Baro Başkanımızın İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Açılışındaki Konuşması
İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu'nun 05.10.2004 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin yeni öğretim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada Hukuk eğitimimizinde gelişmelere ve değişime uygun olarak yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir dedi. Konuşmanın tam metni aşağıdadır.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu'nun 05.10.2004 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin yeni öğretim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada Hukuk eğitimimizinde gelişmelere ve değişime uygun olarak yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir dedi. Konuşmanın tam metni aşağıdadır.
Sayın Dekanım, değerli öğretim üyeleri, değerli konuklar ve sevgili öğrenciler,
Ülkemizin en eski ve en köklü hukuk eğitimi yapan fakültemizin açılışında sizlerle beraber olmak onurunu yaşamak ve düşüncelerimizi paylaşmak olanağı bulmuş olmaktan mutluyum.
Fakültemizin açılış toplantılarını düzenlemek ve bu toplantılarda üniversitelerin fakültelerin eğitim ve bilim üretim sorunlarının ülke sorunlarıyla birlikte yeniden değerlendirme ve ortak çözümlere ulaşma büyük önem taşımaktadır.
Bu toplantılar aynı zamanda birbirimizi tanıma, bilgilendirme ve uyarma yönünden de gerekli ve yararlı olmaktadır.
İnsanların ve içinde bulundukları toplumun gelişmesine paralel olarak hukuk normları ve sistemleri de değişir. Bu değişim, toplumun gelişmesi yönünde hem ulusal hem de uluslar arası boyutta sürer. Sonuç olarak, hukuk devamlı değişen ve gelişen bir bilim dalıdır.
Bizin hukuk sistemimizin, hukuk uygulamamızın, hukuk eğitimimizin de bu gelişmelere ve değişime uygun olarak yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Teknolojideki gelişmeler, insan ilişkileri ve toplumsal ilişkileri yakından etkilemekte ve onları değiştirmektedir. İnsan ilişkileri ve toplumsal ilişkilerdeki değişiklikler de huku anlayışını değiştirmektedir.Ne var ki, hukuk anlayışındaki değişikliklerin teknolojik değişikliklerde olduğu gibi günü gününe yapılması ve kabul edilmesi olanaksızdır. Bazen tek bir kavramın kabul edilmesi uğraşı bile kuşaklar boyu sürer
İşte bu noktada değerli Hukuk Fakültesi Öğretim Üyelerine ve Öğrencilerine büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.Bu gelişmeleri ve değişiklikleri en yakından izlemek ve değerlendirme durumunda olan konumları nedeniyle onlardır. Hukuk eğitimi ulusal ve uluslar arası değişimin dışında kalamaz. Hukuk sistemindeki değişiklikler, hukuk uygulamasındaki değişiklikler ve nihayet hukuk düzenindeki değişiklikler hukuk eğitimindeki değişiklikleri etkilemeli ve zorlamalıdır.
Bugün bir çok yeni hukuk dalı ve uygulaması var. Örneğin, Avrupa Hukuku, Uluslar arası Borsa Hukuku, Çevre Hukuku, Uluslar arası Ceza Hukuku, Güvenlik Hukuku, Tıp Hukuku gibi...
Öğretim programları , hukuk bilimi ve yöntemi eğitimi , toplumda hukukun rolünü anlatma, mesleki açıdan uygulamayı ele almalıdır. Bu tür eğitim, hukukçunun sorumluluğunu ve toplumun başka kesimleri ile olan ilişkilerini araştırır. Bu nedenle hukuk felsefesi ve sosyolojisi, eğitimin önemli yapı taşlarındandır.
Bize göre öğrencilere bir hukukçu gibi düşünüp konuşmanın ne demek olduğunu öğretme amacı ,öğrencinin hukukçu,yargıç ve avukat gibi okuyup yazmayı, konu üzerinde şahsen düşünmeyi, hukuk ve hakkaniyet , olgular ve kurallar, maddi hukuk ve yargılama usulleri üzerine kendi adına konuşmayı öğrenmesini gerektirir.Hukukta düşünme ve yaratıcılığın çok büyük bir önemi vardır.Eğitim sistemi bu nedenle, nakilci ve ezberci değil, sorgulayıcı, araştırıcı, eleştirici, yaratıcı bir temele dayandırılmalıdır.
Gelelim fakültelerin durumuna ...Fakültelerin çoğu çok büyük bir öğrenci sayısıyla karşı karşıya. Bu durumda sorgulayan, tartışan, bir öğretim yapılması olanağı çok azalıyor.Ayrıca yeterli sayıda öğretim üyesi yok. 36’ya varan Hukuk Fakültesi var. Fakülte sayıları süratle artmış, ancak ayni oranda öğretim üyesi sayısı artmamış. Bir profesör birden çok fakülte kadrosunda görülüyor. Bazen gelen stajyerlere soruyorum. Bazıları profesör hocalarını tanımıyor.Hocaların zaman bulup çok az derse gelmesi, kendisinin de çok az derse devam etmesi bu sonucu doğuruyor. Sınıflarda hocalar takrir sistemini içinde ders veriyor.Bu da ezberciliği beraberinde getiriyor. Öğrenci soru soramıyor, tartışamıyor, düşünce üretemiyor, katkıda bulunamıyor, öğretim üyesini değerlendiremiyor, analitik düşünceyi öğrenmeden fakülte bitiyor. Sistem tek taraflı bilgi aktarmaya ve bellemeye dayanan bir sistem olup çıkıyor..
Bir konuya daha değinmek istiyorum. O da Hukuk Fakültelerinden mezun olanların yüzde seksenine yakını avukat olmak için barolara başvuruyor. Çok az sayıda hakim, savcı alınıyor. Fakültelerimizde avukatlık ve hakimlik mesleği ile ilgili bir ders verilemiyor. Bazı fakülteler avukatlık meslek dersi seçimlik ders uygulamasını başlattı .Staj eğitim döneminde yüzde yetmişlere varan uygulama dersleri çok kısa bir eğitim sürecinde sağlanamıyor.Diğer anlatımla staj eğitimi de bazı nedenlerle yetersiz kalıyor. Örneğin İstanbul barosunda stajyer sayısı iki bin beş yüzlere ulaştı. Sayı olarak çok. Eğitim için sadece baroların olanaklarına dayanan bir sistem , amatörce yerine getirilen bir eğitim tabii ki , bu nedenle istenen sonuç alınamıyor.
12 eylül askeri idare ürünü 1982 Anayasasına dayandırılarak hazırlanmış YÖK yasasının üniversitelerin bilimsel ve idari özerkliğini bir ölçüde göz ardı eden ve demokratik üniversite anlayışı ile bağdaşmayan YÖK yasasının değişmesinin önemini vurgulamak istiyorum. Ancak siyasi iktidar, üniversite kurullarının ,üniversitelerin emelini oluşturan öğrencilerin başta barolar olmak üzere meslek örgütlerinin ve sivil toplum örgütlerinin görüş ve düşüncelerinden oluşan demokratik anlayışı yansıtacak bir YÖK yasa tasarısı hazırlanması gerekirken, Hükümet bu anlayıştan uzak kendi kadrolaşmasını sağlamaya yönelik imam hatip okullarından mezun olanların üniversitelere rahatça girmelerini sağlayıcı bir anlayışla hazırladıkları bir yasa tasarısı ile karşı karşıya kalınmıştır.
Bütün bunların en kısa zaman içinde düzeleceğine ve hukukun üstünlüğü ilkesinin toplumsal yaşamımıza egemen olacağı inancımı belirterek yeni ders yılının hayırlı olmasını diler hepinize saygılar ve sevgiler sunarım.


