Alman Avukatlar Birliği (Dav) Toplantısı Düsseldorf’Ta Yapıldı
İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal,

İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, Alman Avukatlar Birliği (Deutscher Anwaltverein-DAV) tarafından 5-7 Haziran 2013 tarihlerinde Düsseldorf’ta gerçekleştirilen 64. Alman Avukatlar Günü’ne katıldı.
6 Haziran 2013 Perşembe günü, DAV Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Komitesi Başkanı Dr. Friedwald Lübbert ile görüşen Başkan Kocasakal, Lübbert’e Türkiye’de 2010 referandumu sonrası yargının geldiği nokta konusunda bilgiler aktardı. Kocasakal, yargının tamamiyle siyasi iktidarın kontrolü altına girdiğini belirterek kurulan Özel Yetkili Mahkemeler’de yargılama yapılmadığını, bu mahkemelerde hukuk eliyle muhaliflerin tasfiye edilmeye çalışıldığını ifade etti. Kocasakal, mahkemelerde avukatların yok sayıldığını ve yalnızca şekli bir unsur olarak görüldüğünü belirtti. Avukatların savunma haklarının mahkeme tarafından kısıtlanması, gizli tanıkların uzun uzun dinlenmesine rağmen avukatlara duruşmalarda söz verilmemesi, avukatların onlarca celseden men edilmesi üzerine, avukatların artık savunma görevlerine yerine getiremedikleri için mahkemeyi protesto mahiyetinde cübbe bıraktıkları ve duruşmalarına katılmadıkları Balyoz davasının 6 Nisan 2012 tarihli duruşmasına, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin, Avukatlık Kanunu’ndan aldıkları yetki ile giderek mahkemeden adil yargılama yapılması, usul kurallarına uyulması avukatların savunma haklarının kısıtlanmaması ve avukatlık onurunu zedelemekten kaçınılması taleplerinde bulunduklarını, bu nedenle haklarında “yargılama görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” iddiası ile 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açıldığını söyledi. Mahkemeden taleplerinin esas ile değil, usul ile ilgili olduğuna vurgu yapan Başkan Kocasakal, İstanbul Barosu Yöneticileri hakkında açılan diğer soruşturmalar konusunda da Lübbert’e bilgi verdi.
DAV’dan gelen davet üzerine, 7 Haziran 2013 Cuma günü düzenlenen ve oturum başkanlığını DAV Ceza Bölümü Başkanı Dr. Stefan König’in yaptığı “Türkiye’de avukatların yargılandığı ceza davaları” konulu panele de konuşmacı olarak katılan Kocasakal, Baro hakkında açılan dava ile, Türkiye’de avukatların toplu olarak yargılandığı diğer ceza davaları hakkında bilgi verdi. Kocasakal, Türkiye’de yaşanılanın “ileri faşizm” olduğuna değinerek “Bir ülkede, hak hukuk ihlalleri bağımsız bir yargı var ise çözülür. Ancak hukuksuzluk bizzat yargı eli ile yapılıyor ise gidilecek bir yer yoktur” dedi. Türkiye’de mahkemelerin korkulacak kurumlar haline dönüştüğünü ifade eden Kocasakal, özel görevli mahkemelerin demokratik bir toplumda yerinin olmadığına vurgu yaparak bu mahkemelerde “avukatın adının olmadığını, avukata söz verilmediğini” belirtti. 2010 yılı referandumu ile o güne kadar kuşatılmış olan yargının tamamen teslim alındığını ve yargının siyasi iktidarın kontrolü altına girdiğini kaydeden Kocasakal, yargının teslim alınmasının ardından ayakta kalan ve direnen tek gücün avukatlar ve avukatların örgütlü gücü olan barolar olduğunu, bu nedenle de baronun hedef haline geldiğini sözlerine ekledi. Konuşmasında, Taksim Gezi Parkı’ndaki eylemlere de değinen Başkan Kocasakal, bu süreçte baronun 24 saat açık olduğunu, şiddete maruz kalan ve gözaltına alınan yurttaşlara hukuki desteğin baroca sağlandığını ve şiddet ve zor kullanan kolluk görevlileri, onlara bu yönde emir ve talimat verenle ve bu fiilleri engellemekle görevli olup engellemeyenler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti. Türkiye’de savunmanın sistematik bir saldırı altında olduğuna dikkati çeken Kocasakal, “Direnmeye devam edeceğiz. Bu mesleği ve hukukun üstünlüğünü korumak için bir bedel ödemek gerekiyor ise buna hazırız” dedi.


