İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Ayırımcılık, İnsan Hakları Önünde En Büyük Engeldir

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini temel alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğünü kapsamaktadır. İfade özgürlüğü, insan için süper bir hak, demokrasinin de temel taşıdır.

Ayırımcılık, İnsan Hakları Önünde En Büyük Engeldir

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini temel alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğünü kapsamaktadır. İfade özgürlüğü,  insan için süper bir hak, demokrasinin de temel taşıdır.   

10 Aralık İnsan Hakları günü nedeniyle İstanbul Barosunca düzenlenen “Düşünce, İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü” konulu panel 10 Aralık Cumartesi günü İstanbul Barosu Kültür Merkezinde yapıldı.

2005 -2006 dönemi İnsan Hakları Merkezi Toplantılarının ikincisi olarak düzenlenen panelin açılışında konuşan Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Av. Alaattin Şahintürk, demokratik toplumlarda düşünce ve ifade özgürlüklerinin yasalarla güvenceye alındığını, uluslar arası antlaşmalarla da kişi hak ve özgürlüklerinin pekiştirildiğini söyledi.

Av. Şahintürk, konuşmasında, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan ünlü felsefeci ve düşün adamlarının sözlerinden örnekler sundu.

Maltepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, felsefi açıdan insan hakları ve düşünce özgürlüğünü ele alarak, 1948 yılında Birleşmiş Milletlerce kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni değerlendirdi.

Bildirgenin aydınlanmacı bir bakış açısıyla yazıldığını belirten Prof. Dr. Çotuksöken, insanın bir akıl varlığı olduğunu ve bildirgenin ilk maddesinin insanı merkez aldığını vurguladı.

Günümüzde çok kültürlülük tartışmaları yapıldığını, insana tanınan hakların topluluğa tanınıp tanınmayacağının araştırıldığını belirten Çotuksöken, “Çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. İletişim olanaklarının neredeyse sınırsız olduğu bir ortamda kişinin hakları mı topluluğun hakları mı öne çıkmaktadır? “ diye sordu.

İnsanın “düşünen ve yazan” bir varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Betül Çotuksöken, herkesin ifade, anlama ve dinleme hakkının olması gerektiğini, aksi halde özcü bir tutumun ayırımcılığa yol açacağını ve ayırımcılığın insan hakları önünde en büyük engeli oluşturacağını söyledi.

Terör nedeniyle insan haklarının büyük bir tehdit altında olduğunu, insan haklarını korkuma bahanesiyle temel hakların ölçüsüzce sınırlandırılabildiğine işaret eden Çotuksöken,Bireyin hakları, kültürel haklar, alt-üst kimlik ifadeleri ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Bütün söylemler alt kimlik ifadesine yönlendirilirse özcü oluruz, ayırımcı oluruz. Biz felsefeciler olarak ortak insan kimliği üzerinde uzlaşmak ve bunu ortaya çıkarmak istiyoruz” dedi.

Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Sabahattin Güllülü ise insan hakları konusuna sosyolojik açıdan yaklaştı.

İnsan hakları modelinin batılı bir kavram olduğunu, felsefi ve kültürel boyutta ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Güllülü, sanayi devrimiyle birlikte toplumların geleneksellikten modernliğe dönüştüğünü ve insan haklarının giderek önem kazandığını bildirdi.

Türkiye’nin geleneksellikten modernliğe geçiş süreci yaşadığını hatırlatan Güllülü, bu nedenle Türkiye’nin insan hakları açısından hala sorunlu bir ülke görünümünde bulunduğunu söyledi.

Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Bayhan Üge de insan hakları konusunu psikolojik açıdan ele aldı.

İnsanın eylemlerinin yargılanabileceğini, ancak insan düşüncesi ve kişiliğinin yargılanamayacağını, cezalandırılamayacağını kaydeden Üge, insanın yaşama boyutunun sürekli olduğunu, insanın sosyokültürel algılamaların etkisinde kaldığını bildirdi.

İnsan hakları konusunu hukuk açısından değerlendiren Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feridun Yenisey, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini temel alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinin ifade özgürlüğünü kapsadığını, ifade özgürlüğünün insan için süper bir hak, demokrasinin de temel taşı olduğunu söyledi.

Bu hakkın kullanımının büyük bir hoşgörü ve sorumluluk gerektirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Yenisey, “söylenen bir söz v e yazılan yazı ortaya çıkmıştır. O anda sorumluluk başlar. Bu pek çok sonuçlar doğurabilir. Katlanmak lazımdır” dedi.

İfade özgürlüğünü sosyal bir zorunluluk olması durumunda devletin özel yasayla sınırlama getirebileceğini belirten Prof. Dr. Feridun Yenisey, ifade toplum içinde tehlike doğuracak ise minimum hallerde hâkim kararıyla da sınırlandırılabileceğini bildirdi.

İfade özgürlüğüne ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği çeşitli kararları katılımcılarla tartışan Prof. Dr. Yenisey, Yeni Türk Ceza Kanununda da ifade özgürlüğü açısından, intiharı özendirme, haberleşmenin ihlali, özel hayatın gizliliği, iftira, soruşturmanın gizliliğini ihlal, yargılamayı etkileme girişimi, Türklüğü ve Cumhuriyeti aşağılamak, askerlikten soğutma ve gizli bilgileri açıklama gibi konularda sınırlamalar getirildiğini sözlerine ekledi.

Galeri

Kategori:Haberler