Anılar Demeti Yayınlandı
İstanbul Barosu ANILAR DEMETİ yarışmasına katılan eserler yayın kurulu tarafından kitaplaştırıldı.

Türk Dili Dergisinin 1972 Mart, Anılar sayısında Salah Birsel; "<ı>Yazarlar anılarını anlatırken kendileriyle ilgili ı><ı>gerçekleri örtmeye önem verirler ama başkalarıyla ilgili gerçekleri kolayca açığa vururlar. Bunun için anılara başkalarının kusurlarım, küçüklüklerini, patavatsızlıklarını ve haksızlıklarını anlatan kitap gözüyle bakılsa yeridir. Yalnız, şunu da unutmamak gerekir ki amalar ancak akıllarında kalanı yazarlar. Onlardan, akıllarında kalmayan şeyleri beklemek yersizdir." diyor.
İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonu anı yarışması düzenlediği zaman doğrusu bu denli anılarla karşılaşacağımızı düşünmemiştim. Yarışmaya katılan anıları okumaya başlayınca salt mahkeme koridorlarından süzülen anı kırıntıları ile karşı karşıya olmadığımızı anladım.
Seçici kurulda Sayın Sami Karaören, Sayın Mehmet Başaran, Sayın Hülya Özkan ve de (ışıklar içinde yatsın) geçen yıl yitirdiğimiz Vedat Günyol Hocamızla
birlikte görev yaptık. Anı değerlendirmelerinde bulunduk. Vedat Hoca, birincinin açıklandığı ve bir şiir akşamının da gerçekleştiği Pera Palas'taki geceye, sayrılığı nedeniyle gelememişti. Ama geceden birkaç gün önce, kimi seçtiniz diye sorduğumda, kaç gündür boğazımdan lokma geçmiyor. Çok etkilendim. Av. Mete Göktürk'ün "Ölüm Cezası" anısını seçtim demişti.
Aynı yanıt Sami Ağabeyden ve de Mehmet Başa-
ran'dan da gelmişti. Hülya Hanım ile biz de aynı yönde seçimimizi yapmıştık. Av. M. Mete Göktürk arkadaşımız Cumhuriyet Savcısı olduğu bir dönemde başından geçen bir ölüm cezasının infaz gecesini anlatıyordu. Dönem 12 Eylül dönemiydi. Bir Savcı; böyle bir dönemde verilmiş ve onaylanmış bir idam kararının infazını gerçekleştirirken bile nasıl insan olunabileceğinin izlerini bize gösteriyordu. Anıyı okurken birçok yerinde hıçkırıklarla boğulduğumu anımsıyorum. Aslında duygu patlamasına yol açan bir neden de, bu olayla Değerli Meslektaşımız Halit Çelenk'in "İdam Gecesi Anılan" arasında koşutluk kurmamdı; Denizler, Denizlerle geliyordu usuma... Darağacında üç fidan...
Av. M. Mete Göktürk'ün anısı yukarıda belirttiğim Salah Birsel'in yazısındaki gibi başkalarının kusurlarını, küçüklüklerini vermiyordu. Bir sanatçı duyarlığı ile olaylar arasında ilişkiler kuruluyor, eleştiri ve özeleştiri işletiliyordu. Aynca dili, anlatımı asla sıradan değildi. Birinciliği kesinlikle hak eden bir anıydı... Yazının özü ve biçimi de dengeliydi...
Ölüm Cezası" anısıyla Av. M. Mete Göktürk yarışmaya katılmasa kimi birinci seçerdik? Yarışmada ikincilik ya da üçüncülük yoktu. Bu denli çok derece verebileceğimiz yapıt katılacak mı kuşkusundan mı kaynaklanmıştı bu durum bilemiyorum? Ancak Av. Pekay Kurşunoğ-lu'nun "O Yerler" anısı şiir tadında yazılmış ve okuyuculara kalıcı hazlar bırakan bir anıydı. Av. Pekay Kurşu-noğlu yazı yazmayı sürdürmeli, burada bırakmamalı... Anıdaki betimlemeleri, imgeleri, kurguyu ve de lirik anlatımı unutamayız. Av. Pekay Kurşunoğlu'nun anısı bende Rimbaud'yu, Baudalaire'i anımsattı.
Aynı tadı Öznur Tatar'ın "Bir Kararın Yarattığı Esenlik Dolu Fırtına" anısında da bulduğumuzu belirtmeliyim... Av. Öznur Tatar ya da Av. Pekay Kurşu-
noğlu, de Birinci olmaya değer anılar göndermişti bize...
Burada adlannı anmadığım ancak yarışmaya katılan diğer yapıtlar da övgüye değer anılardı. Bu anıların yayımlanmasından sonra, başka yayın organlarında da bu anılarla karşılaşacağınızı sanıyorum... Daha yayımlanmadan önce çok gazeteci bu anılara ulaşmak istemişti.
Yanşmacı olmadığı halde birçok arkadaşımızın anısını da yayımladık bu yapıtta. Örneğin Prof. Dr. Erdener Yurtcan'ın Boynunu Büken Sanık' anısı yarışma dışı bir anı... Ancak meslektaşlarımızın mahkeme ve adliye koridorlarındaki sorunlarına parmak basması nedeniyle özellikle okunmasını salık veririz
İkinci örnek Av. Ömer Dedeoğlu'nun anılan. Bu anılar Yarışma düzenleyen Komisyon başkanının Av. Ömür Dedeoğlu olması nedeniyle yarışma dışı bırakılmıştı. Av. Ömer Dedeoğlu, Av. Ömür Dedeoğlu arkadaşımızın babasıydı...
Seçici kurul üyelerimizden Sami Karaören Mehmet Başaran ve de Vedat GünyoL Cumhuriyet Gazetesinin <ı>"Yunus Nadi Öykü Ödülü" yarışmasının da seçici kurulundan. Sami Karaören Ağabeyimiz deneyimli bir gazeteci. Aynı zamanda iyi bir şiir eleştirmeni. Çok kişi onun binlerce şiiri belleğinde tuttuğunu bilmez Mehmet Başaran. <ı>Köy ı><ı>Enstitülerinin yetiştirdiği bir yazın emekı>ı>çisi ve ustası. Şiir. öykü ve roman dalında ürünleri var. Vedat Günyol Hocamız ise bir denemeci ve en önemlisi aydınlanman; onu anlatmaya sayfalar yetmez...
Yayımladığımız tüm anılar okunmayı hak ediyor...
Bu arada iki arkadaşımızdan da söz etmek istiyorum. "Dağ Duası" şiiriyle Av. Müşir Kaya Canpolat ve de "Bir Mitoloji Üstüne" adlı şiiriyle Av. Ozan Bengisu...
En az mesleklerindeki başarı denli şiirde başarıyı yakalayan arkadaşlarımız... Diğer şiirlerini de okumanızı salık veririz...
Kitabın son bölümünde şiir seçkilerine yer verdik. Bu şiirlerden; <ı>"Kanma", "Anlatamıyonım", "Serenad", "Mo-easta Et Errabunda", Sami Karaören'in; <ı>"Yan Yana İki Ülke Gibiyiz Seninle", "Telefon", "66. Sone", "Anı", "Gitme Kal" ise Mehmet Başaranın seçtiği şiirler... Bu şiirı>ı>lerden <ı>"Moesta Et Errebunda Baudalai-ı><ı>re"m şiiri. Bu şiir birçok şair tarafından çevrilmiş dilimize... Ancak Sami Karaören, Ahmet Muhip Dranasîn çevirisini bularak iletti bize... Okumalısınız...
Sabahattin Eyüboğlu çevirisi ile Arthur Rimba-ud'nun SARHOŞ GEMİ şiirini de biz seçtik. Bu ünlü şiiri Sait Maden ve Erdoğan Alkan da çevirmiş. Eyüboğ-lu çevirisi tercüme kokmayan daha şiir geldi bize...
Son olarak; Pablo Neruda'dan söz etmemek olamazdı. Doğal olarak Lorca'dan da... Neruda'nın <ı>"Yanık Şiir'l ile her ikisine de merhaba dedik...ı>
Kitapta yer alan çok sayıda Karikatür, Av. M. Mete Göktürk'ün... Anıda olduğu denli Karikatürde de çok başarılı. Karikatürleri <ı>"Sen İşine Bak" adlı albüı>münden aldık. İzni için Sayın Göktürk'e teşekkür ediyoruz.
Şiir tadında kalın...
<ı>Av Celal Ülgenı>


