İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Anayasanın Cumhurbaşkanı Seçiminde Uzlaşmayı Örgördüğü Bildirildi

İstanbul Barosunun 129. kuruluş yıldönümü ve “Avukatlar Günü” kutlamaları çerçevesinde 7 Nisan Cumartesi günü Saat 14.00’da Atatürk Kültür Merkezinde “Cumhuriyet ve Cumhurbaşkanlığı konulu bir panel düzenlendi.

Anayasanın Cumhurbaşkanı Seçiminde
Uzlaşmayı Örgördüğü Bildirildi

İstanbul Barosunun 129. kuruluş yıldönümü ve “Avukatlar Günü” kutlamaları çerçevesinde 7 Nisan Cumartesi günü Saat 14.00’da Atatürk Kültür Merkezinde “Cumhuriyet ve Cumhurbaşkanlığı konulu bir panel düzenlendi.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu’nun yönettiği panele TBMM Önceki Başkanı Av. Hüsamettin Cindoruk, Anayasa Mahkemesi Onursal Üyesi Prof. Dr. Fazıl Sağlam, Danıştay Onursal Başkanı Nuri Alan ve GS Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu katıldı.

İstanbul Barosu Başkanı Kolcuoğlu, açılış konuşmasında geçmiş dönem cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkında bilgi verdi ve iktidar partisinin tutumu ve ideolojisi yüzünden 11. cumhurbaşkanı seçiminin büyük önem taşıdığını ve konunun tartışıldığını vurguladı.

Anayasa Mahkemesi Onursal Üyesi Prof. Dr. Fazıl Sağlam, bugün ülkemizde çoğunlukçu istemle çoğulcu sistem çatışması yaşandığını, mecliste çoğunluğu sağlayanların kendilerini milli irade ile özdeşleştirdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Seçiminin Meclis Başkanı seçimiyle karıştırılmaması gerektiğini belirten Sağlam, bugünkü iktidarın sürekli cumhurbaşkanının yetkilerinin çokluğundan yakındığını, oysa Anayasayı kolaylıkla değiştirebilecekleri bir güce sahip olduklarını, nedense bu yola gitmediklerini savundu.

Prof. Dr. Sağlam, Anayasamıza göre cumhurbaşkanlığı seçiminin özel hükümlere tabi olduğunu, seçimin Anayasa Mahkemesine intikal etmemesi için iktidar ve muhalefet görevlerini yerine getirip bir aday üzerinde uzlaşmaları gerektiğini anlattı.

Danıştay Önceki Başkanı Nuri Alan da, Cumhurbaşkanının adli ve idari yüksek yargı, askeri yargı, YÖK, Üniversiteler ve hükümet kararları üzerinde çok büyük yetkilere sahip olduğunu, Mecliste çoğunluğu elinde bulunduranların şimdi bu yetkileri ele geçirmeye çalıştığını vurguladı.

Nuri Alan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye Cumhuriyeti Devletini haklı bulan türban kararını beğenmeyen, ‘Efendi, ulemaya sor’ , ‘Yargıya güvenmiyoruz’ diyen İktidar mensuplarının cumhuriyet kurumlarına karşı bilinen tutumu yüzünden AKP’den çıkacak Cumhurbaşkanının yargıyı, yasama ve yürütmeyle bütünleştirerek tümüyle siyasallaştıracağını, bunun da toplumda gerilimlere neden olacağını vurguladı.

TBMM Önceki Başkanı Av. Hüsamettin Cindoruk ise paneller, toplantılar ve mitinglerle çok değişik bir cumhurbaşkanı seçimi yapılacağını, bugüne kadar böyle bir şeyin görülmediğini bildirdi.

10 Cumhurbaşkanı döneminde laiklikten ödün verilmediğini hatırlatan Cindoruk, ilk kez İslamcılık akımının Cumhurbaşkanlığını ele geçirecek duruma geldiğini belirtti.

Bugün cumhurbaşkanı adayı olarak öne sürülen kişi olan Başbakanın dört kez kapatılmış bir partinin içinde yer aldığını, Yargıtay’ın bu kişi hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bulunduğunu anlatan Cindoruk, “Bu sonuçları cumhuriyeti koruyan kurumlar yok sayabilirler mi? Anayasa mahkemesi tarihi bir kararla karşı karşıyadır. Cumhuriyetin bekası buna bağlıdır. Bir insanın en büyük rakibi mazisidir. Bu onun başbakan olmasını engellememişse bile cumhurbaşkanı olmasını engelleyecektir” dedi.

Prof. Dr. Nemci Yüzbaşıoğlu, genel seçimlerde %10 barajının uygulanmasıyla temsilde adalette zafiyet ortaya çıktığını, ancak bunun meşruiyeti sorgulayacak aşamada olmadığını bildirdi.

2002 seçimlerinde %45 oyun baraja takıldığını, halen TBMM’nin toplam seçmenin %43,3’ünü temsil ettiğini, cumhurun yarısını bile oluşturmadığını belirten Yüzbaşıoğlu,  “Cumhurbaşkanlığı seçimi için cumhurun %50 + 1 olması gerekir. Sıkıntı buradadır. Bu meşruiyet zaafı demektir” dedi.

Cumhurbaşkanı seçebilmek için ilk turda Anayasanın 96. maddesine göre toplantı ve karar sayısı olan 367 katılımın aranacağını belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, Anayasanın, Cumhurbaşkanlığı gibi devleti temsil edecek makama seçilecek kişi üzerinde uzlaşmayı öngördüğünü kaydetti.

Anayasanın yılların deneyimiyle oluşturulmuş ciddi bir metin olduğunu, Anayasanın nafile turlar düzenlemediğini savunan Yüzbaşıoğlu, seçim kuralları sonuna kadar uygulanıp bir seçim yapılamazsa, o zaman milletin hakemliğine gidileceğini bildirdi.

Yüzbaşıoğlu, TBMM’nin 5 aydır ara seçim yapmadığını, milletvekillerinde seçimden kaçış gözlendiğini, Anayasanın ihlal edildiğini belirterek “ulusal kurtuluş savaşı yapmış bir meclisi ne hale getirdiler” dedi.

Galeri

Kategori:Haberler