Aile Mahkemeleri Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanun Hakkında

20.01.2003
'Aile Mahkemeleri Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunu'
Hakkında Basın Bülteni
Aile Mahkemeleri yıllardır Kadın Hareketinin ve Kadın Hukukçuların talepleri arasında yer almıştı. 'Aile Mahkemeleri Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun' yürürlüğe girmesini sevindirici bir adım olarak karşılıyoruz.
Gerek aile içi ilişkilerden kaynaklanan sorunların uzmanlık isteyen bir mahkemede incelenip karara bağlanmasının zorunluluğu; gerekse aile içi eşitlik ve demokratik aile yapısına yönelik Medeni Kanun'la getirilmeye çalışılan değişikliklerin hayata geçirilmesi için, Medeni Kanun'la paralellik arzeden bu kanunun çıkarılması bir zorunluluktu.
Ancak Yasanın hiçbir maddesinde ve gerekçesinde eşitlik kelimesinin yer almaması önemli bir eksikliktir. Anayasa'nın 41. maddesinde de Devletin aile içi eşitliği sağlayacağı yönünde, bir hüküm bulunmaktadır. Bu nedenle, yasanın gerekçesinde ve yasanın ilgili bölümlerinde eşler arasında eşitlik ibaresinin bulunması gerekmektedir.Tasarıda "ailenin korunması" vurgusu fazlasıyla yapılmakta ancak, aile içinde eşitliği sağlayan, aile bireylerini şiddete karşı koruyan ve bu temeller üzerinde ailenin korunmasını esas alan ifadeler Yasada yer almamaktadır.
Maddelere ilişkin eleştiri ve önerilerimiz:
3. maddeye ilişkin eleştirilerimiz;
Aile mahkemeleri hakimlerinin nitelikleri ve atanmalarını ilişkin 3. maddenin "...evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve tercihan aile hukuku alanında lisansüstü eğitim yapmış olan hakimler arasından" atamaların yapılacağı şeklinde düzenlemesi ihtiyacı karşılayan bir düzenleme değildir.
Aile Mahkemelerinde görev yapacak hakimlerin atanmasında, evli-boşanmış, çocuklu-çocuksuz gibi kriterler konulması eşitliğe ve çalışma özgürlüğüne aykırıdır. Bunlar yerine, kadın erkek eşitliği, kadının insan hakları, kadına ve çocuğa yönelik aile içi şiddet konularında ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi Türkiye'nin imzalamış olduğu tüm sözleşmelerin hayata geçmesini sağlayacak perspektiflerle düzenlenen meslek içi eğitimlere katılan hakimler .
5. maddeye ilişkin eleştirilerimiz;
Aile Mahkemeleri bünyesinde görev alacak uzmanların da 3. maddeye ilişkin itirazlarımızda belirttiğimiz kriterlerle seçilmesi gerektiğini düşünüyoruz .
7. maddeye ilişkin olarak;
7. madde, Aile mahkemeleri, önlerine gelen dava ve işlerin özelliklerine göre, esasa girmeden önce, " aile içindeki karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün korunması bakımından eşlerin ve çocukların karşı karşıya kaldıkları sorunları tesbit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü, gerektiğinde uzmanlardan yararlanarak teşvik eder" şeklinde düzenlenmiştir. Bu emredici bir düzenlemedir. Oysa Hakim, aile içi şiddet, cinsel istismar vs gibi aile bireylerinin fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehlike altında bırakan durumlarda sulh yoluyla çözümü kesinlikle teşvik etmemelidir. Sulh yoluyla çözüme ancak tarafların açık talebi halinde başvurulmalıdır.
Belirttiğimiz maddelerin dışında ;
Yasal haklarını talep edemeyecek ve duruşmada kendini ifade edemeyecek fiziksel engeli olan, eğitimsiz olan, ekonomik varlığı kendisini avukat ile temsile yeterli olmayan taraflar, HUMK. 465-472 ve Avukatlık Kanunu 176-181 maddelerinde düzenlenen Adli Yardım hükümleri gereği, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden muaf tutulmalıdır. Ayrıca
Cinsel istismara ve şiddete uğrayan çocukların haklarının korunması için Baroların Çocuk Hakları Merkezi veya Komisyonlarında görevli avukatların zorunlu avukat olarak atanmasının sağlanması gerekmektedir.
Aile içi ilişkilerin bir uzmanlık mahkemesi tarafından incelenip karara bağlanması önemli bir gelişme olup yukarıda belirttiğimiz eleştiriler doğrultusunda yapılacak değişikliklerle kadın- erkek eşitliğine ilişkin önemli bir adım daha atılmış olacaktır.


