Arabuluculuk Yasa Tasarısı Akademisyenlerce Değerlendirildi
İstanbul Barosu ve Genç Avukatlar Birliğince düzenlenen panelde Arabuluculuk Yasa Tasarısı bilim adamlarınca değerlendirildi.

İstanbul Barosu ve Genç Avukatlar Birliğince düzenlenen panelde Arabuluculuk Yasa Tasarısı bilim adamlarınca değerlendirildi.
Panel, 8 Aralık Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, Arabuluculuk Yasası Tasarısının açıklanmasından sonra kurulan bir komisyon tarafından üzerinde çalışıldığını ve hazırlanan raporun tüm kamuoyuyla paylaşıldığını söyledi.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35/a maddesinin bu ihtiyacı karşılayabileceğini hatırlatan Kolcuoğlu, “Açıkça görülüyor ki, Arabuluculuk Yasası Tasarısı, Avukatlık mesleği içinde değerlendirilmesi gereken bir alanı, diğer mesleklere de açmaktadır. Tasarının 21. maddesine göre, dört yıllık lisans eğitimini tamamlayanlar, belirtilen eğitimi aldıkları takdirde, Arabuluculuk sıfatına hak kazanmak üzere sınava alınabilecektir. Hukuk lisans diplomasına sahip bulunmayanlar için 21. maddenin 2. fıkrasında getirilen hüküm ise, bunların yüz saat “hukuk eğitimi” almalarını zorunlu kılmaktadır” dedi.
Yargının sorunlarını yargı dışı organlarla çözme vaadinde bulunan hükümetin bu niyetini gerçekleştirmeye çalıştığını belirten Kolcuoğlu, yargıyı etkin hale getirmeden yargının görevlerini başka alanlara taşıma çabasının doğru olmadığını, bunun yeni sorunlar doğuracağını bildirdi.
Kolcuoğlu, “Tasarıyla ilgili olarak getirilen en büyük eleştiri bu tasarının yasalaşması durumunda laik hukuk düzeninin örseleneceği ve bunun yerine çok hukuklu bir sistemin geleceği yönündeki haklı endişelerin dile getirilmesi olmuştur” dedi.
Oturumu yöneten İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Baro olarak Genç Avukatlar Birliği ile daha önce Arabuluculuk Yasa Tasarısı hakkında bir çalışma yaptıklarını, bu çalışmaya ilişkin raporu kamuoyuyla paylaştıklarını, çalışmanın sürdürüldüğünü, düzenlenen panelin de bu çalışmanın akademik anlamda bir devamı olduğunu söyledi.
Durakoğlu, daha sonra ilk sözü Prof. Dr. Selçuk Öztek’e verdi.
Arabuluculuk sisteminin neo-liberal bir çözüm olarak ortaya çıktığını, küreselleşen güçlerin daha rahat hareket edebilmesi için devlet yargısının zayıflatılmasının öngörüldüğünü belirten Öztek, ulus devlet anlayışında böyle bir yasaya gerek olmadığını, uyuşmazlıkların alternatif çözüm yolları ve tahkimle çözülemeyeceğini anlattı.
Prof. Dr. Öztek, “Arabuluculuk Yasa Tasarısı avukat aleyhine bir durum yaratıyor. Anlaşma sonucunda imzalanacak ilamın devlet tarafından onayını öngörmüyor. Avrupa Birliği Komisyonu böyle bir belgenin bir otorite tarafından imzalanmasını kabul etmiştir. İtalya’da, Fransa’da böyledir. Taslak bu haliyle yasalaşırsa uygulama karışıklığına neden olacaktır” dedi.
Prof. Dr. Kamil Yıldırım, Arabuluculuk sistemini Avusturya ve Alman hukuku ve uygulamaları açısından değerlendirdi.
Avusturya ve Alman hukukunda devlet yargısına büyük önem verildiğini, Arabuluculuk sisteminin de belli kurallara bağlandığını belirten Prof. Dr. Yıldırım, açıklanan Arabuluculuk Yasası Tasarısında madalyonun iyi yüzünün gösterildiğini, sistemin hangi ihtilaflarda kullanılacağının gerekçede açıkça belirtilmediğini, “el sıkışıp gidecekler” anlayışının hafiflik olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Yıldırım, uzlaşmada varılan sonucun belli bir kurala bağlanması gerektiğini, uzlaşanların birlikte mahkemeye gidip tespit isteyebileceklerini, eğer arabuluculuk sistemi kurulacaksa sistemin içinde mutlaka avukatların bulunması zorunluluğunu vurguladı.
Prof. Dr. Nevhis Deren Yıldırım ise konuyu yabancı hukuk sistemleri ile arabuluculuk sistemi ve avukatlık arasındaki ilişkiler açısından değerlendirdi.
Arabuluculuk Yasa Tasarısı yasalaşır ve uygulamaya konulursa yargı bağımsızlığına zarar veren bir kurum olarak ortaya çıkabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Nevhis Deren Yıldırım, uzlaşmazlıklarda alternatif çözümün 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 35-a maddesinin uygulanmasıyla elde edilebileceğini inandığını, bu maddenin çok iyi bir düzenleme olduğunu bildirdi.
Arabuluculuk görevini üstlenecek avukatların tarafsızlık görünümünü pekiştirmek amacıyla biraz değişmeleri gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yıldırım, “Aslında insanlar uzlaşma ve arabuluculuk görüşmelerine avukatlarıyla gelmeliler. Aksi hal hukuk güvenliğini zedeler” dedi.
Arş. Gör. Mert Namlı, Belçika hukukunda arabuluculuk sisteminin nasıl uygulandığını anlattı.
Belçika’da arabuluculuk sisteminin iki yıl önce aile hukukunda uygulanmaya başlandığını belirten Namlı, sistemde onaylanmış ve onaylanmamış arabulucuların görev yaptığını, meslek kısıtlamasının bulunmadığını, ancak arabulucunun tarafsızlığının nasıl sağlanacağı, hukukçu olmayan bir arabulucunun bu görevi nasıl yapacağı, tarafların anlaşması kamu düzenine uygun mu, değil mi gibi tartışmaların sürdüğünü bildirdi.
Namlı, arabuluculuk sisteminin küreselleşme açısından siyasi yönünün de tartışıldığını ve arabuluculuğun pek ucuz bir sistem olarak ortaya çıkmadığını vurguladı.
Genç Avukatlar Birliği Başkanı Av. Hasan Kılıç da konuşmasında, akademisyenleri dinledikten sonra Arabuluculuk Yasa Tasarısının kötü değil, çok kötü bir Tasarı olduğunu öğrendiklerini ve verdikleri mücadelede haklı çıktıklarını söyledi.
Arabuluculuk sisteminin ülkemizi, güçlünün hukukunun uygulandığı bir sürece doğru götürebileceğine işaret eden Kılıç, mevcut Tasarının ülkemiz koşullarına uymadığını, feodal yapıda, cemaat-tarikat egemenliğindeki bu düzende en çok kadınların zarar göreceğini bildirdi.
Kılıç, “Endişelerimiz dikkate alınmıyor, mücadelemiz iş kaybına bağlanıyor, Tasarı yeni bir meslek yaratma peşindedir. O nedenle Tasarı geri çekilmelidir” dedi.
Daha sonra panelin soru-cevap bölümünde, akademisyenler katılımcıların çeşitli sorularını yanıtladılar.


