Artvin/Cerattepe "Birilerinin" Değil Tüm Türkiye'nin Ve Gelecek Kuşaklarındır
ARTVİN HALKININ YANINDAYIZ.

HALKA KARŞI HUKUKSUZ VE ÖLÇÜSÜZ ŞİDDETE DERHAL SON VERİLMELİDİR.
ARTVİN HALKININ YANINDAYIZ.
Ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı dönem dikkate alındığında, iç barışa, sükunete ve birlikteliğe en çok ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, bu sıkıntılı dönemden yararlanmak isteyen, kamuoyunca çok iyi bilinen niteliklere sahip bir kişiye ait şirket, eşsiz güzellikteki Artvin Cerattepe'de yine hukuk dışı,gayrı ahlaki ve gayrı insani bir girişim başlatmıştır.
Artvin Cerattepe'de maden arama inadının, bunun Artvin ve doğa bakımından geri döndürülemez sonuçları Mahkeme kararına ve bilirkişi raporlarına dahi yansımışken, ÇED Raporu iptal edilmiş olmasına karşın zamanlaması bakımından da ilginç bir şekilde yine gündeme gelmesi düşündürücüdür. Yüzlerce endemik bitki çeşidine ve olağanüstü bir doğal güzelliğe sahip bu bölge, sadece belirli bir kişi veya kişilere ait olmayıp öncelikle Artvinlilere, tüm Türkiye'ye, gelecek kuşaklara ait bir tabiat ve kültür mirası olup, kişisel hırs ve çıkarlara feda edilemez. Bu hukuksuz, gayrı ahlaki ve gayrı insani girişime karşı hukuki ve anayasal haklarını kullanan halka karşı güvenlik kuvvetlerinin uyguladığı hukuksuz ve orantısız güç de kabul edilemez. Kişisel maddi çıkarlar ve zenginleşme uğruna halk ile güvenlik güçleri karşı karşıya getirilmekte, kamusal barış ciddi bir tehdit altına sokulmaktadır. Aynı şekilde gelecek kuşaklar adına da doğayı korumak isteyen halka "terörist" sıfatının yakıştırılması da kabul edilemez. Asıl terör, yargı süreci dahi beklenmeksizin, gerekli izinler dahi alınmaksızın güvenlik güçleri halkın üzerine sürülerek doğaya karşı uygulanan geri döndürülemez katliam girişimi ve halka bu sıfatın yakıştırılmasıdır. Nitekim Anayasamızın 56.maddesi uyarınca herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı bulunduğu gibi; aynı madde uyarınca çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevi ve hakkıdır. Aynı şekilde Anayasanın 34.maddesine göre herkes önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Hal böyleyken yurttaşların, kente, Cerattepe'ye, belirli yerlere gidebilmelerinin engellenmesi, hukuki bir dayanaktan yoksun olmakla Anayasa'nın 23.maddesindeki seyahat hürriyetine aykırı olduğu gibi TCK'nun 109.maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır.
Siyasi iktidarın, Anayasal görevini yerine getirmeyip bunu yerine getirmeye çalışan halka karşı hukuksuz ve ölçüsüz müdahaleleri kabul edilemez. Devlet ve iktidarların görevi belirli kişilerin, zümrelerin zenginleşmesini temin değil, kamusal yararı gözetmektir. Bu gözle bakıldığında asıl "altın" ın veya "maden" in çıkarılmaya gerek olmayacak şekilde bu eşsiz doğanın kendisi olduğu görülecektir. Milletçe İçinde bulunduğumuz bu sıkıntılı dönemde bu inat, toplumsal barışın bozulması dışında hiç bir yarar getirmeyecektir. Bireysel çıkarlar uğruna halka karşı uygulanan bu şiddet kabul edilemez ve asıl terör de budur.
İstanbul Barosu olarak bu hukuksuz, gayrı ahlaki ve gayrı insani katliam ve talan girişimini tanımadığımızı ve kabul etmediğimizi, bu açıdan Artvin halkının yanında olduğumuzu ve tüm gücümüzle desteklediğimizi, destekleyeceğimizi; bu hukuksuz girişim ve dayanaksız/orantısız güç kullanımına karşı Artvin Barosu ile tam bir dayanışma içinde gerekli girişimlerde bulunacağımızı kamuoyunun bilgisine sunmaktayız. Bu açıdan yetkilileri uyarmakta, Anayasal görevlerini yapmaya davet etmekte; halkla, hukukla inatlaşmaktan vazgeçerek tüm ulusa ve gelecek kuşaklara ait bu doğa ve kültür hazinesini korumaya davet etmekteyiz.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


