Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden yeni iklim davalarının açılmasının önünü açacak 250 sayfalık tarihi nitelikte bir karar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İsviçre’ye karşı açılan Verein KlimaSeniorinnen Schweiz ve Diğerleri/İsviçre davasında iklim değişikliği konusunda ilk ihlal kararını verdi.
9 Nisan 2024 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Duarte Agostinho ve Diğerleri /Portekiz ve 32 Devlet (Türkiye dahil), Carême/Fransa ve Verein KlimaSeniorinnen Schweiz ve Diğerleri/İsviçre olmak üzere üç iklim davasının karar duruşması görüldü.
Duarte Agostinho ve Diğerleri /Portekiz ve 32 Devlet (Türkiye dahil) davasında Portekizli altı genç, 2017 yılından itibaren Portekiz’de her yıl gerçekleşen orman yangınlarının küresel ısınmanın doğrudan sonucu olduğunu ve bu yangınlar nedeniyle sağlıklarının tehlikeye girdiğini iddia etmişlerdi. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 33 davalı devletin Paris Antlaşması’ndan doğan yükümlüklerini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinden (yaşama hakkı) ve 8. maddesinden (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) kaynaklanan pozitif yükümlülüklerini yerine getirmekte başarısız olduklarını ifade etmişlerdi. Ayrıca iklim değişikliğinden kendi nesillerinin etkilendiğini ve yaşları göz önüne alındığında, eski nesillere göre haklarına yönelik müdahalenin daha fazla olduğunu belirterek Sözleşme’nin 2. ve/veya 8. maddesiyle bağlantılı olarak 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdi.
AİHM, her ne kadar Portekiz açısından bölgesel yargı yetkisi olduğunu belirtse de başvurucuların Portekiz’deki iç hukuk yollarını tüketmediği ve argümanlarının kabul edilmesinin, davalı devletlerin Sözleşme kapsamındaki ülke dışı yargı yetkilerinin ve dünyanın hemen her yerindeki insanlara karşı Sözleşme kapsamındaki sorumluluklarının sınırsız bir şekilde genişletilmesine yol açacağı gerekçesiyle başvurularını kabul edilemez bulmuştur.
Carême /Fransa davasında ise başvurucu, Grande-Synthe Belediye Başkanıydı ve Fransa devletinin iklim değişikliğiyle mücadelede yeterli adımları atmamasından doğrudan etkilendiğini, evinde kaldığı koşulların önümüzdeki yıllarda ve her halükârda 2030 yılına kadar iklim değişikliğinden etkilenme riskini artırmasından, Fransa’nın sera gazı emisyonlarını azaltma yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı yaşama hakkının ve özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştü.
AİHM, başvurucunun Grande-Synthe’ nin eski Belediye Başkanı olduğundan ve şu anda Fransa’da yaşamadığından mağdur statüsünü taşımadığı gerekçesiyle başvurusunu kabul edilemez bulmuştur.
Verein KlimaSeniorinnen Schweiz ve Diğerleri/İsviçre Davasının Önemi
Verein KlimaSeniorinnen Schweiz ve Diğerleri/İsviçre davasında başvurucular 2.000’den fazla yaşlı kadından oluşan (üyelerinin üçte birinin 75 yaş üstünde olan), İsviçre hukukuna göre kurulmuş ve iklim değişikliği sebebi ile endişelenen bir dernek ve 80 yaşın üzerinde olup özellikle kendi sağlıkları açısından sıcak hava dalgaları sebebi ile sağlık sorunlarının şiddetlendiğinden yakınan dört kadındı. AİHM, birkaç devletin ve birçok uluslararası sivil toplum kuruluşunun, ağların ve kurumların üçüncü taraflar olarak davadaki yazılı işlemlerde müdahil olmalarına izin vermişti.
Başvurucular, davalı devletin Sözleşme kapsamındaki, yaşama hakkının güvence altına alınması (AİHS m.2) ve konutları da dahil olmak üzere özel hayat ve aile hayatına saygı gösterilmesini sağlama (AİHS m.8) görevini yerine getirmediğini ileri sürmüşlerdi. Özellikle devletin bu sözleşme kapsamındaki görevlerinin, Uluslararası Çevre Hukuku’nda yer alan önlem ve nesiller arası adalet ilkeleri ışığında değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmişlerdi. Bu bağlamda devletin iklim değişikliği ile mücadele hedeflerine ulaşmak için uygun mevzuat düzenlemeleri yapmadığını, gerekli ve yeterli önlemleri almadığını ifade etmişlerdi. Sözleşme’nin 6. maddesi (adil yargılanma hakkı) kapsamında bir mahkemeye erişimlerinin bulunmadığını, yerel mahkemelerin taleplerine gerektiği gibi yanıt vermediğini ve medeni haklarını etkileyen keyfi kararlar vererek sıcak hava dalgalarıyla ilgili kendi özel kırılganlık(hassasiyet) durumlarını tamamen reddettiklerini de belirtmişlerdi. Ayrıca Sözleşme’nin 2. ve 8. maddesi kapsamındaki şikâyetlerini sunmak amacıyla onlar için kullanılabilir etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığını savunarak, Sözleşme’nin 13. maddesinin (etkili bir hukuk yoluna başvuru hakkı) ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdi.
AİHM, Paris Antlaşması’nda da ifade edilen devletlerin küresel sıcaklığın 1.5C de sınırlandırılması hedefine yönelik mevcut küresel azaltım çabalarının yeterli olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, Sözleşme kapsamında Devletler için ortaya çıkan yasal yükümlülükler, belirli bir zamanda, belirli bir Sözleşmeci Tarafın yetki alanına giren ve şu anda hayatta olan bireyleri kapsarken, gelecek nesillerin iklim değişikliğiyle mücadelede mevcut başarısızlıkların ve ihmallerin sonuçlarının giderek daha ağır bir yükünü taşıyacaklarının açık olduğunu belirtmiştir. Başvuruyu, bireysel dört başvurucu açısından kabul edilemez bulmuştur. AİHM, başvurucu dernek açısından ise iklim değişikliğinin insanlığın ortak kaygısı olma özelliğinin ve nesiller arası yük paylaşımını teşvik etme ihtiyacının, iklim değişikliği bağlamında dernekler tarafından yasal yollara başvurulmasına izin verilmesini uygun hale getirdiğini belirterek başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.
Mahkeme, İsviçre'nin geçmişte sera gazı emisyonlarını azaltma hedeflerini tutturamadığını, İsviçre makamlarının, Sözleşme'nin 8. maddesi uyarınca iklim değişikliği bağlamındaki pozitif yükümlülüklerine uygun olarak ilgili mevzuat ve tedbirleri tasarlamak ve uygulamak için zamanında ve uygun bir şekilde hareket etmediğini, dolayısıyla İsviçre’nin takdir yetkisini ("takdir marjını") aşmış olduğunu ifade ederek Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca iklim değişikliği davalarında yerel mahkemelerin oynadığı kilit rolün vurgulanmasının gerekli olduğunu düşündüğünü belirterek Avrupa Konseyi üyesi 46 Devlet açısından, Sözleşme yükümlülüklerine uyulmasını sağlamanın öncelikle mahkemeler de dahil olmak üzere ulusal makamlara düştüğünü vurgulamıştır. İsviçre’deki ulusal mahkemelerin, şikâyetlerin esasını incelemeyi neden gereksiz bulduklarına dair ikna edici gerekçeler sunmadıklarını, iklim değişikliğine ilişkin bilimsel kanıtları dikkate almamış ve derneğin şikayetlerini ciddiye almamış olduklarını tespit ederek Sözleşme’nin 6. maddesinin (adil yargılanma hakkının) ihlal edildiğine karar vermiştir.
Aslında AİHM’ in vermiş olduğu bu karar, sadece İsviçre açısından değil, aynı zamanda Avrupa Konseyi’ne üye olan aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 46 ülke açısından da iklim değişikliğine karşı yükümlülüklerini yerine getirmeleri için etkileyici nitelikte olacaktır. Bundan sonra AİHM’de yeni iklim davalarının açılmasına öncülük edecektir. Söz konusu karar, bu yönüyle emsal teşkil edecek nitelikte olan, AİHM’ in iklim değişikliği konusunda vermiş olduğu ilk ihlal kararıdır. Ayrıca bu karar, sadece davayı açan derneğin üyeleri olan yaşlılar için değil aralarında gençler de olmak üzere herkes için önemli bir hukuki kazanımdır.
İstanbul Barosu Çevre Kent ve İmar Hukuku Komisyonu Üyesi, İklim Hukuku Alt Çalışma Grubu Koordinatörü
Av. Nurgül Uzun


