Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı
İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü (CUMER) Merkezince düzenlenen ‘Anayasa

İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü (CUMER) Merkezince düzenlenen ‘Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı’ konulu panel 6 Ekim 2012 Cumartesi günü saat 14.00-18.00 arasında Orhan Adli Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Saliha Karakuzulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların 2747’sinin karara bağlandığını ve bu davaların 2400’ünde Türkiye’nin mahkûm edildiğini söyledi.
Bazı Anayasa değişiklikleri için 12 Eylül 2010’da yapılan referandumla Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun kabul edildiğini belirten Karakuzulu, 24 Eylül 2012’den itibaren de Anayasa Mahkemesinin başvuruları kabul etmeye başladığını ve bugüne kadar adil yargılanmanın ihlali nedeniyle 53 başvuru yapıldığını bildirdi.
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek’in yönettiği oturumda konuşan CUMER Kurucu Başkanı Av. Burhan Öğütçü, özel hukuk ve vergi hukuku bakımından Anayasa şikâyeti ile ilgili olarak oluşabilecek sorunlara dikkat çekti.
Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bertil Emrah Oder, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun yasal dayanakları hakkında bilgi verdi. Bireysel başvuru hakkının kapsamına bağlı sorunular yaşanacağını belirten Oder, bireysel başvuru hakkını düzenleyen yasada, kamu tüzel kişisi ile özel hukuk tüzel kişisi arasında bir ayrım yapılmadığını, bu kişilerin nasıl başvuru yapacaklarının belli olmadığını bildirdi.
Uluslararası hukukun Avrupa Sosyal Şartı’na göre düzenlendiğini, çünkü daha geniş anlamda bir güvencenin söz konusu olduğunu kaydeden Oder, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının henüz bu güvencenin bütünselliği düzeyine gelmediği söyledi. Anayasaya bireysel başvuru hakkının kullanım alanlarının çok sınırlı tutulduğuna işaret eden Oder, OHAL yasası, Yüksek Seçim Kurulu Kararları, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları ve Cumhurbaşkanının kişisel faaliyetlerine bireysel başvuru hakkının kullanılamadığını, siyasilerin kendi alanlarını yargı denetiminden uzak tuttuklarını anlattı.
Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesince yapılan tüzük değişiklikleri sonucunda bu mahkemenin Başkanının denetiminde bir ‘Raportör Mahkemesi’ haline dönüştürüldüğünü söyledi. Kanadoğlu, yasada bireysel başvurunun amacının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidilmesini azaltmak olarak belirlendiğini, bunu yanlış bulduğunu, bu durumda amaçla sonucun birbirine karıştırıldığını belirtti. Kanadoğlu, ‘Esas, mahkemenin görevinin, ‘ hakkın ihlali ve maddi zararı’ tespit olmalıdır’ dedi. Anayasa Mahkemesinin uygulama yöntemleri ile Avrupa ülkelerindeki uygulamalar arasında dağlar kadar fark bulunduğunu belirten Kanadoğlu, Adalet Bakanlığının elini çekmediği melez bir kurum yaratıldığını, bunu çok vahim bulduğunu sözlerine ekledi.
Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu, uluslararası hukukun bir içtihat hukuku olduğunu söyledi. Uluslararası hukukta ulusal egemenliğe saygı ve iç işlerine karışmama ilkesinin öne çıktığını belirten Mutlu, uluslararası yargıda rızanın önemli olduğunu, rıza vermeyen hiçbir devletin uluslararası mahkemeye götürülemeyeceğini bildirdi. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkına ilişkin görüşlerini de dile getiren Mutlu, “Anayasa Mahkemesinin etkin bir iç hukuk yolu olacağı hakkında kuşkularım var. Bu nedenle bireysel başvuru hakkının kurumsallaşamayacağı kanısındayım” dedi. Panelin sonunda soru-cevap bölümüne geçildi.


