Avukatlar, Kurtçuklardan Muhteşem Kelebekler Yapmayı Becerenlerdir
İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen yeni eğitim döneminin açılış toplantısı 19 Ocak 2015 Pazartesi günü Baronun Bakırköy Hizmet Birimi Konferans salonunda yapıldı.
Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Başkanı Av. Muazzez Yılmaz açılışta yaptığı konuşmada, staj yönetmeliğinin içeriği hakkında bilgi verdi, stajda meslek ilke kuralları ile uygulamada avukatlık konusuna ağırlık verildiğini söyledi.
İlk derste konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, konuşmasında, deneyimli bir meslektaşın kendisini, ya da avukatlığı, bu deneyim algısını nasıl anlatabileceğini düşünerek avukatlığa nasıl baktığını anlattı. Avukatlığı bir usta çırak ilişkisi, bir maraton, bir bayrak koşusu olarak niteleyen ve öyle olması gerektiğini vurgulayan Durakoğlu, avukatlıkta deneyimin önemine değindi.
“Öğrenmenin kötüsü olmaz diye düşündüm, onun için kötüyü öğrenmeye karar verdim” diyen Durakoğlu, bayrağı babasından almakla başlamış meslek sevgisine. Daha 12 yaşındayken Babasının avukatlık yazıhanesinde, o dönemde bir avukatın eli kolu konumundaki Erika marka siyah daktilosu ile tanışan Mehmet Durakoğlu, konuşmasın önemli bir bölümünü ‘Erika Güzellemesi’ne ayırdı.
“Hukuk kitapları hep toz kokardı. Avukat kitap ilişkisi de daktilo ilişkisi kadar muhteşemdi” diyen Durakoğlu, avukat için en önemli şeyin bilgi açlığı olduğunu öğrendiğini ve bu açlığın hiç bitmediğini belirterek şöyle dedi: “Bilgisiz avukat, çizgisiz zebraya benzer sözündeki çizgiyi avukat olduğumda daha iyi kavramıştım. Bilgiye erişmek için bilgisayar yoktu ve hayali dahi görülmüyordu”.
Babasının, ”kurtçuklardan muhteşem kelebekler yapmayı becerebilen insanlardır avukatlar’ sözünü kendisine ilke edindiğini belirten Mehmet Durakoğlu, bir film şeridi halinde babasının görevi nedeniyle Ankara günlerini, 1960 devrimini, 12 Mart muhtırasını, sonrasında yaşanan olayları, 12 Eylül darbesini, Uğur Mumcu ve Mümtaz Soysal’ın yargılandığı günleri, İlhan Selçuk’un Ziverbey günlerini, Denizlerin idam edilişlerini anımsattı.
1976’da Hukuk Fakültesine başladığı günleri anlatan Durakoğlu, “Daha fakülteye başladığım gün kendimi avukat hissettim. Avukatların boyun eğmediklerini o yıllarda Orhan Apaydın’dan öğrenmiştim. Darbelerin direnç merkeziydi Apaydın” dedi.
Önce elektrikli daktilodan başlayıp bilgisayara geçse de Erika’yı geçmişe dönük bütün zamanların simgesi olarak niteleyen Durakoğlu, bütün dünyada teknoloji alanında korkunç gelişmeler yaşansa da bu gelişmelerin hukuk dünyamızı geliştirmediğini kaydetti ve bizim yargımızın hala tarafsız ve bağımsız olamamasından yakındı. Mehmet Durakoğlu konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Biliyorum ki hukuk tarihini avukatlar yazar ve ben o tarihin yazılmasında avukat olarak etkin bir rol almayabilirim, yoksa borçlanırım. Adalet adına, hukuk adına, savunma adına mücadele edenler var, içerde yatanlar, yaşamını karartanlar ve bu uğurda ölenler var, borçlanırım onlara. Borçlanmadan yaşamak gerektiğini düşünüyorum. Avukatsam muhteşem kelebekler yapabilirim kurtçuklardan. Yoksa kilise karanlık, papaz kör, cemaat sağır, BAĞIR BABAM BAĞIR!”


