İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının Yerine Getirilmesi

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının Yerine Getirilmesi

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının Yerine Getirilmesi

İstanbul Barosu Başkanlığı, Türk Ceza Hukuku Derneği ve Anayasa Hukuku Derneğinin ortaklaşa düzenledikleri ‘Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının Yerine Getirilmesi’ konulu toplantı, 31 Mart 2018 Cumartesi günü saat 10.30’da Baromuz Merkez Bina Konferans Salonunda yapıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Türkiye’de yargının içinde bulunduğu bugünkü konum itibariyle bireysel başvuruyu, hukuk devletinin tutunduğu tek alan olarak görmeye başladığını söyledi.

Türkiye’nin bugün giderek ağırlaşan hukuk ve yargı sorunlarının 2010 referandumuyla hız kazandığını belirten Durakoğlu, “O referandumda biz en çok Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun oluşumu üzerinde durduk. Anayasa Mahkemesinin oluşumuna çok da fazla dikkat çekilmedi” dedi.

 Anayasa Mahkemesinin yeniden oluşturulma sürecinin bir hukuk projesinin gerçekleştirilmesinden daha çok hukukun değiştirilememesi nedeniyle hukukçunun değiştirilmesi temeline dayalı bir önemli özelliği ifade ettiğini saptayan Durakoğlu, bu özelliği nedeniyle de Anayasa Mahkemesinin yapısı siyasal etkilerin çok da fazla içinde olmaya başladığını ve Anayasa Mahkemesi’nin artık içtihatlarını değiştiren bir konuma doğru sürüklenmeye başladığını kaydetti.

Durakoğlu, “Bu bir hukuksal temelli olsaydı, örneğin Anayasa Mahkemesinin özellikle bireysel başvurularla ilgili kararlarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine referans şeklinde olabilseydi, bu nedenle bir içtihat değişikliği söz konusu olabilseydi, kimsenin bir itirazı söz konusu olmazdı. Ama öyle olmadı. Başka türlü gelişmeler ortaya çıkmaya başladı. Bu gelişmelerin sonucunda da geldiğimiz nokta Anayasa Mahkemesini bence ciddi şekilde rejimi savunmaktan kendisini uzaklaştıran, hukuk devletini savunmaktan uzaklaştıran bir noktaya getirdi” dedi.

Anayasa Mahkemesinin kanun hükmündeki kararnamelerin anayasaya uygunluk denetimini yapmayacağını belirtmesinin bu ülkede hukuk tarihi açısından da çok önemli bir dönemeci ifade edeceğini hatırlatan Mehmet Durakoğlu, son çıkan kanun hükmündeki kararnamede OHAL’in ilan edilmesine neden olan bir tek hüküm bulunmadığını, Anayasa Mahkemesinin kanun hükmünde kararnamelerin anayasaya uygunluk denetimini yapmayacağını söylemesinin, geçmişteki içtihatlarından vazgeçmesi, bugün itibariyle ortaya çıkan sorunu hem Anayasa Mahkemesinin itibarı açısından, hem de Türkiye’de hukuk devletinin korunması açısından çok önemli bir değeri ifade ettiğinin altını çizdi.

Anayasa Mahkemesinin itibar kaybında bir bidayet mahkemesi, bir ağır ceza mahkemesinin çok etkisi bulunduğunu belirten Durakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Hukuk öylesine siyasallaştı ki, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararın hemen ertesinde Başbakan Yardımcısının demeci, bir süre sonra Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasanın açık hükmüne rağmen verdiği bir karara dönüşebildi. Siyaset hukuku biçimlendirmeye başladı. Siyaset bir anlamda yargının stratejilerinin uygulandığı bir alan haline geldi. Bizim itirazımız bunadır.  Türkiye’de yargı kurumları bu denli siyasallaştıkça, bu denli ağır bir yükün altına girdikçe, bizim için tek tutamak neredeyse bireysel başvuru yolu olmaya başladı. Bireysel başvuruda pek çok şeyi kaybedersek sadece bireysel başvuru olmayacağını, hukuk devletine ilişkin tutunduğumuz dalın da kırılacağı kanısındayım”.

Programa göre ana konu konuşmacısı olarak nitelenen Anayasa Hukuku Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, konuşmasında genel hukuk ve anayasa sorunsalına değineceğini belirtti. Kaboğlu, AYM’nin yetkileri, Anayasa ve demokrasi, yargı ve demokrasi ilişkisi, adil yargı, hakkaniyetli yargı, mahkemeye ulaşma hakkı, mahkemede silahların eşitliği, mahkemelerin bağımsız ve tarafsızlığı, aleniyet ve çabukluk, yargı kararlarının uygulanması ilkeleri üzerinde durdu.

OHAL’de bu ilkelerin geçerli olup olmadığının tartışılması gerektiğini belirten İbrahim Kaboğlu, bireysel başvuru hakkının üç erk tarafından getirilmiş bir hak olmadığını, bireysel başvuru kararlarında AYM’nin daraltıcı bir görüşü benimsediğini bildirdi.  

2014 yılında başlayan anayasasızlaştırma çalışmalarının 15 Temmuz’dan sonra artmaya başladığına dikkat çeken Kaboğlu, Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Şahin Alpay kararlarını irdeledi ve bu kararların Anayasa Mahkemesinin tarihinde bir leke olduğunu bildirdi.

İki oturum halinde gerçekleşen toplantının ilk oturumunu İstanbul Barosu Adil Yargılama Takip Merkezi Başkanı Av. Aynur Tuncel Yazgan yönetti. Bu oturumda konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ulaş Karan, bireysel başvuru hakkından sonra Anayasa Mahkemesi kararlarının daha çok tartışılır hale geldiğini söyledi. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı konusunda hiçbir tereddüdün bulunmadığına işaret eden Karan, konuşmasında AYM kararlarının etkililiği, AYM tarafından esas hakkında verilen karar türleri, AYM kararlarının muhatapları, Tazminat konusu, yeniden yargılama kararları, ceza mahkemelerinin AYK kararlarına karşı gösterdiği direnç ve AYM’nin kurumsal yapısına yönelik alınması gereken önlemler üzerinde durdu.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, Latin Amerika ülkelerindeki anayasa koruma hareketleri üzerinde durdu. Bu ülkelerde hakka yönelik bir ihlal bulunduğunda bu ihlalin yeniden inşası ya da onarımı yoluna gidildiğini belirten İnceoğlu,  ihlal tespit edildiğinde tazminat ödendiğini ya da durdurma kararı verilerek ihlalini önlendiğini söyledi. Latin Amerika ülkelerindeki anayasa koruma hareketlerini Türkiye ile karşılaştıran İnceoğlu, Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında mahkeme kararını iptal yetkisinin bulunmadığını, yeniden yargılama kararı verip dosyayı geldiği mahkemeye gönderdiğini, AYM’ye bu yetki verilmediği için de alt mahkemelerin üst mahkemeye direncinin arttığını sözlerine ekledi.

Girne Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Federal Almanya Anayasa Mahkemesi ve kararlarının icrası konusunu ele aldı. Alman mahkemesinin, anayasal hukukun üstünlüğünü sağlamak amacıyla bağlayıcılık konusunun anayasada çok net biçimde yer aldığını belirten Kanadoğlu, alt mahkemelerin bu karara direnmelerinin mümkün olmadığını bildirdi. Kanadoğlu, bireysel başvuru açısından Türk ve Alman Anayasa Mahkemelerinin kararlarını karşılaştırdı.

Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Arş. Gör. Mert Duygun, konuşmasında Görgülü kararı ve bu kararın gerekçesi üzerinde durdu.

Toplantının ikinci oturumunu Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köksal Bayraktar yönetti. Bu oturumda konuşan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Doğru, Anayasa Mahkemesi kararlarının yerine getirilmemesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi mekanizmasının işletilmesi üzerindeki etkilerini anlattı.

Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Sınar da Anayasa Mahkemesi kararlarının yerine getirilmemesinin tutuklu başvurucular üzerindeki etkisi ve hâkimlerin cezai sorumlulukları üzerinde durdu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öznur Sevdiren, bireysel başvuru kararlarının ceza muhakemesi üzerindeki etkisini anlattı.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Tolga Şirin, Anayasa Mahkemesi kararlarının icrasının izlenmesi sorununu irdeledi.

Sunumların tamlanması ve ikinci oturumun da sona ermesi üzerine Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Duygun Yarsuvat başkanlığında tüm katılımcıların yer aldığı bir forum gerçekleştirildi.

Forum sonunda Türk Ceza Hukuku Derneği Başkanı Av. Mehmet İpek, tüm konuşmacılara, oturum yöneticilerine ve katılımcılara teşekkür etti. Oturum sonlarında konuşmacılara İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu tarafından birer Teşekkür Belgesi verildi.

 

 

Galeri

Kategori:Haberler
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının Yerine Getirilmesi | İstanbul Barosu