İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Bahri Öztürk: “Hukuka Aykırı Deliller Asla Kullanılamaz”

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen Cumartesi Forumları’nın on ikincisi 7 Haziran 2008 Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Bahri Öztürk: “Hukuka Aykırı Deliller Asla Kullanılamaz”

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen Cumartesi Forumları’nın on ikincisi

7 Haziran 2008 Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Forumun sunuş konuşmasını yapan SEM Yürütme Kurulu Başkanı Av. Berra Besler, bu forumda, içinde ülkemizin de bulunduğu 47 ülkenin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ceza yasalarımıza yansıyan yönlerinin ele alınacağını söyledi.

Sözleşmeyi kabul eden ülkelerin sözleşme hükümlerini iç hukuklarına yansıtmak zorunda olduklarını belirten Besler, sözleşme hükümlerine aykırı davranışlar görüldüğünde AİHM’ne dava açma hakkının doğduğunu, AİHM’nin ise bir temyiz makamı olmadığını bildirdi.

Forum oturumunu Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Oya Şahin yönetti.

Forumun konuk konuşmacısı Prof. Dr. Bahri Öztürk ise konuşmasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ceza ve ceza muhakemesine yansıyan hükümleri üzerinde durdu. 

Prof. Dr. Öztürk, Ceza Muhakemesi Kanununu hazırlarken AİHM’in kararlarını, içtihatlarını tek tek incelediklerini ve onları Ceza Muhakemesi Kanununa işlediklerini belirtti. CMK’nın temel iki hususundan birinin özgürlük içinde güvenlik olduğunu kaydeden Öztürk, “Bu ceza hukukumuzun bir ibareyle tanımıdır. Güvenliğin olmadığı yerde özgürlük olmaz. Güvenliği sağlamanın asıl nedeni ise özgürce yaşamayı güvenceye almaktır” dedi.

Özgürlüğün güven içinde gerçekleşebilmesi açısından bir yandan şüphelinin insan haklarını pekiştirirken diğer taraftan soruşturma ve kovuşturma makamlarının suçu aydınlatmada kullanabileceği araçları arttırdığını ve onların elini güçlendirdiğini anlatan Prof. Dr. Öztürk,

Zorunlu müdafilik için AİHM’in öne sürdüğü şartları şöyle anlattı: AİHM diyor ki, iki şart gerçekleşmişse o kişiye mutlaka avukat tayin edeceksin. Zorunlu müdafilikte birinci şart şüphelinin ekonomik durumudur. AİHM’in ikinci şartı ise üç alt şarttan oluşuyor. 1- Eğer olay karmaşıksa mutlaka avukat tayin edeceksin. 2- Cezanın yükseklik sınırını belirleyeceksin (Almanyada 1 yıl, Türkiye’de önce üç yıl sonra 5 yıl). 3- Özgürlüğü kısan bir işlem yapılıyorsa mutlaka bir avukat tayin edeceksin. Biz bu şartları CMK’ya da koyduk. CMK’nın 150. maddesinin 3. fıkrası bir süs değildir”.

Hukuk devletinde her şey denetlenebilir olması gerektiğini, hukuka aykırı delillerin asla kullanılamayacağını belirten Prof. Dr. Bahri Öztürk, yeni CMK’da savunmanın alanının genişletildiğini, artık hukukumuza maddi, şekli ve adli gerçek kavramlarının girdiğini, ancak hukuka uygun delillerle ulaşılabilen adli gerçeğe ulaşmada avukata büyük rol düştüğünü hatırlattı.  

Adli gerçeğe ulaşmak için Yargıtay’ın delil hakkında büyük duyarlılık gösterdiğini ifade eden Öztürk, konuşmasını şöyle tamamladı: “Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği dinleme kararına karşı Yargıtay tokat gibi bir karar almıştır. İyi ki Yargıtay vardır. Karardan sonra gereksiz bir tartışma açtılar. Bunu anlayabilmiş değilim. Yargıtay’ın kararı Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT’i de bağlar mı diye. Elbette bağlar, yasa ortak zaten. Delil yasakları artık Türkiye’de teorik bir konu olmaktan çıkmıştır. Yargıtay’ımızın delil yasakları konusundaki bugünkü tavrı 10 sene önceyle mukayese edilemeyecek bir noktaya gelmiştir. Gerçekten kıvanç verici bir gelişmedir”.

Prof. Dr. Bahri Öztürk, konuşmasının son bölümünde ise katılımcıların kendisine yönelttikleri soruları yanıtladı.

SEM Yürütme Kurulu Başkanı Av. Besler, konuşmasının sonunda Prof. Dr. Öztürk’e bir plaket verdi.

Galeri

Kategori:Haberler