Atatürk İlke Ve Devrimleri Toplumumuzun Ortak Mutabakatıdır.
İstanbul Barosu Başkanlığı’nca, yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin bir basın açıklaması yapıldı. Atatürk İlke ve Devrimleri’nin toplumumuzun ortak mutabakatı olduğu ifade edilen açıklamada, Hukuksal bir tartışmanın gölgesinde, bu mutabakatın ortaklık ifade eden kabulünü tartışma konusu yapmanın kimseye yarar sağlayamayacağı vurgulandı.

İstanbul Barosu Başkanlığı’nca, yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin bir basın açıklaması yapıldı. Atatürk İlke ve Devrimleri’nin toplumumuzun ortak mutabakatı olduğu ifade edilen açıklamada, Hukuksal bir tartışmanın gölgesinde, bu mutabakatın ortaklık ifade eden kabulünü tartışma konusu yapmanın kimseye yarar sağlayamayacağı vurgulandı.
Anayasa Metinlerinin başlangıç bölümlerinde, ülkelerin “kurucu iradelerinin” yer almasının, metne ideolojik bir niteliğin verilmesi şeklinde de yorumlanamayacağının belirtildiği açıklamada, bu nedenlerle İstanbul Barosu olarak, anılan öneriyi, siyasal yönü ağır basan, “sözde” bir hukuksal tartışma olarak niteliyoruz. Gerçekten bir “açılım” planlanıyor ise, Anayasanın 12 Eylül 1980 darbesinin izlerini taşıyan maddelerine ağırlık verilmesine dikkat çekiyoruz, denildi.
Basın Açıklamasının tam metni aşağıda yer almaktadır.
BASIN AÇIKLAMASI
01.08.2007
AKP Mersin Milletvekili Prof.Dr. Zafer Üskül’ün son günlerin gündeminde yer alan açıklaması, içeriği itibariyle siyasal ve hukuksal bir nitelik taşımaktadır.
AKP tarafından yeni bir Anayasa Taslağı hazırlanmakta olduğuna ilişkin bilgilerle, Sayın Üskül’ün bu çalışmalara katkı vermek amacıyla adı geçen partiye “fiili iltihakı” birlikte değerlendirildiğinde, anılan açıklamanın ciddiyetle yorumlanması gerektiği kanısındayız.
Anayasa Hukuku tekniği açısından yapılması gereken yorumların en önemlisi, Anayasanın Başlangıç bölümünde açıkça belirtilen Atatürk İlke ve Devrimlerinin, anayasaya uygunluk denetimlerinde “ölçü norm” olarak alınıp alınamayacağı veya bir başka anlatımla bunların “anayasa bloğu” oluşturup oluşturamayacağıdır.
Sayın Üskül’ün önerisi yaşama geçerse, anayasal denetimde Atatürk İlke ve Devrimleri, ölçü norm olarak dikkate alınmayacaktır. Bu da yasaların Anayasaya uygunluğu denetiminde Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini oluşturan Atatürk ilke ve devrimlerinin dikkate alınmasını önleyecektir. Gerçekten de, 1982 Anayasasının Başlangıç bölümünde yer alan bu ifadenin 176. madde uyarınca Anayasa metni içinde değerlendirilmesi ve Devrim Yasalarının Korunmasını öngören 174. maddenin açık hükmü, bu değişiklikle ortadan kaldırılmış olacaktır.
Türkiye Barolar Birliği tarafından 2001 yılında yapılan bir çalışma ile Anayasa Taslağı hazırlanmış ve bu çalışmada Sayın Üskül de görev almıştı. O tarihteki metinde, Atatürk İlkeleri, söz konusu Anayasa Taslağının başlangıç bölümünde yer almış ve Devrim Yasalarının Korunması başlıklı madde ise, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın Anayasa metni içinde korunmuştur.
Sayın Üskül’ün değişen görüşlerinin nedeninin , hukuksal değil, siyasal temelli olduğu kanısındayız. Çünkü, bu değişiklik talebinin temel amacı, AKP iktidarının Anayasa Mahkemesinin etki alanını kısıtlamak olduğu son derecede açıktır.
Atatürk İlke ve Devrimleri, toplumumuzun ortak mutabakatıdır. Hukuksal bir tartışmanın gölgesinde, bu mutabakatın ortaklık ifade eden kabulünü tartışma konusu yapmak, kimseye yarar sağlayamaz.
Anayasa Metinlerinin başlangıç bölümlerinde, ülkelerin “kurucu iradelerinin” yer alması, metne ideolojik bir niteliğin verilmesi şeklinde de yorumlanamaz.
Bu nedenlerle İstanbul Barosu olarak , anılan öneriyi, siyasal yönü ağır basan, “sözde” bir hukuksal tartışma olarak niteliyoruz. Gerçekten bir “açılım” planlanıyor ise, Anayasanın 12 Eylül 1980 darbesinin izlerini taşıyan maddelerine ağırlık verilmesine dikkat çekiyoruz.
Önemle vurgulamak isteriz ki, Anayasaların ortak mutabakat gerektiren metinler olması nedeniyle, sadece kişi veya bir partinin değil, bütün halkımızın ortak görüşünü yansıtması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yeni bir anayasa çalışmasına, söz konusu açıklama ile başlanması talihsizlik olmuştur.


