Avukatlık Ücret Sözleşmeleri
İstanbul Barosu Meslek Sorunları Kurulunca düzenlenen

İstanbul Barosu Meslek Sorunları Kurulunca düzenlenen ‘Avukatlık Ücret Sözleşmeleri’ konulu panel 12 Eylül 2015 Cumartesi günü saat 14.00’da İstanbul Adliyesi Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Baro olarak meslekle ilgili pek çok sorunla uğraşır hale geldiklerini, avukatlık mesleğinin günümüzde pek çok ‘saldırı’ ile karşı karşıya bulunduğunu, ‘Meşru müdafaa’ halindeki mesleğin itibarsızlaştırılması için de pek çok olguyla yüz yüze geldiklerini söyledi.
İçe dönük bir özeleştiri yapıldığında avukatlık mevzuatına ilişkin konuları en az bilen avukatlar olduğu kanısına varabileceklerini belirten Durakoğlu, “Özellikle vekâlet ilişkisinin tüketici hukukuna dâhil edilen bir olgu haline getirilmiş olmasının bizi meslek olarak yaraladığını söylemek isterim. Siyasal iktidarın yasa yaparken bu gibi bir bakış açısı sergilemiş olması, üstelik bunu sergilerken Türkiye Barolar Birliğine en azından danışmamış olmasını çok anlamlı buluyorum” dedi.
Avukatlar olarak doğru bir biçimde ücret sözleşmesini başarabilmenin, o anlamda ortaya çıkan ön yargıları kırabilmenin, özellikle Yargıtay’ın avukatlık mesleğine bakış açısına yönelik değerlendirmeleri ve değişiklikleri doğru kavrayabilmenin yaşamsal bir önem taşıdığını bildiren Mehmet Durakoğlu, o nedenle panelde yapılacak konuşmaları çok önemsediklerini, bu alandaki görüşleri meslektaşlara aktarabilmek için panel çözümlerini kitaplaştırmak istediklerini söyledi.
Paneli İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Necmi Şimşek yönetti. Şimşek, son günlerde terörle savaşırken şehit düşenler için salondakileri bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Panel oturumunda ilk sözü Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Üyesi Candaş İlgün aldı.
Konuşmasına panel konusuyla ilgili kesinleşmiş Yargıtay kararlarını paylaşmak istediğini belirterek başlayan İlgün, bunun sıkıntılı bir konu olduğunu söyledi.
Avukatlık Yasası ve Tüketici Kanununda pek çok değişikliklerin yapıldığını belirten İlgün, daha önce bazı dava türlerinin Tüketici Kanunu kapsamına girmediğini, özellikle eser, taşıma, simsarlık, vekâlet gibi bu tür sözleşmelerin Yargıtay tarafından Tüketici Kanunu kapsamında görülmediğini bildirdi. Yasa koyucunun 6502 sayılı yasada yaptığı değişiklikler üzerine, eser, vekâlet, taşıma, simsarlık gibi sözleşmelerin de açıkça kanuna yazıldığını ve yasa koyucunun bununla da yetinmeyip kapsamı genişlettiğini bildirdi. Candaş İlgün, vekâlet sözleşmelerinin 6502 sayılı kanun kapsamına alınmasını avukatlık uygulamalarını daraltıcı nitelikte görmenin mümkün olduğunu kaydetti.
İzmir Karşıyaka Adliyesi Hâkimi Murat Aydın, konuşmasında avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklara dikkat çekti. Aydın, Tüketici Kanununun vekâlet sözleşmesini tüketici işlemi saydığını, ancak avukatlık sözleşmesinin bir vekâlet sözleşmesi olup olmadığının yanıtlanması gerektiğini söyledi. Bu soruya evet yanıtı verildiğinde sözleşmeden doğan ihtilafın çözüm yerinin tüketici mahkemesi olduğunu, hayır yanıtı verildiğinde ise çözüm yerinin genel mahkemeler olduğunu belirten Aydın, “Çözülmesi gereken sorun avukatlık sözleşmesinin Tüketici Kanunundaki vekâlet sözleşmesi kavramına girip girmediğinin tespitidir” dedi. Aydın konuşmasını şöyle sürdürdü: “Avukatlık Kanunu avukatlık sözleşmesini tanımlamıştır, unsurlarını koymuştur, bu bakımdan Borçlar Kanununda belirtilen vekâlet sözleşmesi değildir. Vekillik hizmeti kural olarak ücretsizdir. Sözleşmede bir hüküm varsa ya da bir teamül varsa vekil ücret alabilir. Kural olarak avukatlık hizmeti ücrete tabidir”.
Sorunun avukatlık mesleğine bakış açısıyla ilgi olduğunu hatırlatan Murat Aydın, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Avukatlık mesleği bir tüketici işlemi değildir. Avukatlar yargının kurucu unsurudurlar ve hukuku savunurlar. Tüketici kanundaki bu hükmü akademisyenler tüketici işlemi olduğunu söylüyorlar, ancak akademisyenler avukatlık mesleğinin hangi koşullarda gerçekleştirildiğini bilmiyorlar. Benim derdim hukukun uygulanmasıdır. Savunma mesleği avukatlığın güçlü kılınmasıdır. Hukuk devletinin hâkimi olabilmek için orada bağımsız savunmaya ihtiyaç vardır. Bağımsız savunma yok ise bana hâkim denmez”.
İstanbul Barosu Üyesi Av. Ali kemal Alparslan da konuşmasında avukatlar yönünden ücret uyuşmazlığı konusunu ele aldı. Konuşmasına “Uygulama alanında bir meslektaşınız olarak ve özellikle bu konuda mahkemelerde bilirkişilik görevini yürütürken edindiğim, meslektaşlarımın noksanlıklarından kaynaklanan ve ya güven unsurunun zedelenmeyeceği düşüncesinden hareketle zarara uğradıkları konulardaki deneyimlerimi paylaşmaya çalışacağım” diyerek başlayan Alparslan, Avukatlık Kanunda yer alan sözleşme ile ilgili hükümleri hatırlattı ve bilirkişi dosyalarında bulunan tartışılan konuları kısa anekdotlarla anlattı.
Sunumların sonunda konuşmacılar katılımcıların kendilerine yönelttikleri soruları yanıtladılar.
Panel sonunda ise konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi sunuldu.


