Anayasanın Değiştirilemez Maddeleri Ve Başkanlık Sistemi
İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezince

İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezince (CUMER) düzenlenen “Anayasanın Değiştirilemez Maddeleri ve Başkanlık Sistemi” konulu panel, 1 Haziran 2011 Çarşamba günü saat 13.30’da Kadıköy Belediyesi Brifing Salonunda yapıldı.
Panelin açılış konuşmasını İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek yaptı.
CUMER Üyesi Av. Nursen Karacalıoğlu’nun yönettiği panelde konuşan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ekrem Ali Akartürk, %10 barajının seçim barajından çok demokrasinin barajı olduğunu söyledi. Akartürk, seçime katılan 10 partiden dokuzunun 9.90 oy alsa ve baraj altında kalsa bu demokrasi mi olacak diye sordu.
Seçimlere katılan ve seçilen kadın oranlarının çok düşük olduğuna dikkat çeken Akartürk, partilerin de demokratik olmadığını ve milletvekili adaylarını parti yönetimlerinin ve genelde genel başkanların belirlediğini, halkın bu aday listelerini onaylamak durumunda kaldığını söyledi. Bu yöntemle atamaya dayanan ve güvenilirliği kuşkulu bir Meclis oluşturulduğunu, Mecliste yeterli demokratik temsilin sağlanamadığını belirten Akartürk, bu takdirde Meclis’in sürekli kan kaybettiğini bildirdi.
Bugünkü yapısıyla Meclisin katılımcı değil çoğunlukçu bir sistem olduğunu söylemenin bile mümkün olmadığını vurgulayan Akartürk, Anayasada yapılan değişikliklerle yasamadan sonra yargının da yürütmenin denetimine girdiğini, bu durumda kuvvetler ayrılığından ve yargı bağımsızlığından söz etmenin mümkün olmadığını, gelecekte Türkiye’nin büyük sorunlar yaşamasının beklendiğini sözlerine ekledi.
İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Dikmen Caniklioğlu da Başkanlık sistemi talebinin geçmişi hakkında bir derleme yaptı.
Başkanlık sistemini savunanların nasıl bir başkanlık sistemi istediklerini söylemediklerini belirten Caniklioğlu, daha önce hiç kimsenin parlamenter hükümet sisteminden ciddi olarak şikâyet etmediğini, 9 yıldır ülkeyi yönetemeyenlerin başarısızlıklarını parlamenter hükümet sistemini yükleyip, bundan kurtulmak istediklerini söyledi.
Parlamenter hükümet sisteminin iyi işlemesi için her şeyden önce parti içi demokrasinin gerçekleşmesi gerektiğine vurgu yapan Caniklioğlu, 9 yıldır tek parti yönetimiyle istikrar sağladığını iddia eden hükümetin istikrarsızlıklar yaratarak cumhuriyetin tüm değerlerini tartışmaya açtığını ve başkanlık sistemini getirecek yeni anayasayla cumhuriyetle hesaplaşmak istediğini anlattı. Caniklioğlu, parlamenter sistemde hızlı karar alamadıklarını öne sürerek başkanlık sistemini isteyenlerin, iktidarlarında yanlış kararlar aldıkları için rejim sorunuyla karşı karşıya kaldıklarını sözlerine ekledi.
Galatasaray Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu ise, anayasaların devletin iskeleti olduğunu, hangi devlet sistemi kabul ediliyorsa anayasanın da o sisteme uygun yapılması gerektiğini söyledi.
Her sistemin kendine özgü bir mantığının bulunduğunu, anayasalarda yer alan değiştirilemez maddelerin o sistemin güvencesi olduğunu belirten Yüzbaşıoğlu, buna ilişkin dünyadaki anayasalardan örnekler getirdi.
Türkiye’de parlamenter sistemde sorunlar yaşanıyorsa, demokrasi kesintiye uğruyorsa, bunda siyasi partilerin 1960’dan bu yana gerçek anlamda tarafsız bir Cumhurbaşkanı seçememiş olmasının büyük rolü bulunduğunu belirten Yüzbaşıoğlu, “Parlamenter sistemin başında Kral konumunda bir Cumhurbaşkanı olması gerekir. Her partinin içinde fazla particiliğe bulaşmamış akil adamlar vardır. Burada anlaşamazlarsa parlamento dışında vardır. Bu yapılamadığı için başkanlık sistemi arayışına geçilmiştir. Bunun o kadar kolay olacağını sanmıyorum” dedi. Yüzbaşıoğlu, başkanlık sisteminin zor bir sistem olduğunu, bunun ABD’de ülke koşullarından kaynaklandığı için sadece ABD’de uygulandığını bildirdi.
1961 Anayasasını dünyanın en ileri anayasalarından biri olduğunu, toplumdaki demokrasi kültürü ve deneyiminin bunu anlamakta zorlandığını, o nedenle anayasanın topluma bol geldiğinin söylendiğini belirten Yüzbaşıoğlu, ülkeyi yönetemeyenlerin suçu anayasaya yüklediğini, 12 Eylül 2010’da yapılan değişikliklerle de diktatörlüğe giden yola kırmızı halı döşendiğini sözlerine ekledi.


