Baro Güçlüyse Avukat da Güçlüdür
Baro Güçlüyse Avukat da Güçlüdür

Staj Eğitim Merkezi yeni eğitim dönemi açılışı, 25 Ocak 2017 Çarşamba günü saat 13.00’da İstanbul Adalet Sarayı Konferans Salonunda yapıldı.
Açılışta konuşan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz, 2015 yılında 3575, 2016 yılında 3830 stajyerin başvurarak eğitim aldıklarını söyledi. Yılmaz konuşmasında, staj eğitim mevzuatı hakkında bilgi verdi ve uyulması gereken yöntemler hakkında stajyerleri uyardı.
Eğitim döneminin ilk dersini İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu verdi. Durakoğlu, stajyer avukatların çok özel bir zaman dilimi içersinde avukatlık mesleğine başlayacaklarını belirtti ve bu konuda değerlendirmeler yapacağımı bildirdi.
Durakoğlu’nun değerlendirmeleri ve deneyimli bir meslektaşları olarak stajyerlere yaptığı tavsiyeler şöyle:
“Yılda 4 bine yakın stajyere eğitim veriyoruz. Başlangıçta çok baskı gördük. Eğitime kota koyma, stajı hızlandırma, başka barolara gönderme gibi baskılara itibar etmeden ‘biz bu işi yaparız dedik’. Bunu söylerken, yani yılda dört bin stajyeri kendi levhamıza kaydetmeyi göze alırken tek güven kaynağımız sizdiniz. Staj eğitiminde her şey bizim de istediğimiz anlamda gitmiyor. Sayımız olağanüstü artıyor -38 bin avukata ulaştık- bu sayının İstanbul’un ihtiyacını ifade eden bir sayı olmadığını biliyoruz. Bunun sonuç olarak ortaya çıkarabileceği pek çok olumsuz gerçeklikle karşı karşıya kalıyoruz. Bu gerçekliklerin bir biçimiyle aşılabilmesi sizin kişisel çabalarınızla gerçekleşecektir”.
“Günümüzde Yargıçlarda, savcılarda ve avukatlarda bir kalite sorunu konuşulmaya başlandı. Kalite sorununu aşabilmenin en etkili yolu uzmanlaşmadan geçiyor. Bir alanda mutlaka uzmanlaşmalısınız. Bunun için sürekli bilgi ihtiyacı içersinde olun. Bilgi edinmeyi mesleğiniz için temel bir gereksinme olarak görün. Bize vekâletname verenler aynı zamanda bir sorumluluk da yüklüyorlar. Bu sorumluluğu aşmamız bakımından bizim bilgi ile bütünleşmemiz gerekiyor. Bir avukat için en kötü şey kendisini sıradanlaştırmaktır. Uzmanlaşma avukatın sıradanlaşmasını önleyecektir. Mesleğe başlayacak bir avukata söylenecek en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum”.
“Avukatlık bir yaşam biçimidir. Kendinize bir yaşam biçimi seçmeniz gerekiyor. Avukatlık hak edilesi gereken bir meslektir, hak edilebilmesi önce erdemli olmakla mümkündür. Savunma hakkının kutsiyetine ilişkin değerlendirmeler artık dünyanın hiçbir hukuk devletinde tartışılan değerler değildir. Savunma hakkı uygarlığın, çağdaşlığın simgesi haline gelmiştir. Böyle bakıldığında hiçbir biçimde savunma hakkını n ortadan kaldırılmasına ortak olmamamız gerekiyor”.
“10-15 yıl sonra keşke dememeniz için bazı şeyleri gerçekleştirmeniz gerekiyor: Bunlardan birincisi daha önce de söylemiştim, uzmanlaşma, ikincisi mutlaka bir yabancı dil öğrenmektir. 10-15 yıl sonra bu işler için geri dönüş olmayabilir”.
“Avukatların itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir süreçten geçiyoruz, eğer bu süreç devam ederse yargı düzeninin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini bilmemiz gerekiyor. Biz avukat olarak Türkiye’deki yargı düzeni içersinde sayılmıyoruz. Bu sorunu ancak mücadele ederek kazanabiliriz. Bu sistemi değiştirmemiz lazım. Bakınız, bugün Adalet Bakanlığında çalışan bir tek avukat yok, tek avukat Bakanın kendisi. Yargı sistemi hâkim-savcı ikilisine terk edilmiş durumdadır. Bu sadece günümüzde değil, bundan önceki dönemlerde de böyleydi”.
“Bir avukatın baroyla ilişkileri önemlidir. Baro avukat desteğiyle güçlenir. Baro güçlüyse avukat da güçlüdür. Avukatlar her şeyi bir tarafa bırakarak hukuksal değerlendirmelerin arkasında olması gerekiyor. Bir ülkede yargı bağımsız ve tarafsız değilse, orada ne biçimde olursa olsun gerçek anlamda avukatlık yapılması mümkün değildir. Böyle bir ülkede hukuk devleti bağlamında avukatların örgütlü güçleriyle bütünleşmeleri gerekir”.


