Avukatlara Yönelik Keyfi İşlemler Kabul Edilemez!

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, savunma makamını temsil eden avukatların duruşma bekledikleri sırada gözaltına alınmaları; büro ve konutlarında arama yapılması, savunmanın bağımsızlığına ve avukatlık mesleğinin anayasal güvencelerine açık bir müdahaledir. Bu uygulamalar, hukuk devleti ilkeleri bakımından ağır bir ihlal ve ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Nitekim süreçte, hakkında herhangi bir isnat bulunmayan ve söz konusu duruşmada dahi yer almayan bir meslektaşımızın da yanlışlıkla gözaltına alındığı; durum anlaşıldığında özür dilenerek serbest bırakıldığı görülmüştür. Bu olgu, işlemlerin keyfî, özensiz ve hukuk güvenliğiyle bağdaşmayan biçimde yürütüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla gözaltına alınan meslektaşlarımızla ilk andan itibaren Avukat Hakları Merkezimiz temas kurmuş; soruşturma sürecine ilişkin kendilerinden bilgi almış ve hukuki destek sağlamıştır.
Avukatlar, yargının kurucu unsuru olan savunmayı temsil eder. Görevleri nedeniyle hedef hâline getirilmeleri; yargılamanın adil ve sağlıklı yürütülmesini doğrudan zedeler ve savunma makamını baskı altına alır. Ceza Muhakemesi Kanunu, Avukatlık Kanunu ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları; avukatlara yönelik işlemlerde özel usul ve güvencelerin titizlikle uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Duruşma salonunda gerçekleştiği iddia edilen bir fiil gerekçe gösterilerek, savunma görevini ifa eden avukatlar hakkında derhâl ve en ağır koruma tedbirlerinin uygulanması; ölçülülük, gereklilik ve son çare ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu tür uygulamalar yalnızca avukatları değil, toplumun adalete güvenini ve adalete erişim hakkını da doğrudan zedelemektedir.
İddia konusu ne olursa olsun, avukat müvekkiliyle özdeşleştirilemez. Avukatların rolüne ilişkin uluslararası ilkeler ve iç hukukta güvence altına alınmış korumalar ihlal edilemez.
Bu çerçevede, yürütülen işlemlerin bir an önce hukuka uygun şekilde tamamlanmasını ve meslektaşlarımızın derhâl serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.
İstanbul Barosu olarak; avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle kriminalize edilmesini, savunma makamının baskı altına alınmasını ve hukukun genel ilkeleriyle bağdaşmayan bu uygulamaları kabul etmiyoruz.
Unutulmamalıdır ki,"Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." (Anayasa md 6).
Hukukun üstünlüğünü korumakla yükümlü olan ve aynı zamanda Anayasal normun bekçisi olan İstanbul Barosu, savunma hakkının ve avukatların yanında olmaya; hukuka aykırı tüm işlemlerin karşısında kararlılıkla durmaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İSTANBUL BAROSU


