İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Adını Koyalım : Muhalifleri Sindirme Operasyonları

Yandaşların Cemaatle işbirliği yaptığı, onun kumpaslarına ortak olduğu yıllarda bile FETÖ ile mücadele eden

Adını Koyalım : Muhalifleri Sindirme Operasyonları

Yandaşların Cemaatle işbirliği yaptığı, onun kumpaslarına ortak olduğu yıllarda bile FETÖ ile mücadele eden, bedelini ödemeyi göze alan, bu uğurda en küçük bir sapma göstermeyen, 15 Temmuzun geleceğini çığlıklarıyla önceden ihbar eden;

 

Göreve başladığı ilk günden bu yana, teröre terör demekten çekinmeyen, hangi ideolojiden kaynaklı olursa olsun terörün hiçbir şekline en küçük bir haklılık vermeyen, bütün terör örgütlerini bu ülke için "ihanet şebekeleri" olarak nitelendiren;

 

Bugün de en küçük bir sapma göstermeksizin aynı noktada bulunan bir hukuk kurumu olarak ilan ediyoruz ki, bir çırpıda içinde 4 hukuk derneği de bulunan 370 Derneği, bu yöntemle kapatmak, tek kelimeyle "sindirme operasyonu"dur. 

 

Anayasa kaynaklı OHAL rejiminin KHK'lar eliyle giderek aldığı yeni boyut, OHAL'in  ilan edildiği gün yaptığımız ilk açıklamada yer alan kaygılarımızda ne denli haklı olduğumuzu gösterdi. Bugün OHAL, somut uygulamaları eliyle açıkça, "muhalifleri sindirme" operasyonlarının meşruiyetini sağladığı düşünülen bir tırpana dönüşmüştür. 

 

Terörle bağlantısı tesbit edilen gerçek kişilerin cezalandırılması da , tüzel kişiliklerin kapatılması da  kimsenin itirazına neden olamaz. Ancak böylesine yaygın bir kararın Bakanlık tarafından duyurulmak suretiyle açıklanması kabul edilemez. Bu konuda yurttaşların tatmin edilmesi, ancak gerekçeleri ile ikna edilen yargı kararları ile olasıdır. 

 

370 Derneğin, yargı kararı olmaksızın kapatılmasının ne kanun ne de hukuk karşısında dayanağı bulunabilir. İdeolojik yaklaşımları ne olursa olsun, soyut ifadeleri dayanak kabul edilerek yapılan kapatmaların, OHAL rejimi içinde bile "olağanüstü" sonuçları olacaktır. Üstelik, bu derneklerin içinde gerçekten terörle bağlantıları olduğu saptananlar mevcut ise, tercih edilen bu yöntemle kapatılma yoluna gidilmesi, onların da ayıklanmasını olanaksız kılan sonuçlar doğuracaktır. 

OHAL'in mevcudiyetini kendisi için antidemokratik uygulamaların bahanesi gören iktidar, bunun bir süre sonra AİHM'den döneceğine tanık olacaktır. AİHS'in 15. maddesi ile sevkedilen istisnaları görmezden gelerek - askı prosedürü içinde - yapıldığı anlaşılan değerlendirmeler, tümüyle hukuk dışıdır. 

 

Ne yazık ki, siyasal iktidarı bu uygulamaya sevkeden en önemli gerekçe de, Anayasa Mahkemesinin KHK'ların denetimini olanaksız gören kararıdır. Bu kararın bir hukuk kurumu olarak, savunulacak, tartışmaya değer görülecek, hiçbir gerekçesinin bulunmadığına inanıyoruz. Siyasal iktidar,bu kararın ertesinde artık kendisini hukukla sınırlanmış görmemektedir. TBMM'ni de devreden çıkarmış olmanın rahatlığı ile giderek gözünü karartan iktidar, bu alanda artık sınır tanımaz bir hukuksuzluğu tercih etmektedir. Savunma Hakkı'na getirilen kısıtlamalar ve cezaevlerindeki durum, bunun en somut göstergeleridir. 

 

Uyarıyoruz ki, bu gidişat, sadece ülkeyi değil, o arada siyasal iktidarı da bir felakete doğru sürükleyecektir. Büsbütün artış eğilimi gösteren ve tatmin bulamayan yetmezliklerin, OHAL ile elde edildiği düşünülen "geniş alanda" kullanılması, hukuksuzluğun meşrulaştırılması çabasıdır. 

 

Bunun çok ağır sonuçları olacaktır. 

 

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler