Atamızı Minnetle Anıyoruz...
Antiemperyalist mücadelesine önderlik ettiği ulusunu, zaferden sonra çağdaşlığı hedefleyen devrimlerle geliştiren, mazlum milletlere de sömürgenlerin yenilebileceğini gösteren Atatürk’ü ölümünün 69.yılında bir kez daha minnetle anıyoruz.

Antiemperyalist mücadelesine önderlik ettiği ulusunu, zaferden sonra çağdaşlığı hedefleyen devrimlerle geliştiren, mazlum milletlere de sömürgenlerin yenilebileceğini gösteren Atatürk’ü ölümünün 69.yılında bir kez daha minnetle anıyoruz.
Aynı zamanda da önceki yıllardan daha farklı bir ortamda anıyoruz: Emperyalist güçler epeydir, Atatürk resimlerinin devlet kurumlarından indirilmesinin, Atatürkçü düşüncenin de devlet ve yönetim açısından tayin edici norm olma özelliğine son verilmesinin zamanının geldiğini söylemektedirler.
Yine, her derecedeki eğitim öğretim kurumlarınca, yeni kuşaklara, antiemperyalist, çağdaş, laik, ulusal çıkarları gözeten, halkçı bir anlayışın simgesi olan Atatürkçü düşüncenin aktarılmasına da son verilmesinin gerektiğini söylemektedirler.
Hedef, Türk düşünce sisteminden, kamusallığından ayıklanarak, ulus devletin düşünsel temeli olma özelliği yok edilmiş bir Atatürk, felsefi olarak ta yok edilmiş, ulusal kurtuluşun onurlu mirasının halkın bilinçaltından silinmesiyle belleklerde de öldürülecek bir Atatürk’tür.
Bunun içindir ki; Atatürk adının ve çağdaşlığı simgeleyen Atatürk ilkelerinin, tayin edilen, görevlendirilen bazı komisyonlara hazırlatılan sipariş Anayasa taslaklarından özenle ayıklandığını görmekteyiz. Atatürk adını anayasa başta olmak üzere hukuk metinlerinden çıkarmakla ulusumuzun gönlünden, kafasından da çıkarabileceklerini düşünenler yanılmaktadırlar.
İnsanlığın ilk çağlardan bu yana gönüllerinde yaşattıkları, özlemini çektikleri bağımsızlık, özgürlük, adalet, eşitlik, onur gibi yüce düşünceleri yok etmek nasıl olanaksızsa, bu düşüncelerin simgesel kişiliği ve kimliği Atatürk’ü de ülkemizin, ulusumuzun gönlünden, belleğinden silmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.
Cumhuriyet’in, Atatürk’ün mirası ulus devletin, laikliğin tasfiyesinin zamanının geldiğini, bunun için güçlerinin yeterli, zamanın da uygun olduğunu düşünenler yanılmaktadırlar. Ulusumuz Atatürk’ün mirası Cumhuriyet’i, ulus devleti, çağdaş değerleri savunma kararlığına sahiptir.
İstanbul Barosu ulusal bağımsızlığı, laik düzeni, hukukun üstünlüğünü savunma ve çağdaş bir anlayışla geliştirme konusunda üzerine düşen sorumlulukları bundan sonra da eksiksiz olarak yerine getirme uğraşı içinde olacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


