Adli Bilişim Paneli
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi ile Bilgi Üniversitesi Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Lostar Bilgi Güvenliği işbirliğinde “Adli Bilişim 2009” (Dijital Deliller Hukuku ) konulu panel büyük ilgi gördü

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi ile Bilgi Üniversitesi Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Lostar Bilgi Güvenliği işbirliğinde “Adli Bilişim
10 Şubat 2009 Salı günü saat 09.00 – 17.00 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesinde gerçekleştirilen Panelin sunuşunu İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim Teknolojisi Hukuku Merkezinden Leyla Keser Berber ve İstanbul Bilgi Üniversitesi, Lostar Bilgi Güvenliği A.Ş.’den Murat Lostar yaptı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, baş döndürücü bir hızla gelişen bilişim teknolojilerinin, bir yandan hayatımızı birçok yönden kolaylaştırabilirken, diğer yandan da hukuka aykırı kullanımlar yüzünden çeşitli problemler yaratabildiğini söyledi.
Devletin, kurumların ve şirketlerin elektronik kayıtları ile birlikte kişilerin özel yaşamına ilişkin kayıtların da her zaman risk ve tehdit altında bulunduğunu belirten Aydın, bu tür risk ve tehditlerin bertaraf edilebilmesi için her kişi ve kurumun "bilgi güvenliği politikası" oluşturması gerektiğini ve kişisel verileri güvence altına alan kanun tasarısının bir an önce yürürlüğe girmesinin şart olduğunu vurguladı.
Her türlü dokumana elektronik ortamlarda ulaşılabiliyor olmasının bir suçun kovuşturulmasında kullanılmak üzere elde edilen delilleri analiz edenlere büyük kolaylıklar sağladığını kaydeden İstanbul Barosu Başkanı Aydın, “Ancak, elektronik ortamlardan toplanan dijital deliller, birçok suçun kovuşturulması için büyük olanaklar sağlamasına rağmen, bu tür delillerin kolaylıkla yok edilebileceği, değiştirilebileceği hatta yoktan var edilebileceği gibi nitelikler taşıması itibariyle de oldukça hassas olduğu açıkça görülebilecektir” dedi.
Dijital delileri toplayıp analiz eden kurumların şüphe altında kalmaması için “adli bilişim” konusunun büyük önem taşıdığına işaret eden Aydın konuşmasını şöyle sürdürdü: “Özellikle şu günlerde, siyasi bir amaca hizmet ettiği şüphesi barındıran bazı soruşturmalar göz önüne alındığında, bu konu daha da fazla önem kazanmıştır. Bir dönem devletin zirvesinde görev yapmış kişilerin hukuka aykırı olarak gözaltına alınmalarının yaşandığı bu günlerde, bu kişilere ait bilgisayarlara el konulup analiz edilerek, soruşturma ile ilgisi olmayan verilerinin hatta özel yaşamının ifşa edildiği gözlemlenmektedir.”
"Adli Bilişim" konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. Maddesinde ve 5651 sayılı kanunun ilgili maddelerinde düzenlendiğini, yasa hükmünün hâkimler tarafından tam anlamıyla uygulanabilir olsa bile kaynak yetersizliği, cihaz yetersizliği, zaman yetersizliği, personel yetersizliği gibi gerekçelerle kanunun aşılmaya çalışıldığını hatırlatan Aydın, bireylerin mahremiyetinin, kurumların kamusal ya da ticari sırlarının söz konusu olduğu bu kadar hassas bir alanda, dijital delillerin usulüne ve tekniğine uygun bir şekilde toplanması ve analiz edilmesi için gerekli insan ve teknik altyapının biran önce yeterli seviyeye getirilmesi ve kendi standartlarının oluşturulması gerektiğini anlattı.
Av. Muammer Aydın, konuşmasında İstanbul Barosunun bilişim teknolojisine ilişkin çalışmaları hakkında da şu bilgiyi verdi: “İstanbul Barosu, bilişim teknolojilerine ve sosyal yararlarına önem veren ilk kurumlardan birisi oldu. Baromuz yaklaşık 11 yıldan beri hizmetlerini internet ortamına taşımış, interaktif bir ortam sağlayarak avukatlarımızın baroyla olan işlerini ve ilişkilerini kolaylaştırmıştır. Bugün itibariyle baronun birçok hizmeti internet ve bilişim olanaklarıyla yürütülmektedir. İstanbul Barosu, aynı zamanda İstanbul adliyelerine de donanım alt yapısı sağlayarak adalet hizmetlerini desteklemiştir. İstanbul Barosu, bu günlerde, tüm üyelerini elektronik imza, mobil imza ve elektronik cüzdan gibi çağın ve hukukun gerektirdiği yeni bilişim teknolojileriyle tanıştırmaya hazırlanmaktadır.
Bu toplantının organizasyonunda rol alan Bilişim Hukuku Merkezimi, 2001 yılında komisyon olarak başladığı çalışmalarında, bugüne kadar 3 Ulusal Bilişim Hukuku Sempozyumu, 3 meslek içi eğitim semineri, 30’u aşkın konferans düzenleyerek bilişim hukuku alanında kendisini bir merkez olarak kabul ettirmiştir. Merkezimizin üyeleri, çok yeni bir alan olan bilişim hukuku mevzuatı çalışmalarında aktif rol oynayarak bu alandaki düzenlemelere değerli katkılarda bulunmuşlardır. Merkezimiz, kuşkusuz bunlarla sınırlı kalmayarak çok daha güzel çalışmalara imza atacak ve bilişim hukukunun geleceğini şekillendirmeye devam edecektir.”
Sunuş ve açılış konuşmasından sonra panele geçildi.
Adli Bilişim Paneli üç oturum halinde gerçekleştirildi. İlk oturumda konuşmacılar “Teknik ve Akademik Açıdan Adli Bilişim”, ikinci oturumda“Kurumsal Uygulamada Adli Bilişim” ve son oturumda “Hukuk Uygulamasında Adli Bilişim” konusunu ele aldılar.
Bilişim teknolojisi uzmanı konuşmacılar, telefon dinlemelerinden sonra bilgisayar verilerinden elde edilen delillerin de tartışmalı hale geldiğini bildirdiler. Hukukçular ise, bilgisayar kayıtlarından elde edilen delillerin, hukuka uygunluğunun “adil yargılanma hakkı, özel hayatın gizliliğini ihlal etme riski bulunduğu gerekçesiyle” tartışmaya açık olduğunu, konuyu kapsayan CMK 134 ve 135. maddelerinin yeniden tanımlanması gerektiğini belirttiler.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Üyesi Ahmet Gürkan Gençkaya, adli bilişimde bilgisayar kayıtları incelemesinin olaydan hemen sonra yapılması ile verilerin sıcağı sıcağına tespit edilerek toplanması gerektiğini, aksi takdirde mahkemenin davayı reddedebileceğini söyledi.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Üyesi Adnan Değnekli ise bilişim alanında görevlendirilen bilirkişi kurulunun, uzman öğretim üyeleri ile hukukçulardan oluşmasını istedi.
Ankara Cumhuriyet Savcısı Hakan Kızılaslan son iki yıldır adli bilişim alanında çalıştığını ifade ederek “Bu alanda yaşadığımız en büyük sorunlar elimizde güncellenmiş, metadolojik bir karar indeksinin olmaması. Delillerin toplanması aşamasında hak ihlalleri, adil yargılanma hakkı, özel hayatın gizliliği gündeme geliyor. Herkes gizliliği hak eder, devlet bunu sağlamalı” dedi.
Kolluk kuvvetlerinin etik davranma konusunda hassas olması gerektiğini belirten Kızılaslan, “Savcıyla işbirliği yapan kolluk kuvvetleri güçlü, etik, hukuki değerlerle donatılmadıkça suçla mücadele mümkün değil” ifadesini kullandı.
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Başkanı Gökhan Ahi ise savcıların bilişim dosyalarına ilişkin yeterli bilgi sahibi olmaması nedeniyle, delillerin polisin getirdiği şekliyle iddianameye girebildiğine dikkat çekti.


