Aramızdan Ayrılışının 77. Yılında Atamızı Saygı Ve Minnetle Andık
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu, Büyük Kurtarıcı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk,

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu, Büyük Kurtarıcı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 77. yıldönümünde hafta boyunca etkinliklerle anılıyor.
Atamızın “terk-i hayat” eylediği saat 09.05’de Tüm Türkiye’de ve yurt dışı temsilciliklerde saygı duruşu yapıldı, anıt ve büstlerine çelenkler konuldu.
İstanbul Barosu Başkanlığı Taksim Cumhuriyet Anıtında yapılan resmi törene katıldı. İki dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’ndan sonra protokole göre çeşitli kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler anıta çelenk bıraktılar. İstanbul Barosu Başkanlığının çelengini ise Baromuz Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal bıraktı.
Resmi törenden sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal avukatlarla birlikte bir basın açıklaması yaptı. Açıklama şöyle:
Ebediyete intikalinden bu yana 77 yıl geçti. Seni her geçen gün daha çok anıyor, anlıyor, arıyor ve özlüyoruz.
Ne yazık ki bugün huzurunda sana memleketten iyi haberler verememenin üzüntü ve mahcubiyeti içindeyiz. İmkansızı başararak, silah arkadaşların ve milletle beraber kurtardığın vatan darda, en büyük eserim dediğin Cumhuriyet, dahili ve harici büyük bir kuşatma ve saldırı altındadır. Emperyalizm, yerli işbirlikçileri ve taşeronları ile birlikte her gün artan bir şiddetle saldırmaktadır. Ülke sivil bir diktaya, koyu bir baskı rejimine doğru sürüklenmektedir. Kurucu değerler sistematik olarak aşındırılmakta, türlü yalanlar ve çarpıtmalarla toplumsal bellekten silinmeye, vatanın milletiyle bölünmez bütünlüğü parçalanmaya çalışılmaktadır. Yurtta sulh, cihanda sulh ilkesinin yerini, yurtta kutuplaşma ve çatışma, cihanda düşmanlık ve savaş almıştır. Vatan, etnik ve mezhepsel bir cehenneme çevrilmiştir. Vatanın bazı bölgelerine gidilemez hale gelmiştir. Ülke kaynakları aleni hırsızlık ve yolsuzluklarla talan edilmektedir. Bunu engellemesi gereken yargı kuşatılmış ve teslim alınmış, daha acısı Cumhuriyetin savcı ve hakimlerinin bir kısmı da teslim olmuş, güce ve iktidara biat etmişlerdir. Adalet adliyenin dışına çıkarılmıştır. Milli egemenlik "saraya" hapsolmuş, kaldırdığın saltanat geri gelmiştir. Hilafet ise yoldadır. Demokrasiden teokrasiye geçilmiştir. Din tüccarları ve simsarları işbaşında, el üstündedir. Kuruluş değerleri ile topyekûn bir hesaplaşma söz konusudur. Millet, eğitimsiz ve yoksul bırakılmış, yalan topluma ve siyasete egemen olmuştur. En acısı da sözde senin izinden gidenlerin, sahte bağlılık gösterileriyle milleti aldatarak sana ve eserlerine saldırmasıdır. Yani Ata'm, hukuk askıya alınarak zorla ve hile ile, aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, gaflet, delalet ve hıyanet her yeri sarmıştır.
Demiştin ki: “Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asil cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”. Yapamadık Atam, o dikkati gösteremedik.
Ancak yine demiştin ki: "İçine düştüğümüz kanlı ve kara tehlikeleri görmeyecek hiçbir yurtsever düşünülemez. Tarih, bir milletin varlığını ve hakkını hiçbir zaman inkar edemez. Vatanımız, milletimiz aleyhinde verilen hükümler kesinlikle iflasa mahkumdur. Vatan ve milletin kutsal saydığı şeylerin kurtarılıp korunması konusunda son sözü söyleyecek ve bunun hükmünü yaptıracak güç, bütün vatanda bir elektrik şebekesi haline girmiş olan ulusal akım ve yiğitlik ruhudur...Bir milletin ruhu zaptolunmadıkça, azim ve iradesi kırılmadıkça, o
millete hakim olunamaz. Yüzyılların yarattığı ulusal ruha, güçlü ve sürekli ulusal iradeye hiç bir kuvvet karşı koyamaz."
Şimdi yine 1919 koşullarındayız. Senden aldığımız görev ve güçle, ne yapacağımızı biliyoruz. Şimdi sandıkları açma, tekrar kuvvayı milliye kalpaklarının ve çizmelerini giyme, yeni bir milli mücadele başlatma zamanıdır. Söz veririz ki, Cumhuriyete yönelik hain saldırı ve başkaldırı mutlaka defedilecek, ilke ve devrimlerin yeniden ülkeye egemen olacak, yarım kalan devrim tamamlanacaktır. Hiçbir güç sana olan sevgi ve saygımızı, ilkelerine bağlılığımızı ortadan kaldıramayacak, Cumhuriyeti koruma kararlılığımızı sarsamayacaktır.
Ne denli alçakça yalanlar ve saldırılar olursa olsun, bu millet seni ve yaptıklarını unutmamaktadır, unutmayacaktır. Ancak ülkemizi bu günlere sürükleyenler ve onların işbirlikçileri, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır.
İstiklal Marşımızda şöyle denmektedir: Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; / Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. / Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın.../ Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Şimdi sana, silah arkadaşlarına ve şehitlerimize borcumuzu ödeme zamanı. Şimdi Cumhuriyetimize, toprak bütünlüğümüze, varlığımıza, milli birliğimize, kardeşliğimize karşı yönelen emperyalist dahili ve harici "hayasızca akın" a, milletçe hep birlikte dur deme, gövdemizi siper etme zamanıdır.
Muhtaç olduğumuz kudret, tarihimizde, sözlerinde, yaptıklarında, damarlarımızdaki asil kanda, ülkemize olan sevgimizde mevcuttur. Bu uğurda canımız, kanımız, varlığımız Cumhuriyetimize, ülkemize ve milletimize fedadır.
En derin sevgi, saygı ve minnet duygularımızla...
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


