Bağımsızlık Mücadelesinden Bağımsızlık Belgesine 88.Yılında Lozan Paneli
23 Temmuz 2011 tarihinde İstanbul Barosu Orhan Adli

İstanbul Barosu’nun Türk ulusunun özgürlük ve bağımsızlık belgesi olan bu hukuk metninin imzalanışının her yıl dönümünde anma toplantısı düzenlediğini, daha sonra da sunulan tebliğleri kitaba dönüştürdüğünü anlattı.
İstiklal Savaşı’nı yapanlara, Lozan’ı gerçekleştirenlere minnet ve saygı duygularını bu vesile ile bir kez daha dile getirme fırsatı bulduklarını belirtti. İşgale direnmeyip işbirliğini tercih edenlerin manevi mirasçılarının bu gün de Lozan’ı içlerine sindiremediklerine işaret etti. Emperyalistlerin esaret paçavrasını yırtıp özgürlük belgesini sağlayan Mustafa Kemal’i hala bağışlamadıklarını anlattı.
Sömürge ekonomisinin hukuki belgesinin Sevr, milli ekonominin hukuki metninin Lozan olmasının bu gün için de geçerliliğini koruyan bir kural olduğunu belirtti.
Lozan’dan günümüz için çıkarılacak dersler olduğunu vurgulayarak söze başlayan E.Dış İşleri Bakanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Lozan Konferansı öncesi ülkenin kuzeyi ile ilgili sorunların SSCB ile sağlanan mutabakatla büyük ölçüde çözülmüş bir durumda olduğuna işaret etti. Trakya ve Hatay’a ilişkin meselelerin de kısmen yola girmiş olduğunu, asıl tartışmaların ve konferansı dağılma noktasına getiren konunun Kapitülasyonlar olduğunu anlattı. Çünkü meselenin maddi çıkarları ilgilendirdiğini, Batılıların Osmanlı’yı yarı sömürge noktasına getiren, dağılmasına neden olan kapitülasyonların Yeni Türkiye’de de sürmesini istediklerini, Lozan delegasyonunun bunu şiddetle reddettiğini belirtti. Lozan Konferansı öncesi Cumhuriyet’in ilan edilmiş olması halinde Lozan’da azınlık konusunun daha kolay çözümlenebileceğine değindi. Lozan görüşmelerinin iç politika ile dış politikanın uyum halinde olması durumunda daha iyi sonuçlar alınabileceğini de kanıtladığını anlattı.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakın Çağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Mahir Aydın Türkiye’nin kuzeyinin ve güneyinin iklim özelliğinden tamamen farklı olarak dünyada eşi benzeri olmayan bir nitelik taşıdığını, Kars’tan İspanya’ya kadar olan altın kuşakta yer aldığını, dünyanın gözünün bu kuşak üzerinde bulunan Türkiye’de olduğunu belirterek söze başladı. Türk Ordusu’nun İzmir’e girdiği 9 Eylül 1922’den Lozan’a kadarki arada yaşanan askeri ve politik sürecin dikkate alınması gerektiğine değindi. Bu aradaki gelişmelerin Lozan’ı etkilediğini ve yönlendirdiğini belirtti. Lozan sonrası Atatürk’ün TBMM’de yaptığı konuşmanın da mutlaka hatırlanması gerektiğine işaret etti.
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu Osmanlıda azınlık teriminin ve azınlık statüsünün olmadığını, zımni tanımının bulunduğunu belirterek söze başladı. Lozan’da yeni Türkiye’ye kurulan tuzağın, dinsel, dilsel azınlık dayatmasının reddedildiğini, yalnızca iç hukuka tabi olmak kaydıyla Gayrımüslim azınlığın Antlaşmanın 37-45 maddeler arasında tanımlandığını belirtti. Mustafa Kemal’in milli sınırlar içinde milli devlet kurma arzusunda olduğunu, bu gerçekçi tercihe yüzyılların acı deneyimleri sonucu ulaşıldığını vurguladı. Azınlıklar konusunda mütekabiliyet istediğini belirtti. Lozan’a giden heyete 14 maddelik talimat verildiğini, bunların Türkiye’den talep edilmesi durumunda masadan kesinlikle kalkılmasının istendiğini anlattı. Mustafa kemal Paşa’nın azınlıklara Türk milleti aleyhine imtiyazlar verilemeyeceğini, kapitülasyonların asla kabul edilmeyeceğini, Ermeni yurdunun masaya bile getirilemeyeceğini de içeren talimatının heyetin yol haritası olduğunu vurguladı. Türk heyetinin kararlılığının asırlık hesapları görmeye, yeni devleti de tuzağa düşürmeye çalışanların oyunlarını bozduğunu anlattı.
Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Engin Berber Lozan’ın Trakya bölgesine ilişkin boyutlarını gündeme getirmek istediğini söyleyerek söze başladı. Yunan Ordusu 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkarak Anadolu’yu işgale başlaması sonrasında 50.000 Osmanlı yurttaşı Rum’un Yunan ordusuna yazıldığını belirtti. Yunan finansıyla Küçük Asya Savunma Örgütü adı altında örgütlenip yurttaşı oldukları devlete, yani Türkiye’ye silah çekme anlamına gelecek biçimde, işgalcilere sivil- yarı resmi hizmette bulunduklarını anlattı. Anadolu yenilgisi sonrası Yunanistan’ın Meriç Ordusu adını verdikleri 100.000 mevcudun üzerinde bir silahlı güçle, gerekirse yeniden saldırmak üzere Trakya’da Türkiye sınırında konuşlandığını belirtti. Lozan görüşmeleri sürerken, kritik evreler geçilmemişken TBMM Ordularının belli bir oranda terhis edilmesinin Türkiye’nin elini zayıflattığına değindi. Lozan Antlaşması’ nın halen yaşadığını, bağımsızlık belgesine sahip çıkmanın bağımsızlık bilincinin canlı tutulmasıyla mümkün olacağının altını çizdi.
Panel bitiminde düzenlenen törenle Av. Hüseyin Özbek tarafından katılımcılara teşekkür edilerek günün anısına teşekkür belgeleri verildi. İstanbul Barosu’nca Lozan Antlaşmasının bundan sonraki yıldönümlerinin de aynı kararlılık ve sorumlulukla sahiplenileceğini belirten Özbek paneli dikkatle izleyen dinleyicilere de ayrıca teşekkür etti.


