıttır diye düşünüyoruz”. Durakoğlu, Türkiye’nin bir bunalımın eşiğinde olduğunu, Türkiye’nin Güneydoğusunun bir başka şekle dönüştürmeye çalışıldığını, buradaki olguyu sadece terörle değerlendirmenin mümkün olmadığını vurguladı.
Durakoğlu konuşmasında akademisyenler bildirisine de değdindi. Akademisyenlerce yayınlanan bildirinin hiçbir maddesine katılmadıklarını, ancak, akademisyenlerin bu ifadelerin ortaya serilmiş olması nedeniyle maruz kaldıkları olgunun her açıdan utanç verici olduğunu, burada en önemli konunun Cumhurbaşkanının fitili ateşlemesi ve yargıya müdahale anlamına gelen bazı girişimleri sergilemesi olduğunu vurguladı.
Tahir Elçi cinayetinden duydukları üzüntüyü dile getirdiklerini, Baro Bülteninin Kasım-Aralık sayısını Tahir Elçi Özel Sayısı olarak hazırladıklarını belirten Mehmet Durakoğlu, “Cinayetin aydınlatılması, devlet için, devletin varlığı için, devletin kendisini var ettiğini ortaya koyabilmesi için yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu cinayet aydınlatılmalıdır. Devlet kendisini ancak böyle kanıtlayabilir. Bu cinayetin aydınlatılmaması ortada dolaşan spekülasyonların haklılığını hiçbir biçimde ortadan kaldırmayacaktır” dedi.
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu konuşmasının ikinci bölümünü baro çalışmalarına ayırdı.
Ruhsat verme işlemlerinin çıldırma noktasında bulunduğunu belirten Durakoğlu, 31 Aralık itibariyle İstanbul Barosu üye sayısının 35 bin 685’e ulaştığını, bu alanda inanılmaz bir baskı karşısında olduklarını söyledi.
İstanbul Barosu hizmet alanının çok büyüdüğünü, üç büyük adliyede üç baro oluştuğunu, hizmetlerin yüzde yüzün üzerinde arttığını ifade eden Durakoğlu, bütün bunların baronun kendi içersinde bir başka türlü örgütlenmesini sağladığını, çünkü yeni yeni hizmetlerin ortaya çıktığını, harcamaların da inanılmaz boyutlara ulaştığını, adli yardımın %120 oranında büyüdüğünü, sadece Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde kâğıt tüketiminin 30 kat artarak 3 milyon dolayına ulaştığını anlattı.
Adliyeler arasında servis hizmetlerini planlarken bu ölçüde maliyet gerektireceğini öngöremediklerini, bugün mali porte açısından bakıldığında 2015 yılı itibariyle sadece servis hizmetlerinin yüklediği maliyetin eski rakamla 1,4 trilyon olduğunu belirten Durakoğlu, bu tablonun Baro yönetimini yeni bir aşamaya sürüklediğini ve önlem almaya zorladığını kaydetti. Servis konusunda 1 Şubattan itibaren yeni bir uygulamaya başlanacağını belirten Mehmet Durakoğlu, “Servise binecek meslektaşımız kimliğini görevlinin elindeki pos cihazına okutacak ve karttan 2 TL servis ücreti çekilecek. Aynı sistemi cüppe konusunda da uygulamayı düşünüyoruz” dedi.
Sözü ödenmeyen aidat borçlarına getiren Durakoğlu şöyle konuştu: “En çok aidat borcu olan meslektaşlarımız için yapılan iki ihtarnameye, 4 defa SMS’e ve telefonla aramaya yanıt gelmemesi üzerine kanun gereği kayıt silme işlemini yerine getirdik. Meslektaşlarımızın bir bölümü aidat ödeme sadakati taşımadıkları için baro böyle bir tabloyla karşı karşıya kalıyor”.
Baro binası inşaatı için ruhsatın alındığını ve bir ay önce çalışmalara başlandığını ve görünürde bir sorun kalmadığını belirten Durakoğlu, Ortaköy’deki sosyal tesisle ilgili olarak da Büyükşehir Belediyesi ile olan ihtilafın çözüldüğünü ve Beşiktaş Belediye Başkanıyla inşaat işinin yakında görüşüleceğini bildirdi. Benzer bir uygulamanın Beylikdüzü’nde gerçekleştirilmeye çalışılacağını belirten Durakoğlu, Ambarlı iskelesinin olduğu yerin marina haline getirildiğini, Marinada sosyal bir tesis oluşturmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi. Durakoğlu konuşmasının sonunda soruları yanıtladı.
Daha sonra gündem gereği konuşmalara geçildi.
Av. Abdurrahman Bayramoğlu söz aldı. Bayramoğlu, Baro Meclisi Çalışma Yönergesi hakkında bir çalışma gerçekleştirdiklerini bildirdi ve yapılan çalışmayla ilgili bilgilendirme yaptı.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, yeni anayasa konusunda dikkatli olmak gerektiğini söyledi. Diyanetin laiklik ilkesine aykırı uygulamalarına ve fetvalara tepki gösterilmesini öneren Tuskan, Adli Yardım konusunda sorunlar yaşandığını, mali yetersizlik içinde olduklarını, çünkü yardım başvurularının 6 binlerden 16 binlere dayandığını bildirdi. Tuskan, bu rakamın büyümesinde hizmetin yaygınlaştırılmasının büyük etkisi olduğunu, kadınların en fazla şiddet gördükleri semtlere Adli Yardım Bürolarıyla ulaşmaya çalıştıklarını anlattı. Tuskan, ŞÖNİM’lerin yaygınlaştırılması ve meslek içi eğitime daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurguladı.
İstanbul Barosu Önceki Başkanlarından Av. Kazım Kolcuoğlu, Anayasa değişikliği çalışmalarını ele aldı. 12 Eylül anayasasını değiştirirken, bu anayasanın getirdiği yasaların yürürlükte olması çelişkisine vurgu yapan Kolcuoğlu, İspanya’da yeni anayasa yapımıyla ilgili çalışmaları örnek gösterdi. Kolcuoğlu, Türkiye’yi karanlığa götürecek uygulamalara dikkat çekti ve bu tür davranışlara karşı tepki gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Av. Yıldız İmrek, şu anda Türkiye’nin fiili otoriter bir rejimden geçtiğini tespit etmek gerektiğini, hukukçuların, özellikle baroların, Türkiye Barolar Birliğinin bu fiili, otoriter rejimle savaşması gerektiğini söyledi. Yapılan pek çok değişikliklere rağmen 12 Eylül anayasasının halen özgürlükler karşıtı bir anayasa olduğunu belirten İmrek, asıl yapılması gerekenin bugünkü anayasayı değiştirmek değil, demokratik bir anayasa yapılması için mücadele verilmesi gerektiğini vurguladı.
Av. Murteza Özhan, Güneydoğuda ve özellikle Mardin’de yaşan olaylar hakkında bilgi verdi.
Avukat Hakları Merkezi Av. Cem Kaya Karatün, avukatlığın evrensel bir düşünce tarzı olduğunu ve evrensel olan her türlü düşüncenin peşinde olduğunu söyledi. Karatün, CMK ile ilgili ciddi sorunlar bulunduğunu, bir takım eksikliklerle karşılaştıklarını belirtti ve bazı örnekler verdi. Mevzuatın değişmiş olmasına rağmen işkencenin devam ettiğini belirten Karatün, “Biz bu işkenceyi ne yazık ki önleyemedik” dedi.
Meslek Sorunları Kurulu Başkan Yardımcısı Av. Alev Akbay, avukatlık mesleğinin yığınla sorunu bulunduğunu, parlamentoda pek çok sayıda avukatın bulunmasına rağmen bu sorunların çözülemediğini anlattı. Mesleğin sorunlarının ülkenin sorunlarından ayrı tutulamayacağını belirten Akbay, hukukun üstünlüğünün olmayışı, hukuk devleti ilkesinin görmezden gelinişi ve yargıya yapılan baskılar gibi nedenlerle sorunların çözülemediğini hatırlattı.
İdare ve Vergi Hukuku Komisyonu Başkanı Memet Kaya, meslektaşların vergi ve idare sorunları üzerinde durdu ve bu alanda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Baro Meclisi Divan Üyesi Av. İsmail Altay, Arabuluculuk konusuna değindi ve baronun bu konuda daha kucaklayıcı olması gerektiğini söyledi. Altay, Tahkim Kuruluyla ilgili çalışmaları anlattı.
Av. Sezin Uçar, adliyelere giriş çıkışlarda sorunlar yaşandığını, bu sorunlar bir protokole bağlanmasına rağmen pek çok meslektaşımız hakkında soruşturmalar açıldığını söyledi. Uçar, bu konuda baronun meslektaşları yalnız bırakmaması, destek vermesi gerektiğini bildirdi.
Baro Meclisi Önceki Dönem Divan Başkan Yardımcısı Av. Nizar Özkaya, avukatların hukuk mücadelesinin önemine vurgu yaptı. Av. Nebi Barlas’ın Adalet Savaşçısı kitabının her meslektaşın okumasını salık veren Özkaya, kitapta yer alan hukuk mücadelesinin her avukata ilham vereceğini belirtti. Özkaya konuşmasında, bildiri yayınlayan akademisyenlerin maruz kaldıkları haksızlıklara değindi, gazetecilik görevini yaptıkları için tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül’ün uğradığı hukuksuzluğa dikkat çekti.
Av. İlkay Sezer, faşizm ve insan haklarına aykırı her türlü hareketin karşısında olduğunu söyledi. Baro Meclisinde dile getirilen Güneydoğu Anadolu’da yaşananlarla ilgili bazı görüşlere katılmadığını belirten Sezer, “Hükümetin de burada elbette yanlışları var, onların şehre inmesine engel olabilirdi, olmadı. Ama o hendekleri görmeden, PKK’nin bir terör örgütü olarak altını çizmeden eleştiri yapmayı doğru bulmuyorum ve bu tür eleştirilere de katılmıyorum” dedi.
Av. Tamer Şahin, sosyal ve siyasal sorunların giderek büyüdüğünü ve çözüm zor hale geldiğini söyledi. Sosyal ve siyasal sorunların tek çözümünün demokratikleşmede yattığını belirten Şahin, bu gerçekleşmediği sürece sorunları çözmenin mümkün olmadığını bildirdi. Tamer Şahin, bu dönemde Avukatlık Yasası ve anayasa değişikliklerini gündeme getirmemek gerektiğini vurguladı.
Son konuşmacı Av. Mehmet Ufuk Yılmaz, tek cümle söylemek için kürsüye geldi. Yılmaz, “Yarın 24 Ocak, Uğur Mumcu’nun katledilişinin yıldönümü, Uğur Mumcu’yu saygıyla anıyorum” dedi.
Gündemin tamamlanması üzerine toplantıya son verildi.


