Baro Başkanları: ”Avukatlar Angarya Hizmet Verir Hale Getirilmiştir”
17 -18 Şubat tarihlerinde Aydın’da yapılan Baro Başkanları toplantısında çeşitli ülke ve meslek sorunları görüşüldü

17 -18 Şubat tarihlerinde Aydın’da yapılan Baro Başkanları toplantısında çeşitli ülke ve meslek sorunları görüşüldü.
İki gün süren toplantıya Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Özdemir Özok ve 22 Baro Başkanı katıldı. Aydın Barosu Başkanlığının ev sahipliği yaptığı toplantı sonunda bir sonuç bildirisi yayınlandı.
Çeşitli meslek ve ülke sorunlarına değinilen ortak bildiri şöyle:
1- 1923 den bugüne korumaya, geliştirmeye çalıştığımız cumhuriyetin, demokratik, laik ve çağdaş nitelikleri ile üniter yapısına yönelik sistemli yıpratma politikalarının son dönemde arttığı görülmektedir. Bu durum bütün yurttaşlarımıza ve özellikle de aydınlarımıza tarihi yükümlülükler getirmiştir. Ulusal kimlik ve değerlerimizi korumak ve sahiplenmek cumhuriyetimizin niteliklerini değiştirmek isteyen ve ülkemizi bölmek isteyenlere karşı güvencemizdir.
2- 2007 yılının Türkiye için kritik bir yıl olduğu kaçınılmaz gerçektir. Bu yıl içinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde cumhuriyetin kuruluş felsefesine inanmış ve halkın başkanlığını yapabilecek bir yurttaşımız uzlaşma ile seçilmelidir. Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda uzlaşmadan kaçınarak inatlaşma hiç kimseye yarar sağlamaz. Cumhuriyetimiz bu tarihi süreçte kendisi ile inatlaşanları affetmeyecektir.
3- komşu ülke Irak’a yönelik uluslararası hukuk kurallarına aykırı, insan haklarını hiçe sayan, ABD ve İngiliz işgali 4.yılının doldurmak üzeredir. Hukuk üstün tutulmadığı için gücün hukuku uygulandığından, komşu ırakta insanlık onuru ayaklar altındadır. Bu durumu "bize ne" diyerek geçiştiremeyiz. Hukuk insanların huzurunu ve barışı hedefler. Gücün hukuku ise kan, zulüm ve gözyaşıdır. Irak bugün bölünme aşamasına getirilmiş, iç savaşa sürüklenmiştir. Irak'ın bütünlüğünün bozulması ülkemizin de güvenliğini tehlikeye sokacaktır. Tapu ve nüfus kayıtları yakılarak bölgede stratejik önemi bulunan Kerkük'e Kürt özerk yönetiminin, insan taşıma yolu ile demografik yapısını değiştirme çabası yeni kıyımlara neden olacaktır. Türkmenlere yönelik bu acımasız saldırıya Türkiye sessiz kalamaz.
4- Hrant Dink'in öldürülmesi sonrası soruşturmada ortaya çıktığı gibi özellikle emniyet teşkilatında zafiyetler olduğu, devletin güvenlik güçleri arasında bir birini yıpratma hevesinde olanların bulunduğunu üzüntü ile görüyoruz. Çirkin saldırının faillerini ve nedenlerini çözmek yerine, güzide bir ilimizde yurttaşları töhmet altında bırakılmaktadır. Olay gerçek yönleri ile aydınlatılıp, faillerinin cezalandırılması gerekirken, kaset yarışları yaptırılması cumhuriyetimizin kurumlarına güvensizlik yaratmak isteyenlerin planlı oyunudur. Bu soruşturma hukuk kurallarına aykırı bir şekilde kamuoyu önünde yapılmaktadır. Bu durum adalete güveni sarsar yargıya intikal etmiş bir konuda, bu derece olur olmaz tartışmalar yapılması kabul edilemez. Bu konu tüm açıklığı ile adalete intikal ettirilip failler cezalandırılmalıdır. Ayrıca, özellikle emniyet, kendi bünyesinde gerekli operasyonları hızla yapmalıdır.
5- 17 Ağustos 1999 da Marmara bölgemizde meydana gelen depremde on binlerce yurttaşımız yaşamını kaybetti ya da yaralandı. İnsanlarımız evsiz barksız kaldı. Yaptıkları binaları tekniğe ve mevzuata uygun yapmayarak ölüm ve yaralanmalarda kusurları olanların bir kısmı zaman aşımı nedeniyle cezalandırılamadı. Ceza yasalarında yeterli tartışma yapılmadan AB’nin önüne koyduğu şekilde değişiklikler yapan siyasal iktidar, yargılamanın sık sık mevzuat değişikliği yapması nedeniyle uzamasına neden olarak, adalete güveni sarsmıştır. “Geciken adalet, adalet değildir".
6- uluslararası çıkar çevrelerinin isteği doğrultusunda İMF, ABD ve AB’nin dayatmaları nedeniyle ülkemiz çıkarlarına aykırı petrol yasası sayın cumhurbaşkanımızın TBMM'ne geri gönderme gerekçeleri mutlaka göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir. Birçok yasa özümsenmeden çıkarılarak, ulusal çıkarlarımız onarılması imkânsız şakilide zedelenmektedir. Siyasal iktidar bu uygulamasından hemen vazgeçmelidir.
7- Türk yargısının bağımsızlığı zedelenmiştir. Hâkim ve savcı alımında, Adalet Bakanlığının be1irleyici niteliği yargıyı siyasallaştırmıştır. Bunun sonucu Van iddianamesinde, Hrant Dink soruşturmasında kendisini göstermiştir. TBMM yargılama konusu olaylar hakkında meclis araştırması yapıp, kamuoyuna açıklayarak yargıyı etki altına almaktadır.
8- Yargı, hakım, savcı ve avukat temeline dayanır. Avukatları, ilgilendiren birçok yasa TBB ve baroların görüşü alınmadan hasmane bir tavırla değiştirilmiştir. Siyasal iktidar kurumsal çoğulculuğu sindirememektedir. Kendisi gibi düşünmeyen kuruluşlara hasmane davranmaktadır. Hükümet tüm halkın hükümeti olmalıdır. Ancak TBB ve barolar kendi anlayışlarında olmadığı için, yargının temel unsurlarından savunma aleyhine inanılmaz yasalar çıkarılmıştır. Anayasada güvence altına alınan angarya yasağına ve savunma ilkellerine aykırı olarak adil yargılanmayı hiçe sayan düzenlemelerle ceza yargılamasında avukatlar ve barolar hâkim ve savcıya bağımlı hale getirilmiştir. Aylardan beri avukatlar haklarını alamadan hizmet vermeye zorlanmıştır. Barolar angarya a hizmet verir hale getirilmiştir. Hak arayışı için hukuk hizmeti veren avukatlar ve barolar bu duruma daha fazla sessiz kalmayacaktır. Söz bitmiştir. Demokratik eylemlerimizle gerçek adaletin tecellisi için hakkımızı arayacağız. Bu nedenle TBB’nin belirleyeceği bir tarihte avukatlarımızla birlikte Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması ile görüşlerimizi kamuoyuna duyurarak cübbelerimizi bakanlık önüne bırakma çağrısı yapıyoruz.
BARO BAŞKANLARI:


